Müslüman pasif değildir aksine bütün insanlığın derdini tek başına omuzlayabilen aktif kişidir. O katledilen adaletin yeniden diriltilmesi için harekete geçen kişidir. Müslüman akıtılan kan ve göz yaşını dindirebilmek için gerektiğinde tek başına yola çıkan bir cengâverdir.
Müslüman üç kuruşluk çıkar elde edebilmek için kutsallarını feda etmez, bütün dünyayı verseler dahi, doğruyu söylemekten ve yaşamaktan vazgeçmez.
Şöhret peşinde koşmaz, varlığını insanların değer yargıları ile anlamlandırmaya kalkmaz, Allah’ın gösterdiği yol onun için en doğru yoldur.
Müslüman, duruşu sabit ve hedefi belli olan kişidir. Bir o yana bir bu yana savrulmaz. Doğru tektir ve o doğruya tabi olmaktan hoşnuttur. İnandığı gibi yaşamaktan kompleks duymaz, ne yaptığının farkındadır. Bahaneci ve konformist değildir, niteliği niceliğe tercih etmez, bilinçsiz yığınların ferdi değildir. Aksine bilinçli, istikrarlı ve cesaretlidir.
Müslüman maskelerin arkasına sığınmaz, izzet ve şerefi maddiyatta aramaz, Allah’ın dinini yaşamanın kendisi için en büyük onur olduğunun bilincindedir. Dünyanın geçici metalarına değil Cennete taliptir ve bunun için çaba göstermektedir.
Müslüman, günün her saati hayatının muhasebesini yapabilen ve hatasını görmekten kaçınmayan kişidir. Hatada ısrar etmeyen, aksine tövbe ile geri dönen ve bu yönüyle çevresine örnek olan kişidir.
Müslüman elinden ve dilinden emin olunan, güvenilen kişidir. Özünden kopmuş, kendine yabancılaşmış ve haz peşinde koşmaktan bitap düşmüş bir kişi değildir. O güçlü dirayetli ve kendini bilen kişidir.