Geçtiğimiz hafta sonu Anadolu Engelliler Birliği
Derneği nin Genişletilmiş Şube Başkanları Toplantısı yapıldı. Bu toplantıda
birçok konu ele alındı. Fakat engellilerin eğitimi meselesi üzerinde bir hayli
duruldu. Konuşan arkadaşlar öyle problemlerden bahsettiler ki bu mesele yeni
baştan ele alınmalı ve bu hususta daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı kanaatine
varıldı.
Özellikle görme engellilerin okuduğu Arapça ve Osmanlıca
derslerinin braille yazısına göre oluşturulmuş herhangi bir kaynak veya kitabı
yok. Bazı üniversitelerde öğretim üyelerinden bize, Osmanlıcayı görme
engelliye nasıl okutacağız, bu konuda bize ne gibi yardımcı olabilirsiniz
diye talepler geliyor. Doğrusu ki, bu konuda herhangi bir alt yapı
oluşmadığından ne yapabiliriz konusunda çaresiz kalmaktayız.
İşte bundan ötürüdür ki, Hükümetler her icraatlarında ve
mevzuatlarında, hatta çıkaracağı kanunlarda toplumun bir ayrılmaz parçası olan
engellileri ayrıca düşünerek gerekli tedbirleri almaları şarttır. Kaldı ki, bu
problem sadece görme engelliler bazında değil, işitme engellilerin işaret
diliyle eğitimi, özellikle de dini eğitimleri çok problemli ve bir hayli zor
olmaktadır.
Bu hususta gerek Milli Eğitimin, gerekse Diyaneti İşleri
Başkanlığı nın, bu her iki camianın eğitimleri konusunda daha ciddi ve kapsamlı
çalışmalar yapması ve problemleri gidermesi zaruridir.
Bir diğer taraftan, çok engellilerin eğitimi (birden
fazla engeli olanlar) hususunda ise yolun taa başındayız. Bu konuda da
yetkililerin çok ciddi çalışmaları gerekmektedir.
Anadolu Engelliler Birliği Derneği bir sivil toplum
kuruluşu olarak kendine düşen görev ve sorumluluk bilinci içerisinde
çalışmaktadır. Devletin ilgili kuruluşları da üzerine düşeni yaparsa
problemlerin çözüleceğini düşünüyoruz.
Yazımızı bir örnekle bitirelim;
Çifte engelli dediğimiz yani hem işitme hem de görme
engelli olan kişiler için Almanya nın uyguladığı bir sistemin olduğunu
İtalya da tanıştığım bir Türk vatandaşı bana söylemişti. Avuç içi alfabesi ile
söz konusu engellilerin eğitimini yaptığı ve kendisinin de bunun uzmanı
olduğunu söylemişti. Ben bunu zamanın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına
anlattım ve Türkiye de de uygulamamız gerektiğini önerdim. Tamam denildi ama
takip ettiğim kadarı ile hiçbir çalışmanın yapılmadığını müşahede ettim.
İnşallah bundan sonraki hükümetler bu tür önerilerimizi
dikkate alır ve bu problemleri ortadan kaldırırlar diye temenni ediyorum.
Selam ve dua ile