Emreden sonra sıra kimde?

Abone Ol

Oyuncunun Milli Takım kaptanı olduğu bir Milli Takım’a, oyuncu bile göndermemeyi düşündük ama…”

Bu sözler bir durum izahı değil, acındırma kompleksinin söylettikleridir.

Avrupa’dan bir davetli aynı saatlerde düşüncelerini icraata döküyor.

“Gelmiyorum, orada tabancalı oyuncu var!”

Beşiktaş, Saraçoğlu’na Brugge’yi eleyen takım olarak gelse idi… Ya da elenen takım olmasının hesabını vermiş ve kabul görmüş olsa idi… Bilic kendi takımının oyuncuları ile diyalogu tercih etse idi…

Beşiktaş seyircisi karşılıklı slogan atıyor: “Siyah” – “Beyaz”, “Siyah” – “Beyaz” Siyah eşittir beyazsa, beyaz eşittir siyahsa, üstünlük yoksa Beşiktaş varsa, Demba Ba şarkısının eşitliği bozduğunu düşünenler varsa, bu açık ve net görülüyorsa, Bilic müdahale edemiyorsa, Başkan boşu dolduramıyorsa…

Elde var Emre!

Emre hep hazır ve nazırdır.

Arada bir Meireles vermek istediler. Sen misin Avrupa’da kartsız oynayan Avrupalı hakemlere, kart nasıl gösterilir dersi veren hakemler bizdedir.

Maksat hâsıl oldu yüzde elliye varan oranda güç kaybettirdiler hem Meireles’e, hem takımına.

Emenike denendi sonra. Tarifsiz ve kartsız fauller yaptırdılar ceza sahalarında, hem de ev sahibinin ikram hakkını hiçe sayarak.

Futbolcu ayak demektir. Kırık ayak olmadığını Emenike bilir, Emenike gol atamıyor diyenler bilmez.

Emre’de karar kıldılar yine.

Koskoca Türk futbol medyası bu kadar mı aciz kalır, hedefine koyduğu bir Emre karşısında. Yarıştaki kulüp başkanlarından aldıkları destek de cabası.

Dudak okuyan medya, ah bir dönse de ne yazdıklarını okusalar.

Kurtlara dans ettirenler bilirler: Hazreti Ali Efendimiz vurulduğunda hatırlatmıştı o hikâyeyi.

Beyaz öküz yendiğinde, sıra başkalarındadır.

Emre’den sonra sıra kimde