Enflasyon rakamı ve düşündürdükleri...

Abone Ol

Geçtiğimiz haftanın başında açıklanan Ocak ayı enflasyon

rakamları olumlu bir görüntü sergilemiyor. Anılan dönemde tüketici fiyatları

yüzde 1.65 oranında gerilemiş. Piyasa beklentilerinin üzerinde hissettiği

enflasyonun daha yüksek oluşu ise ilginç bir çelişki oluşturuyor. Genel

görünüm, Türkiye ekonomisine ilişkin belirsizlik ve kırılganlığın arttığına

işaret ediyor. Tüketici fiyatları içinde gıda ve alkolsüz içecek grubundaki

öngörülemeyen artış hem beklentilerin aşılması hem de büyük çoğunluğun

hissettiği enflasyonun daha yüksek olmasında belirleyici olmuş izlenimi

yaratıyor.

Baştan söyleyelim, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından

hesaplanan bu enflasyon rakamları, büyük çoğunluğun satınalma gücünde yaşanan

erozyonu temsil etmiyor. Bu durum hesaplamada kullanılan tartıların, kurumsal

tüketim ve yerleşik olmayanların ülkemizdeki harcamalarının dahil edilmesi ile

sulandırılmış, hanehalkının durumundaki değişimi yansıtmaktan uzaklaşmış

olmasından kaynaklanıyor. Eğer sadece hanehalkının tüketim yapısı dikkate

alınsa idi Ocak ayı enflasyonunun yüzde 2 düzeyini aştığı görülecekti. 2005

yılında benimsenen hesaplama yöntemi zorunlu ihtiyaç maddelerinin ağırlığını

azaltarak enflasyonun olduğundan daha değişik, büyümeyi ise daha yüksek

görünmesini sağlıyor. Bu durum kısa vadede gerçeklerin üzerini örterek günün

kurtarılmasına yardım etse de orta-uzun vadede sorunların ağırlaşmasına ve

kırılganlığın artmasına sebep oluyor. Zorunlu ihtiyaç maddelerinin ağırlığı her

yıl geriletildikçe kendi gerçeklerimizden uzaklaşıyor, hayal dünyasında daha

derinlere inerek şuursuzlaşıyoruz... Gerçeği yansıtmıyor olsa bile hesaplanan

verilerde görülebilecek olumsuzlukları ihmal etme gafretini de sürdürmeye

çalışıyoruz!...

Örneğin tüketici fiyatları içindeki gıda ve alkolsüz içecek

grubunun Ocak ayı fiyat artışı yüzde 4’ü bulurken, aynı dönemde üretici

fiyatları içindeki tarım grubundaki gerileme yüzde 3’ü aşıyor. Bu çelişkiyi

salt iklim koşulları ile açıklamak ve geçici olduğunu varsaymak gerçekçi bir

değerlendirme olabilir mi Hayvancılık sektöründe giderek artan olumsuzluğu,

genelde tarımsal üreticilerin borç batağına saplanışını, samanı bile ithal

etmek durumunda kaldığımızı hesaba katar isek olumlu düşünmek mümkün mü ..

Tarım ve sanayide maliyetler artmaya devam eder iken ürün fiyatlarının durgun

seyretmesi veya gerilemesi ekonominin iyiye gittiği anlamına gelebilir mi ..

Başta enflasyon ve diğer makro ekonomik göstergelerde olduğu

gibi rakamsal verileri olduğundan iyi göstererek kendi gerçeklerini görmezden

gelmek en hafif deyimle tedbirsizliktir, şuursuzluktur; bunun sorumlusu da

siyasi iradedir. Bu durum tarımsal üreticinin hasat mevsiminde ağustos böceğini

oynamasına, sonbahar ve kış mevsiminde ne yapacağını hiç hesaba katmamasına

benzer. Söz konusu durum aklın kötüye kullanılmasını, keyfiyet ve

adaletsizliği, özetle söylemek gerekir ise istikrarsızlığı da beraberinde getirir.

Bu aşamada yine sormak gerekiyor. Kendi gerçeklerimizi görmezden gelip masal

anlatarak vatandaşın canı ve malını korumak hükümet olmanın gereğini yapabilmek

mümkün müdür ..

Ortada bir sıkıntı veya sorun var ise bunun olabildiğince

erken fark edilmesi ve büyümeden çözülmesi için çaba harcanması hayati

önemdedir. Ancak böyle yapmak yerine olumsuzluğun üzerini örtüp bilinçli olarak

gereğini yapmamak iyi niyetli bir yaklaşım olamaz. Yalan rüzgarlarından medet

bekle-mek çaresizlik bataklığına saplanmış olmak ve kurtuluş ümidini tüketmiş

bulunmak anlamındadır. Sistemler insanlar içindir ve bu ikisi arasında oluşan

çıkar çatışması ancak ve ancak çöküşe götürür, bu gerçeğin gizlenmesi sonucu

değiştirmez. Bu açıdan enflasyon rakamları konusundaki toplumsal algılama, hiç

bir şeyin göründüğü gibi olmadığının yavaş da olsa algılanmaya başlandığının

işaretidir... Geniş kesimleri her zaman ve her koşulda aldatarak

yönlendirebileceğini varsaymak, tarihin yazdığı en büyük cehalet türüdür...