Emperyalizmin karın boşluğu ekonomidir

Abone Ol

Orta Doğu’da İran’ı işgal etmenin bedeli ekonomiyi ciddi anlamda sarstı. Bu, önemli bir gelişme. Emperyalizm sömürdüğü ülkeleri kuşatma altında tutarken sıkı bir ambargo uyguluyor. Bunun sonucunda ülkeleri kendisine mahkûm ve tutsak ediyor. Bunda da önemli bir şekilde başarılı oluyor. Türkiye emperyalizmin etkisinde ve güdümünde birçok yönüyle ambargolar yaşadı, yaşamaya devam ediyor. F-35 uçak sorunu devam ediyor. Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ciddi anlamda ambargo uygulandı. Türkiye de bunun üzerine arayışlarda bulunmak zorunda kaldı.

Fakat bu son savaşta durum oldukça ilginç gelişiyor. Emperyallerin başı ekonomileriyle belada. Derin bir sarsıntı yaşanıyor. Daha da önemlisi Trump’a düzenlenen suikast olayı. Bu, sıradan bir tepki olarak geçiştirilemez. Savaşlardan, silah sektöründen beslenen emperyalizm bir telaş içinde. Daha çok savaş isteyenlerin, Siyonistlerin kaygısının bir yansımasıdır. Eğer böyle devam edecekse başka sonuçlar da çıkabilir. Siyonizm, hedefe koyduklarını sonuçlandırmadan savaşı bitirmek istemiyor.

Amerika’da geçmişteki suikastların kiminin sırları hâlâ çözülmemiş olsa bile asıl sorun aynı. Ekonomi. Roger Garaudy, Siyonizm ve İsrail sorunu üzerine düşünür kafa yorarken, buna bağlı olarak Amerikan emperyalizminin asıl boşluğunun ekonomi olduğunu vurguluyordu. Emperyalizmi dize getirmenin tek çözümünün bu olduğunu ısrarla belirtiyordu.

Amerika İran’a ambargo uyguladıkça, İran’ın ise Hürmüz Körfezi’nin kapılarını tutmasından Batı emperyalizmi ciddi anlamda sarsıntı geçiriyor. Yazımı yazdığım şu sırada Avrupa ülkelerinin hemen tamamında uçak benzini sorununun giderek büyüdüğünü belirtiyorlar. Avrupa içindeki kısa mesafe uçak uçuşları iptal ediliyor. Uzun mesafeliler de ciddi anlamda fiyat artışları var. Bu sadece uçaklarla ilgili olanı.

Bu, sadece Avrupa ülkeleriyle ilgili değil doğu ülkeleri de ciddi anlamda olumsuz etkileniyorlar.

Ekonomik sorunu olmayan ballı Arap ülkeleri kendilerini emperyalizmin bir oyuncağına dönüştürmeleri sonucunda onları da gelecekte derinden etkileyecek bir dönem bekliyor. Bu telaş ve kaygıdan daha çok mahkûm olma gibi bir durum söz konusu. BAE’nin İsrail desteğiyle demir kubbe oluşturması daha çok bağımlı anlamına geliyor.

Bu savaşın tarafı olmadığı halde galibi İran. Daha önce de vurguladığımız gibi kendilerine Allah’ın bir bağışı olan hem konumları hem de yer altı kaynaklarını aklı başında bir bakışla yönetebilirler. Asıl önemlisi de Müslümanların birlikteliğidir. Bu, bir fırsattır. Bunu hakkıyla değerlendirirlerse önemli bir hamlede bulunurlar. Bu da emperyal ülkeler bundan böyle Müslümanları hesaba katmak zorunda kalacaklardır.

Bu durumda ambargolar sürerse sorunlar büyüyecek, Avrupa ülkeleri ciddi anlamda ses yükseltecek. Emperyal Siyonizm güdümünün sarsıntısı çok daha belirginleşecek. Siyonizm İran sorununu bir an önce çözmesi için baskı yaparken düşülen büyük uçurumu görmek bile istemiyor. Sonuçları umurlarında bile değil. Yeter ki hedefine koyduğuna ulaşsın.

Şu güne değin yaptıkları soykırım, yıkım ve vahşeti az bile görüyorlar. Adım adım ilerlerken dahasını yapmayı göze almış bulunuyorlar. İtibarları azalmış soykırım ile özdeşleşmiş olmaları umurlarında değil. Dünyayı ateşe vermişler bir kere.

Bu nereye kadar böyle sürecek?

Anlatmak istediğimiz asıl sorun Müslümanların kendisi. Dağınıklıkları. Bu fırsat iyi değerlendirilebilirse dünya ve insanlık için yeni bir süreç başlayacak demektir.

Emperyal güçlerin çatışmaları da işlerine gelebilir. Yeni bir dünya savaşı çıkarmaya kimsenin ne arzusu olur ne de böyle bir durum beklenir.

Bir de daha da önemlisi bir bilincin oluşmasıdır. Bilinçli toplumların, kesimlerin tutumlarına bakmadan emperyalizme karşı belli bir tutum içinde olmalarıdır.