Emperyalizm terörüne karşı kim ayaklanacak

Abone Ol

Müslümanların üzerinde yürütülen acımasız bir kampanya

var. Tek amaç, Müslümanların dönüştürülmesi. Bunu sadece emperyalistler

yapmıyor, bu elbette onların önceliği. Ancak Müslüman olup bu coğrafyada

yaşayan Batı ruhlular da aynı şeyi istiyor. Müslümanların dönüştürülmesi ve

kendi doğrultularından, ruhlarından uzaklaştırılması. Bunu yaparken de

gerekçeler üretiyorlar. Buna ister radikalizm, ister terör veya başka bir şey

densin, sonuç değişmiyor. Temel hedef Müslümanların cihat bilincinden ve ruhundan

uzaklaştırılması.

Fransa daki olaydan sonra bu topraklarda yaşayan

Batıcılar daha çok Fransız kesildiler. İslâm a ve Müslümanlara karşı bir

kampanya yürütülüyor. Bu tipler eğer, ülkemizi Fransızlar işgale yeltense

eminim ki onlarla birlikte olurlar. Yeter ki Müslümanlar bilinçleriyle bir

varlık göstermesinler. Fransız kesilen bu kesimlerin hıncı Fransızlarınkinden

geri değil.

Durum böyle. Müslümanlara karşı haçlı emperyalizminin

açtığı savaşlarda da sessiz ve hatta taraf olabiliyorlar. Ne yazık ki bilinçli

diyebileceğimiz Müslümanlar da bu kampanyalara katılıyorlar. Emperyalizmin

yürüttüğü kampanyalara ve dalgalara da çok rahatlıkla kapılıyorlar. Yakın

zamanda emperyalizmin Arap Baharı adı altında yürüttükleri sevimli işgale

Müslüman entelektüeller de kapıldı. Zalim Kaddafi gerekçesine yaslanarak

büyük zulüm ve işgal göz ardı oldu. Dönüp arşivlere bakılırsa bunlar

görülebilir. Libya ve daha sonra da Mali işgalinde Fransa başrol oynadı. Öyle

bir algı oluşturuldu ki Müslümanlar katil, zalim, terörist olarak algılandı,

böyle bir algı oluşturuldu. Müslümanların kendi topraklarını, uyarlıklarını ve

özgürlüklerini savunmaları da suç sayıldı.

Fransa bugün hem Libya yı hem de Mali yi sömürüyor. Baskı

yapa yapa eze eze hem de. Peki, bu zulme kim karşı durdu, durabiliyor ki.

Demokrasi ve özgürlük gelecekti bu ülkelere. Ne oldu Bunu Türkiye yi

yönetenlere soracağımız gibi, bu dalgaya kapılan gazetecilere ve

entelektüellere da soruyoruz   Soru

yönelttiğimizde hemen bir ama ları yedeklerinde duruyor. Siz ne derseniz deyin

onlar hemen bir ama yı alnınıza yapıştırıyorlar.

İktidar olmanın gücüdür de bu.

Libya ile Mali de öldürülen Müslümanlar için kim ne

yaptı, kim bu terörizme karşı ayaklandı ve yürüyüş yaptı

Kaldı ki dünyanın en vahşi terörünü uygulayan, Filistinli

Müslümanlara nefes aldırmayan, köklerini kurutan İsrail Başbakanı Fransa da

terör karşıtı yürüyüşe katılabiliyor. Hadi onlar Batı ile birlikte bu

kampanyayı yürütüyorlar. İşin tuhafı Türkiye böyle bir tuzağın içine nasıl

düşebiliyor. Bunu anlamak mümkün değil. Bu temel yanlış üstüne üstlük

savunulabiliyor.

Müslümanların içine düştüğü açmazlar öylesine yoğun ki

sağlıklı bir yol bulmak bir o kadar zorlaşıyor.

Müslüman coğrafyada Müslümanlar tam bir kuşatma altında.

Kıpırdayamıyorlar. Dünya Müslümanlarını sevk ve idare edecek güçlü bir Müslüman

devlet, bu ülkeler arasında sağlıklı bir işbirliği de yok ne yazık ki.

Emperyalizm büyük bir terör ağı oluşturmuş. Buna Müslüman

kimi kuklaları da dâhil etmiş durumda.

İnsanlığı bunlara karşı ayaklandıracak, yönetecek ne bir

Müslüman ve ne bir ümmet birliği, ne bir İslâm medeniyeti bilinci ve gücü var.

Bu bilinç oluşturulmadıkça başarılı olunamaz. İslâm milleti, İslâm devleti ve

ümmeti bilinci. Tek çıkar yol budur.