İran ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)/İsrail Savaşı başladıktan hemen sonra küresel tüm aktörlerin gözü, İran'ın güney kıyısında bulunan stratejik bir nokta olan Hürmüz Boğazı’na çevrildi. Küresel aktörler, “İran Hürmüz’ü kapatacak mı?” telaşına kapıldı. İran ise yaşanan bu süreci dikkatle okuyarak, satranç oyuncularının çok iyi bildiği “tehdit icrasından daha kuvvetlidir” stratejisiyle hareket ederek Hürmüz’de düşmanlarını zora sokacak adımlar atmaya başladı.
Tahran, resmî olarak Hürmüz Boğazı’nı kapatmadı. Fakat ABD saldırılarının bölgeyi kaotik hale getirdiği gerekçesiyle Hürmüz’ü “güvensiz bölge” ilan etti.
Devrim Muhafızları deniz güçleri ve İran donanması, bölgeye geçmeye çalışan tankerlerin kahir ekseriyetini telsiz uyarılarıyla durduruyor. İran’a karşı ABD-İsrail cephesinde yer almayan çok az sayıda geminin geçişine izin veriliyor.
Böylece Hürmüz resmî olarak kapatılmasa da fiilen neredeyse kapandığı için boğazdan geçiş, Mart ayında Şubat ayına nazaran %97 azalmış durumda. Boğazın her iki tarafında 700’den fazla tanker demirlemiş durumda ve geçiş izni bekliyor.
Hürmüz’ün Stratejik Önemi Ne?
İran ve Umman arasında bulunan Hürmüz Boğazı, petrol hazinesi olarak bilinen Basra Körfezi’ni küresel sulara bağlayan tek geçiş noktasıdır.
Nitekim savaştan önce boğazdan günde yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol ürünü geçmekteydi. Bu ise dünyada deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık %30’unu, küresel petrol tüketiminin ise %20’sini karşılıyordu.
Başta Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) kaynaklı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının yaklaşık %20-30’u da bu boğazdan geçiyordu.
Şimdi petrol ve doğalgaz taşımacılığı neredeyse durma noktasına geldi. Üstelik bu durum küresel enerji fiyatlarını beklenmedik şekilde artırdı. Son 2 ayda petrol fiyatları varil başına neredeyse 50 dolar yükseldi. Bu ise Körfez ülkeleriyle ticaret yapan Japonya, Güney Kore, Çin gibi devletlerin ekonomilerini ilk etapta, küresel ekonomik dengeleri ise dolaylı olarak olumsuz etkiliyor.
Petrol fiyatlarının artışı, küresel ölçekte üretim ve nakliye maliyetlerini de artırıyor. Her ne kadar Avrupa ve ABD ilk etapta zarar görmüyormuş gibi zannedilse de tüm bu olumsuzluklar onların da tedarik zincirini olumsuz yönde etkiledi.
ABD’nin “Hürmüz” Planı:
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz konusunda zaman zaman İran’ı tehdit ediyor. Hatta üstü kapalı bir şekilde Hürmüz’ü işgal mesajı da veriyor. ABD kamuoyunda ve basında sık sık Hark Adası’nın işgal edileceği, Buşehr ve Bender Abbas gibi kentlerin kara saldırısına uğrayacağı yönünde yorumlar yapılıyor.
Ancak ABD şu an Hürmüz’ü işgal etmekten çok uzakta. ABD ordusu, tüm saldırılarına rağmen İran donanmasını ve kara güçlerini yok edemedi. İran ilk günkü gibi direnmeye devam ediyor. ABD herhangi bir noktayı ele geçirse bile İran, yıpratma savaşıyla ABD’yi çekilmeye zorlayacak güçte.
Üstelik şahsi kanaatime göre ABD Hürmüz'den daha ziyade İran'ın derinliklerinde zenginleştirilmiş uranyumun bulunduğu noktalara kara hazırlığı yapıyor. Trump eğer bunu başarırsa işte o zaman savaşı durdurmayı ve askeri hedeflerine ulaşmış olduğunu iddia ederek başarı hikâyesiyle savaşı sonlandırmayı düşünüyor. Ancak ne yaparsa yapsın Trump’ın bu durumdan başarıyla çıkması çok mümkün görünmüyor. Masada yapılan hesap tutmadı. ABD askeri ve siyasi hedeflerine ulaşamadığı gibi ordudaki görevden almalar, bakanları azletmeler, ABD’de meydanları dolduran milyonlar Trump’ın yaptığı hesap hatasının şimdilik görünen maliyetleri.
Tarihi günlerden geçiyoruz ve dünya artık 20. yüzyıldan kalan güç dengelerinin değiştiği farklı bir döneme hazırlanıyor.