Emeklinin Dayanacak Gücü Kalmadı

Abone Ol

Emeklilere verilen zammın süresi doldukça açıklamalar netliğini yitirmeye, hem evet hem de hayır manasına gelen “Havet”e dönüştü. Ancak ilgililerin yaptıkları açıklamalar giderek netliğini kaybederken emeklilerin hayatı her gün biraz daha zorlaşıyor. Emeklilerin fazlaca bağırıp çağırmıyor oluşları bana bir Nasrettin Hoca fıkrasını hatırlatır oldu. Malum hikâyeye göre hoca eşeğini kaybetmiş, olayı duyanlar da hoca ile birlikte eşeği aramaya çıkmışlar. Aradan belli bir süre geçmiş, hocanın eşeğini arayan hemşerileri yorulmuş dinlenmek için bir gölgelik ararlarken bakmışlar ki hoca bir çam ağacına yaslanmış, etrafını seyrediyor. Hemşerileri hocaya heyecanla eşeği bulup bulmadığını sormuşlar. Hocanın cevabı olumsuz olunca bu defa hemşerileri, “Hocam madem bulamadın bu rahatlığının sebebi ne?” diye sormuşlar.

Hocanın buna karşı cevabı, “Bir ümidim de şu dağın arkasında. Orada da bulamazsam o zaman siz bendeki vaveylayı görün” olmuş. Bu bakımdan emeklilerin sessizce bekleyiş dar ve sabit gelirlilerin hayatlarının düze çıktığı anlamına gelmiyor. Bir taraftan iktidar emeklilere yapacağı ücret artışını oyalamaya terk ederek zaman kazanmaya çalışırken, istedikleri hedefe ulaşıyorlar mı bilinmez ama dayanacak güçlerinin kalmadığını söylemek abartma olmayacaktır. Yapılan açıklamalarda emeklilerin ücretlerinde yapılacak tarih ile ilgili zaman dilimi yılsonu olarak belirlenmiş görünüyor. Bu ise emeklilerin ücretlerindeki artış Aralık ayı içinde de yapılıyor olsa büyük bir ihtimalle artışı en erken Ocak başı ya da Ocak sonunda alabileceklerdir. Bu ise emekli ücretlerinde artış için önümüzde 3 ya da 4 ay var demektir. Hayat şartları ise emeklilerin rahatlaması için artışların mümkün olduğunca erkene çekilmesi gerekiyor.

Eylül ayı araştırma sonuçlarına göre açlık sınırı asgari ücretten 3 bin lira fazla, yoksulluk sınırı 41 bin 651 liraya ulaşmış, emeklilerin büyük bir kısmı 7 bin 500 lira aldıkları düşünüldüğünde emekli ve asgari ücretlilerin durumunu ortaya koymak için fazla söze gerek kalmıyor. Çünkü açıklanan açılık ve yoksulluk sınırı rakamları yanlış değilse toplumu refahta buluşturulacak derken yoksullukta birleştiriliyor denebilir. Bu arada emekli aylıklarının ne zaman ve ne kadar açıklanacağına dair belirsizlik de gösteriyor ki, ülke iflas noktasına gelmiş görünüyor. Çünkü toplumun büyük bir kesiminin açlık ve yoksulluğa sürüklendiği açıkça ortada iken hâlâ ücretlerdeki artış oranının belirsizliğini koruyor olması, yapılıp yapılmayacağı bile net değil ise bu durum insanımızın beklentisini daha da sıkıcı bir noktaya itiyor.

Bu arada icra dairelerinde dosya sayısının milyonlarla ifade edildiği bir noktadan sonra ortaya nasıl bir manzara çıkacağını şahsen araştırmak istemiyorum. Çünkü son rakamlara göre bu yıl icra dairelerine yeni 10 milyon dosya gitmiş. Bu da gösteriyor ki, icra daireleri yakında icra dosyaları ile dolacak ve görevliler çalışacak yer bulmayacaklar. Kısacası ekonominin içine yuvarlandığı bunalımdan kurtuluş için bir takım çalışmalar yapılıyor, ilgililer bir gayret gösteriyorlar ama açlık ve yoksulluk sınırı altında bir ücrete mahkûm edilmiş olanlar için net bir ümit ışığı hâlâ görünmüyor. Bu arada emekli aylıklarında artışın yanında bir de arada yapılan açıklamalarda ikramiye ekleniyor. Hatta başlangıçta 5 bin lira olarak ifade edilen rakam bir ara 10 bin liraya çıkartıldı ama bu çıkartmalar emeklileri oyalamaya yönelik olsa gerek. Çünkü aylardan beri artış bekleyen emekliler öncelikli olarak verilen sözlerin çok bekletilmeden yapılmasını bekliyor.