Gündemimde bambaşka konular varken dün sabah gündeme damgasını vuran "kara haber" üzerine bu yazıyı kaleme almaya karar vermiş bulunuyorum..
Önce şu olay;
"Murat Aslan, dün saat 09.45te Kadıköyden Beşiktaş seferini yapmak üzere hareket eden Moda Vapurunun üst güvertesinde ayağa kalkarak "Üzerimde bomba var! Neyiniz varsa yere bırakın. Aksi halde pimi çekeceğim" diye bağırdı. Vapurdaki yolcular, bir anda deniz ortasında dehşet içinde kaldılar, bazı yolcuların korkudan ağladığı görüldü. Yolcular, büyük korku yaşarken özel güvenlik görevlileri, üzerinde bomba olmadığını fark ettikleri Murat Aslana müdahale ettiler ve üzerine atlayarak etkisiz hale getirdiler. Özel güvenlik görevlileri, Murat Aslanı Barbaros Hayrettin Paşa İskelesinde polise teslim etti. Vapurdan indirilirken önce gülen, sonra da ağlayan Murat Aslan, kelepçelenerek Beşiktaş Polis Merkezine götürüldü. Murat Aslan, "Kötü bir niyetim yoktu." dedi.
Bu en kötü 1 Nisan şakalarından biri idi...
2006 yılında İstanbulda yaşandı.
Tasvip edilecek bir yanı olmayan, anlık kötü sonuçlar verebilecekken şükür kimsenin burnunun kanamadığı ama netice itibari ile gelecekte kimseyi fazlaca ilgilendirmeyen bir şaka...
Buna benzer bir yığın 1 Nisan şakalarından söz edilebilir...
Örneğin, bir okulda sınıfına giren hamile öğretmene yapılan şaka gibi... Sınıfta korkunç maskeli öğrencileri gören öğretmen çocuğunu düşürmüş...
Elbette bu türden 1 Nisan şakalarını hoş görmek mümkün değil...
Şimdi size bu şakalara nitelik olarak benzemeyen ama bütün bir Türkiye toplumunu ilgilendiren "en kötü 1 Nisan şakası"ndan söz edeceğim...
Hükümet daha birkaç gün önce elektriğe yüzde 10a yakın zam yaptı...
Bunun acısı henüz dinmemişken Enerji Bakanı Taner Yıldız o kara haberi verdi;
Bu kez de doğalgaza yüzde 20ye yakın zam yapıldığını açıkladı...
Elektriğe yüzde 10...
Doğalgaza yüzde 20...
Etti mi yüzde 30...
Vatandaşın cebinden, birkaç gün içinde yapılan yüzde 30 zamlar zaten olmayan geliri uçtu, gitti...
Zar zor geçinen milyonlarca emekliye sadece 20-30 lira zam yapılırken emeklilerin en fazla zorlandıkları tüketim kalemlerinden olan elektrik ve doğalgaza yüzde 30 zam...
Şaka gibi!
En kötü 1 Nisan şakası...
Bu zamlar karşısında gel de üstadın şu dizelerini yazma;
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa/ Yaşasın kefenimin kefili karaborsa!
Enerji Bakanı Taner Yıldız esasen sempatik bir isim...
Gerektiğinde espiri yapabilen, nüktedan ve bir o kadar da çalışkanlığı, sadece işine odaklanması ile tanınan biri..
Kabinede bu tarz çalışan iki, bilemediniz üç bakandan biri...
Ama bakar mısınız, dar gelirli vatandaşın belini iyice büken, onu âdeta nâmerte muhtaç hale getiren son elektrik ve doğalgaz zammını nasıl savunuyor;
"Üç dört aydan beri zam konusunda baskı altındaydık. Doğalgazda Rusyadan aldığımız indirim olmasaydı bu oran daha fazla olacaktı. Doğalgaz ihtiyacımızın büyük kısmını tedarik ettiğimiz Rusya, Şubat ayında Türkiyeye sattığı doğalgazın fiyatında yüzde 10luk indirime gitmişti. Biz enerjiyi döviz ile alıp, TL ile satıyoruz. Bu nedenle diğer ülkelerde olmayan bir açık pozisyonumuz var. Döviz fiyatlarının belli bir oranın üzerine çıkması bizi rahatsız ediyor. Hiç bir başka olumsuz koşul olmasa bile Kasımdan bu yana kurda yaklaşık yüzde 13lük bir maliyet baskısı oldu. Üzerine ham petrol fiyatları da artınca olumsuz bir sinerji oldu. Bu nedenle bu baskıyı zam olarak piyasaya sunmak zorunda kaldık."
Yıldız bir de itirafta bulunuyor; Aslında bu zammı geçen ay yapacaklarmış da, tedarik sıkıntısının gündemde olduğu o dönemde zam yapmaları şık olmazmışmış!
Yesinler!
İktidarların her ne kadar gerektiğinde zam yapma gibi bir zorunlulukları varsa da geçim zorluğu çeken kesimleri koruyup kollama gibi bir görevi de var.
Hani, nerede bu denge
Sayın Bakan söyler misiniz;
O zaman nerede kaldı sosyal devlet anlayışı
Doğalgaza yapılan yüzde 20lik zam 2012 yılına kabus gibi çöktü.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğana buradan seslenmek istiyorum;
En kötü 1 Nisan şakasını bir kez daha gözden geçirin, doğalgaza yapılan bu "tüm zamanların en yüksek zammı"nı geri çekin..
Çekmezseniz de siz bilirsiniz...
Bu millet zamanı ve yeri geldiğinde kimin altından koltuğunu çekeceğini gayet iyi bilir...
EN BİLİNEN 1 NİSAN ŞAKALARI!
1 Nisan şakasından söz açılmışken..
Buradan devam edelim..
İşte size bugüne kadar yapılan en ilginç 1 Nisan şakalarından bazıları..
"Hababam sınıfından esinlenerek yapılmış bir şaka. Yatılı okulda yemekhaneye girilir. Yemeklerin içine çok az da olsa müsil ilacı atılır. Sonuç facia. Bütün okul cırcır olur. Tabii cezasız olmaz. 15 gün okuldan uzaklaştırma alınır."
"Öncelikli olarak öğretmen masasının üstüne streç film yayılır daha sonra evde yapılmış menemen buraya dökülür, hocanın gelmesi beklenir. Hoca geldiğinde arkadaşlardan biri gösterilerek kustu hocam! denir. Hocanın birini çağırın, temizlesin demesiyle gerek yok hocam biz hallederiz denilerek çantadaki ekmekler çıkarılıp menemene bir güzel dalınır. Hoca şoktan kurtulduğunda "bir nisan" olduğu söylenir. Fakat yine de müdür yardımcısı bir ziyaret edilir ve "utanmuyonuz di mi eşşek kadar adamlarsınız" nutku dinlenir."
"Kurşun kalemle boş bir dosya kağıdı güzelce karalanır, sonra o karalanmış kağıt göze sürülür ve dayak yemiş imajı oluşturulur. Akabinde sınıfa giren din dersi hocasına "hocam bunlar kavga ettiler, birbirlerine girdiler" gibi sözler söylenir. Hoca tarafından sorgu suale çekildikten sonra, şaka olduğu açıklanır, temiz bir dayak yenilir."
NOT: Bugün 2 Nisan 2012. Demirbank iyi günler diler. 2012 yılında yeni anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 3 ay 2 gün daha eksildi. Oysa yeni sivil anayasa adına atılan -çalıştaylar dışında- en küçük bir somut adım henüz yok. Şaka gibi... Takipçisiyiz.