Engelleme siyaseti

Abone Ol

Siyaset kurumu gerçekten çok ilginç bir kurum. Ulusal ve

uluslararası olumlu ya da olumsuz gelişmelerle karşılaşıldığında sürekli bir

hikâye uydurmak zorundasınız. Bunu hem iktidar olarak takip edeceğiniz

politikayı belirlemek için hem de halkınızın olaylara istediğiniz doğrultuda

bakmasını sağlamak için yaparsınız. Mesela Arap Baharı Türkiye de Ankara nın

istediği ölçüde daha demokratik bir uyanışmış gibi takdim edilirken; İran da

ise İslami bir uyanışmış gibi yansıtıldı. Ülkeler süreci kendi vizyonlarına göre

okumayı tercih ettiler. İşte bugün Türkiye nin içerisinde bulunduğu durumu da

halka açıklamak lazımdı ve bugünlerde değerli yalnızlık çıkışıyla vaziyet

halka izah edilmeye çalışılıyor.

Değerli yalnızlık aslında enine boyuna uzunca

tartışılması gereken bir yaklaşımken, bugün Türkiye sınırları dışında çok da

bir anlam ifade etmeyen boyutta görünüyor. Çünkü bugün resmi büyüttüğümüz zaman

küresel oyun kurucuların gündeminde herhangi bir ülkenin onurlu bir duruş

sergilemesinin takip ettikleri yol haritaları bakımından bir değişikliğe sebep

olmayacağı çok açık. Onlar icraatlarına devam ediyorlar. Eskiden bir ülkeyi

istikrarsızlaştırmak istediklerinde, CIA den birisini bir çanta içerisinde 1

milyon dolar ile o ülkeye gönderip bir grup isyancı kiralayarak arzularına

ulaşabiliyorlardı. Artık işler daha karmaşık olsa da amaçlar aynı. Bugün

Türkiye den Mısır a birçok ülkede ortaya çıkan huzursuzluklar için bizler büyük

anlatılar uydurmak zorundayken, onlar meseleye çok basit bir tanımla

yaklaşıyorlar: Engelleme Siyaseti.

ABD-Rusya Arası Gerilim Oyunu

Bugün ABD ve Rusya arası ilişkilere baktığımızda Snowden

olayından tutalım da Suriye politikalarına kadar sürekli tırmanan bir gerilim

varmış gibi görünüyor. Gelgelelim bu gerilim en fazla bahsetmiş olduğumuz

engelleme siyaseti açısından işe yarar görünüyor. Daha açık ifade edelim.

Örneğin Suriye meselesinde ABD ve Rusya şuana kadar sürekli çeşitli konularda

anlaşmazlığa düşüp çatışır gibi yaptılar. Suriye deki vekâleten çatışan

tarafları karşılıklı desteklediler. Aslında Suriye deki anlaşmazlıklarını

bitirmeyerek Suriye yi bitirdiler. Müdahalenin tartışıldığı bugünlerde gerçek

anlamda çatışmanın bitmesi için müdahale etmeyerek bir ülkenin bitişine neden

oldular. Bugün Suriye de ekonomi diye bir şey kalmadı. Ekonomisi olmayan bir

ülke ise bitmiş bir ülke olarak en sonunda yerini başka aktörlere bırakacaktır.

Batı nın Hesap Hatası

Diğer yandan Batı dünyası bugün sahip olduğu üstünlüğü

devam ettirmek adına yaymaya çalıştığı demokratik ilkelerin tam tersi bir

şekilde bölgenin zalim diktatörlerine destek vermeye devam ediyor. Tabi bunu

engelleme siyasetinin bir parçası olarak devam ettiriyor. Ancak burada Batı çok

net bir hesap hatası yapıyor. Bölgede artan anti-Batıcılığı kamu diplomasisi

yöntemiyle azaltmaya çalışsa da tepkiler daha da fazlalaşıyor. Çünkü

diktatörlere verdiği destek kısa vadede işini görse de, uzun vadede halkı

kendilerinden daha da yabancılaştırıyor. Mısır ile Sisi nin çok farklı şeyler

olduğunu çok geç fark edecekler. Ama bu fark ediş onların hegemonik istikrar

politikalarının da aynı zamanda sonu olacak.

Açık Oynamak

Dönelim bizim değerli yalnızlık anlayışımıza. Ankara bu

yaklaşımın darbenin bile hoş görüldüğü uluslararası politikada onurlu bir

duruşa karşılık geldiğini ifade edebilir. Değerli yalnızlığın bu kadar tepkiyle

karşılanması ise ilginç bir şekilde bize başka bir gerçeği hatırlatmasından

kaynaklanmaktadır. Gerçekten de Türkiye nin bugün sıfır sorun anlayışıyla

çıktığı yolda komşusunun kalmaması zaten büyük bir eleştiri konusuydu. Değerli

yalnızlık ile Ankara nın bu yalnız bırakılmayı kabul ettiği zannedildi. Böylece

Türkiye ve yalnız kalma ifadesinin yan yana gelmesi bile psikolojik bir tepkiye

neden oldu.

Bize göre ise sorun Türkiye nin uzun bir süredir

politikalarında açık olmamasından kaynaklanmaktadır. İktidar partisinde bir

taraftan İslam dünyasının liderliğine oynandığı söyleniyor diğer taraftan

İslami bir hareket olunmadığı deklare ediliyor. İslami olmayan bir hareketin

İslam dünyasına liderlik etmesi ise ancak Batı nın içerisinden çıkan düşünceler

tarafından arzu edilebileceğinden hiçbir İslam ülkesine ikna edici gelmiyor.

Darbeye darbe demek önemlidir. Peki, Sisi ye darbeci derken onun arkasındaki

ABD ile müttefikliği gözden geçirmemek ne kadar onurlu bir duruşa karşılık

gelmektedir Türkiye nin dış politikada yalnız bırakılışı kesinlikle Batı nın

engelleme siyasetinin bir ürünüdür. Değerli yalnızlık da muhteva açısından

olmasa da bu siyasetin bir çıktısı olarak ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Türkiye

her şeyden önce bir istikamet kontrolü yapmak mecburiyetindedir.