Emperyalizmin besin kaynağı insan kanıdır

Abone Ol

Her şey insan ile insan etrafında dönüyor ve oluşuyor. İnsan kendisinin hem cennetini hem de cehennemini oluşturuyor.

İnsanın insanı yani kendisini değersizleştirdiği, kendisi olmaktan çıkardığı gerçeğiyleyiz. Bu, her zaman için böyledir. Kendisinin asıl işlevinin ötesinde bir varlığa dönüşüyor.

Yaratılan varlık yeryüzüne sunulduğu bir gerçek. Kendisine verilen akıl, kalp aklı ve kimi özellikler onun kendisine yön ve yol biçmesini sağlayacak olanlar sunulmuştur. Bu, onun tercihlerini belirliyor.

İlk insan kanı Habil ile Kabil’in kardeş kanıdır. Her kan akıtılışın mutlaka bir nedeni var. Kimi zaman bu çıkar kimi zaman kaza ve felaketler, kimi zaman hırs ve tamah gibi nedenlerdir.

İnsanlığın hırs ve tamahı bireysellikten genele doğru hızlı bir yükseliş göstermiştir. İnsanlığı tahakkümü altına alan, yöneten, köleleştiren tarzlar bulunmaktadır. Bu, öncelikle toprakla başlar, topraktan üretilenlerin paylaşılmasıyla ya da tekelleştirilmesiyle belli bir yere doğru hızla değişimler gösterir.

Günümüzün temel sorunu, insanlık adına emperyalizmdir. İnsanı sonuna kadar, emeği, teri ve kanıyla sömürüyor. Sömürdüklerini ancak yaşayabilecek kadar kırıntılarla idare ediyor. Olanı biteni, kazanılanı sadece kendisine ayırır.

Modern zamanlarda ise acımasızlık öylesine büyük bir boyuttadır ki insanlığa nefes aldırılmıyor. Ulusları işgal etmesine gerek kalmadan da istediği gibi sömürmektedir. Elbette savaşlar onların başlangıç sürecini oluşturur. Ülkeler işgal edilir, yöneticiler değiştirilir, kendilerine uyanlar yönetime getirilir. Bununla kalınmaz çekildiklerinde, öyle göründüklerinde sömürünün devamını sağlayacak sağlam temeller atılır. Bir ülkenin değerli varlıklarına el konulur, yöneticileri belirlenir, kendileri asıl payı alır, geri kalan az bir miktarını yer halka bırakır. Bununla da kalınmaz, bütün işletmeler artık onların denetimindedir.

Bir zamanlar Türkiye’de yerli olan sigara fabrikaları vardı. Samsun, Maltepe, Birinci, İkinci, Bahar gibi. Sigara içicisi olmadığımız için birçok marka adı aklımıza gelmeyebilir. Bunların fabrikaları vardı. Bir de tütün üreticilerinin özel alanları vardı. Bitlis tütünü arananlardandı. Tütün ve sigara kaçakçıları vardı bir zamanlar. Bugün için yerli bir fabrikadan söz edilemez.

Bu ulusun insanları artık doğrudan ya da dolaylı olarak emperyal ülkelerin güdücüsü, besleyicisi durumunda. Tütün üzerine örnek verdik de hemen neredeyse bütün alanlar böyle. Gazze dramından sonra Siyonizm destekli, bağlı kurumların ürettikleri, pazarladıklarına karşı bir ambargo furyası başladı. Bunlar sadece Siyonizm yani Yahudilerle bağlantılı olanlar içindi. Geride kalanlar tamamı çok uluslu markalar. Yerli denilebilecekler o kadar az ki, bu tür kampanyaların absürtlüğü tartışma konusu bile olamıyor. Hiçbir sigara içicisinin elindeki sigaraları boykot etme gibi bir durum akıllarına bile gelmiyor. Öyle bir bağımlılık ki, sanki emperyalizme karşı bir savaş açılsın diyemiyor, gönlü de razı olmuyor.

Halkların kendilerinin üretim yapmasına da fırsat verilmez. Köylerde insanların yaşamalarına gerek kalmaz. Kentlere tıkıştırılır, onlar da öyle ya da böyle tüketimin bir aracı haline dönüştürülür.

Günümüzün bütün savaşları emperyalizm odaklıdır. Emperyalizmin çıkarlarını ve haklarını korumak içindir. Emperyalizmin bu haklarını sağlamak adına savaşsız yapamıyor. Bir ülkenin kendi değerlerini üretme hakkını da asla vermiyor.

Trump yeniden Abede’nin başkanı. Gelir gelmez ayağının tozuyla Suudi Arabistan’ı altı yüz milyar dolar ipoteğe bağladı. Adeta haraç alıyor. Bunu kan akıtarak yapıyor. Filistin’de akan kanlar bir gözdağıdır. Bundan sonra kim başkaldırabilir ki...