Ne ateşkes dinliyor İsrail.
Ne bayram.
Ne iftar.
Cinayetlerine ara vermiyor.
Ateşkes esnasında bile katliamlarına devam ediyor.
Güya Gazze’de insani yardım amaçlı 72 saatlik ateşkes anlaşmasına varılmıştı.
Biz de derin bir nefes almış, hiç olmazsa 72 saat çocuklar, bebekler, kadınlar öldürülmeyecek diye umutlanmıştık.
Ancak öldürmeme, kan dökmeme anlaşmasına sadece 2 saat sabredebildi İsrail.
Refah’a düzenlenen saldırıda 90 Filistinli katledildi.
Önceki günkü saldırılarda da 160 kişi öldü,500 kişi yaralandı, zaten nüfusu nedir ki; kayıplar çok üst seviyede.
Şu kısa süre içinde 1600 ü geçen ölü, on bine yaklaşan yaralı sayısını artırmanın derdinde, İsrail.
“15 çocuk öldürdüm” diye paylaşımda bulunan asker, İsrail’in maskotu.
Sanki o bebekler, yaşlılar, kadınlar da “Hamas’lı gerilla” dedikleri vatanlarını savunan direnişçilerdir.
İsrail kesmedik ne baş koymakta, ne zeytin ağaçları.
Denizdeki balıkları bile katletmekte.
Gazze’nin ateşi hiç düşmeyecek gibi.
Sanki o kanlı eller, orayı da ele geçirip Filistinlilerin ya canlarını alarak ya da canlarından bezdirip göç ettirerek, yurtlarına evlerine İsraillileri bir kez daha yerleştirmek istemekteler.
Gazze’nin ateşi düşmeyecek zira artık daha güçlü bir direniş göstermekteler, öyle de ölmek böyle de ölmek diyen masum halk, dişiyle tırnağıyla füzelere bombalara karşı koymaya uğraşmakta.
Öyle ki karşılarındaki güçlü İsrail ordusuna karşı ataklarda bulunmakta hatta uluslararası Tel Aviv havaalanının bile uzun bir süre kapalı tutulmasına yol açtılar.
Askeri güçlerine zarar verecek ataklarla İsrail’i iyice kızdıran Gazze, bu kızgınlığın bedelini sivillerini kaybederek ödemekte.
Çünkü İsrail öldürecek direnişçi bulamadığında çocukları, yaşlıları, kadınları füzelerle vuruyor.
Boş plajlarda top oynayan çocukları, bayram ziyaretindeki yaşlıları öldürüyor.
Yaralıları tedaviye koşan Norveç’li doktor ağlayarak anlattı, İsrail’in vahşetini.
“O bebekler de mi terörist” dedi.
Fakat ABD, “İsrail’in savunma hakkı” diyerek cinayetleri çok meşru görmekte.
Huzaa bölgesindeki toplu infazın görüntüleri ortaya çıktı.
İsrail kara kuvvetlerinin girdiği bölge olan Huzaa’ya,10 gün boyunca ambulansların girişine bile izin verilmemişti.
Kayıtlarda onlarca kişinin toplu halde başlarından vurularak öldürüldüğü görülmekte.
Nidal de kız kardeşinin cesedine 9 gün sonra ulaştı.
İsrail’in Huzaa mahallesine saldırıları sırasında evlerinden kaçarken, engelli kız kardeşi Gadir’i götüremeyip ardında bırakmak zorunda kalan Nidal, o kısa ateşkeste evlerine koştu.
Aklı kardeşinde kalmıştı ama her canlı gibi o masumu da öldürmüşlerdi.
Nidal, Gadir’in cesedinin üstüne bir battaniye örttü, ağlayarak yanına uzandı. Nidal’in hüzünlü görüntüsü, herkesin yüreğini burktu.
Evlerine yakın bir yere kardeşini defneden genç Nidal’in ahı elbet bulacak katilleri.
Engelli Gadir de mi teröristti ki, o mazlumu da katlettiniz.