Emniyet siyaseti

Abone Ol

Siyaset; akıl, düşünce, bilgi, bilgelik ve erdem temelinde kavranılmadığı taktirde, duygu, tutku, sanı (doxa) safsata (demaogie) ve bencillik üzerinde algılanması kaçınılmaz olur. Hele kamuoyu algısında siyasetin bir güç gösterisi şeklinde yanlış izlenimi doyurulmak için yapılıyor olması, onun içeriğinin boşaltılmasını haydi haydi kışkırtmaktan geri kalmaz.

Bu bir "smulation", yani yapıyormuş, duyuyormuş, hatta biliyormuş gibi eylemekten, görünmekten başka bir şey değildir. Algılama kırılması ya da yanılsama, görünüşü gerçek gibi algılanma yanılgısı bile, böyle bir duruma kıyasla bir anlam ifade eder. Çünkü yanılsama, görünüşü gerçek gibi algılama yanılgısında zihin ve kalbin ulaşmak istediği amaç, sahip olduğu yüce değerini yitirmiş değildir. Amaç ve ona yönelik çaba, tüm yetenek ve güç ile ulaşılmak istenendir. Ya yöntemde veya yetenekte veya çabada bir takım yetersizlikler ortaya çıktığı için yanılsama veya yanılgı sözkonusu olabilmektedir. Akıl, düşünce, bilgi, bilgelik ve erdem ilke ve değer olarak mahiyet ve niteliklerinde bir yitime, aşındırmaya, yozlaştırılmaya vb. uğratılmamışlardır. Düşünce tarihi, siyaset uygulamaları sayısız örnekler verirler bize bu konuda. Yanlış düşünceye ya da bilgi, bilgeliğe ve erdeme uygun görülmeyen bazı söz ve davranışlar, sonuçta bir değer ifade ederler. Hakikatin, gerçek düşünce ve bilginin, doğru bilgelik ve erdemin anlaşılmasında, kavranılmasında, elde edilmesinde, ortaya konulmasında, yerine göre belirleyici işlevler üstlenebilirler. Oysa "simulation"da, yapıyormuş, duyuyormuş gibi görünmede hakikat, doğru düşünce ve bilgi, gerçek bilgelik ve erdem, ulaşılacak bir amaç olarak daha baştan sözkonusu değildir. Hatta ima yollu olsa bile yoktur. Ama varmış gibi bir sanı (doxa) ya dayanılarak sözkonusu edilir. Üstelik sözkonusu eden tarafından olmadığı baştan beri bilinmektedir. İkinci olarak sözkonusu olan bunun uğruna tüm çabasını harekete geçirmiş gibi bir rolü üstlenmiştir. O rolün gereğini canla başla yerine getirmeye uğraşır durur, en azından öyle gözükür. Çabası, yapıp etmeleri, davranışları, eylemleri, herhangi bir amacı içkin olmadığı için sürüp giderler, ama ulaşılacak bir menzili hiç bir zaman işâret etmezler. Dairenin, hiçbir başlangıç noktası göstermeyen, ancak göreceli olarak herhangi bir noktayı başlangıç noktası almaya imkân tanıyan özelliği burada geçerli değildir. Çünkü dairenin bir başlangıç noktasına indirgenemeyen özelliği, düşünce, bilgi, bilgelik ve erdem için yüce ve sonsuz bir değer metaforunu anlatır. Bizzat bir başlangıç noktası içermemesi zihnin ve ruhun yüceliğe, sonsuzluğa açılmasını teşvik eder, özendirir, devindirir ve kışkırtır.

Siyaset, aynı zamanda düşünce dünyamızın, adeta "simulation"a döndüğünü, dönüştüğünü düşündürten açık ve yoğun bir görünüşten sözetmek olasıdır. Siyasete ait kavramlar, söylemler, eylem ve davranışlar, rekabet ve mücadeleler alabildiğine ve yoğun bir tarzda sürdürülmektedir. Ne var ki, kavramların, söylemlerin, eylem ve davranışların gerçekliklerini, doğruluklarını, bunlardan hareketle çıkartılması gereken hedeflerini algı, kavrayış ve kabul ya da red düzeyinde tesbit ederek belirginleştiremiyoruz. Ele gelen, her daldırışta çıkartılan kaba, hoyrat, itici bir enaniyet oluyor. Onun bile hiçbir ölçüsü, ayarı, biçimi ve biçemi, üslubu yok. "İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allahım!" diyebilecek bir ağız, bir vicdan, bir zihin ve ruhun yakıcı hasretini derinden duyabilsek bari!