Emniyet müdürü ‘Akıncılar’dan neden etkilendi?

Abone Ol

Mürsel Başer… Milli Görüş sevdalısı… Emekli Astsubay. Saadet Partisi İl Disiplin Kurulu Üyesi. 1970’li yıllarda Millî Gazete ilan müdürü idi, Mürsel ağabey. Bugünlerde anılarını kaleme alıyor. Birkaç kez bu sütunlarda farklı vesileler ile ağırladım… Başer, Feyzullah Gümüştekin’le alakalı yazım üzerine aradı;

-Feyzullah kardeşimi çok güzel yazmışsın ama bir hususu atlamışsın Adnan bey!

-Nedir, acaba dedim. Anlattı;

-Kendisi çok fazla ayrıntıya girmemiş. 1980 Askeri Darbesi’nden önce Feyzullah Bey İstanbul/Fatih’te Akıncılar’ın önde gelen isimlerinden biriydi. Rahmetli, şehit Metin Yüksel’le beraberlerdi. Faaliyetlerin birinden sonra Feyzullah Bey’i polisler gözaltına alıp Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler. İfadesini almak için. Emniyette ifade verdi Feyzullah kardeşim ama ne ifade!..

-Nasıl bir ifadeydi?

-Feyzullah Gümüştekin, emniyet müdürüne şunları anlattı: “Sayın müdürüm, burada bir yanlışlık var! Biz sizin işlerinizi kolaylaştırmak için çalışıyoruz. Biz Akıncılar istiyoruz ki toplum alkolik olmasın! Biz Akıncılar istiyoruz ki kadınlar kötü yollara ve fuhşa sürüklenmesin! Biz Akıncılar istiyoruz ki yuvaları yıkan kumar illetine kimse saplanmasın! Biz Akıncılar istiyoruz ki, ülkemizde sağlam bir aile yapısı olsun! Biz Akıncılar istiyoruz ki çocuklar, gençler kötü alışkanlıklar edinmesinler. Bunun için çaba ve gayret gösteriyoruz. Dolayısıyla biz Akıncılar istiyoruz ki aile sağlam temeller üzerine oturursa devletimiz, milletimiz de sağlam temeller üzerinde yükselir. Ve böyle bir toplumda asayiş olayları olmaz. Siz polisler için de daha rahat bir ortam meydana gelir. Bilmem sizin için nasıl çalıştığımızı anlatabildim mi?..

-Peki, bu sözler üzerine ne dedi emniyet müdürü?

-Ne diyecek? “Çok haklısınız! Söylediklerinizin tümü doğru!” dedi. “Hemen oradan Feyzullah Bey’e kahve yapın, getirin!” talimatını verdi. Ve teşekkür etti…

***

Mürsel Başer’e buradan çok teşekkürler…

MESAJ PANOSU

“Bir haftadır Covid-19 (korona) nedeniyle hastanede tedavi görüyorum. Nefes problemim olduğu için telefon açamadım. Davamıza hizmet etmiş ağabeylerimizi, büyüklerimizi hayatta iken anmanız, Milli Gazetemizde bu anı ve hatıraları yazmanız, her türlü takdirin üzerindedir. Allah (c.c.) sizden ve büyüklerimizden razı olsun.” (Serhat Akçay)

***

Serhat Akçay’a ve tüm hastalarımıza Rabbimden acil şifalar temenni ediyorum. (A.Ö.)

SAYIN BAŞKAN BU İŞ NE İŞ!

Meslek gereği ulusal gazeteler kadar yerel gazetelere de göz atıyorum. Bazen yerelde kalıp, Türkiye geneline yansımayan son derece, satır arası, ilgi çekici haberler oluyor.

Bunları zaman zaman bu köşede sizlere de yansıtıyorum.

Bugün sizlere bahsetmek istediğim haber işte bu türden bir haber…

Yer; Samsun…

Saadet Partisi Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanlığı 81 ilde, “Siz Söyleyin: Ekonomimiz Nereye Gidiyor?” ana başlığında bir çalışma başlattı.

Saadet Partisi Samsun Gençlik Kolları Başkanlığı da benzer bir faaliyet yapmak için kolları sıvadı. Yetkili makamlara başvurdu.

Samsun Valiliği, Emniyet Müdürlüğü’nün görüşü doğrultusunda Cumhuriyet Meydanı’nda bu etkinliğin yapılmasına müsaade etti.

Her şey yasal ve kanun sınırları içindeydi.

Verilen izin doğrultusunda Saadet Partisi Samsun Gençlik Kolları Üyeleri faaliyet alanına geldi.

Fakat o da ne!

Samsun Büyükşehir Belediyesi Zabıta memurları etkinliğe izin vermedi. “Yasak” dediler. Bu yasağı da “encümen kararı”na dayandırdılar!

Valilik ve emniyet birimlerinden gerekli tüm izinleri alıyorsunuz, ama Büyükşehir Belediyesi diyor ki, ‘No, no, no!’

Tabii, Saadetli gençler bir gerginliğe ve tatsızlığa mahal vermek istemedikleri için etkinliğe son verdiler.

***

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir’e buradan seslenmek istiyorum; Sayın Başkan bu iş ne iş!

TEMEL BEY’DEN MUSTAFA DEMİR’E SORULAR

Saadet Partisi Samsun İl Başkanı Temel Armutçu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir’e konuya ilişkin şu soruları yöneltti;

* Bir ilin mülkî amiri ne zamandan beri şahsınız veya idareniz oldu?

* Valiliğin vermiş olduğu izni tanımamanız, yok hükmünde saymanız ne anlama geliyor?

* Saadet Partisi Gençlik Kolları’nın yapacağı etkinlikte açacağı panoyu, esnafın tezgâhı mı sandınız da müdahale etme hakkını kendinizde gördünüz?

* Yasaların, yönetmeliklerin neresinde böyle bir müdahale hakkınız olduğunu düşünüyorsunuz?

* Hangi kanuna göre bu yetkiyi kurumunuzda gördünüz?

* Buradan Cumhuriyet Başsavcılığı’na sesleniyorum: Yetki ve görev sınırını aşan sorumlular hakkında yasal işlem başlatmanızı istirham ediyorum.

***

Sayın Başkan, ne diyorsunuz bu sorulara?

7 MADDEDE ‘BU NASIL DOSTLUK!’ 

1) 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye, Garantörlük Antlaşması’nın kendisine verdiği yetkiye dayanarak, koalisyon ortağı MSP’nin (Milli Selamet Partisi) Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın iradesiyle Kıbrıs’a müdahale etti.

2) Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı icra etti. Bunun üzerine ABD Türkiye’ye 5 Şubat 1975 yılında silah ambargosu uygulamaya başladı.    

3) Peki, gerekçe neydi? Türkiye’nin Barış Harekâtı’nı icra etmesi ve bu harekâtta ABD silahlarını kullanması, Türkiye’nin haşhaş ekim yasağını kaldırması… Bakar mısınız şu gerekçelere…

4) Hafızalarımızı yoklayalım; Sarışın Kovboy’un bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na yazdığı mektupta hakaretamiz ifadelerine ne demeli!     

5) Daha çok yakın geçmişte, 15 Temmuz hain darbesini ‘bir internet oyunu sandık!’ diyen, ABD’nin mevcut başkan adayı değil miydi?

6) ‘Dost’ kavramının karşılığına baktım; “Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, sıkı fıkı görüşülen kimse…”    

7) Merak ediyorum, Amerika’nın ülkemize reva gördüğü muamelelerin hangisi bu kavramla örtüşmekte? Geçiniz efendim, geçiniz…