Emeklilikte Maaşa Takılanlar

Abone Ol

İlerleme anlamında her şeyin geç geldiği ülkemizde, sorunların bir ucundan tutulsa diğer ucu elde kalıyor. Bilimsel buluşlar sonucunda teknoloji geliştiren ülkelerden en az elli yıl sonra o teknoloji ülkemize geliyor. Son zamanlarda bu zaman uzaklığı kısalsa da aynı anda ülkemizde kullanılamıyor geliştirilen bir teknolojik ürün. Teknolojide geç kalınması bilimsel ilerlemenin özgün olmamasından ya da bilimsel gelişmenin başka ülkelerden kopyalanmış olmasından kaynaklanıyor. Herhangi bir teknolojik yeni bir aygıt ortaya sürmenin şartı bilimsel buluş yapılmasıdır. Kopya bilimin sonucu kopya teknoloji, kopya teknolojinin sonucu kopya ürün oluyor ülkemizde. Bilimsel ilerleme eğitim sistemi, materyaller, ortam vb. temel verilere dayandığı gibi orijinal zekâya da dayanır. Bu açıdan bilimsel ilerlemede geri kalmışlığı bir noktada -olmaz ya- hoş görmek mümkündür. Ya hukuki herhangi bir düzenleme neden herhangi bir sorunu kapsayıcı ve kökten bir çözüme kavuşturmaz, anlaşılır gibi değil.

Türkiye’de insanların sigortalı bir şekilde çalışmasının geçmişi yeni. Ortalama olarak son otuz yıldır insanlar sigortalı bir şekilde çalıştırılıyor. Çalışanlara sigorta yapılmasının tarihi eski değil Türkiye’de. Peki, çalışanlara sigorta yapılması sistemi yeni mi gelmiştir? Seksen yıldır sigorta var ama işverenler çalışanına sigorta yapmıyordu eskiden. Devlet işverenlere çalışanına sigorta yapılmasını zorunlu tutmuyordu. Bunun bilimsellikle bir alâkası yok. Devlet işleyişinin geriliğiyle alâkası var. Zihniyet geriliğinden kaynaklanıyor. Adamı olan sigorta yaptırıyor adamı olmayan sigortasız mecburen çalışıyordu. Devlet, sistemi getirmiş, zorunlu tutmamış, hukuki düzenleme yetersiz, yaptırım yok, dolayısıyla çalışanların çoğu sigortasız çalışıyordu. AB uyum yasaları çerçevesinde çalışanlara sigorta yapılması şartı getirildi de son otuz yıldır işverenler torpile gerek kalmadan işçisine sigorta yapıyor. Günümüzde bile kaçak göçek sigortasız işçi çalıştıran işverenler var, işyerleri var. İnsanca çalışma ortamı veya hakça çalışma ortamı olması için illa AB mi gerekiyor, ülkeyi yönetenler neden uyum yasası değil de ülke insanının insanca yaşaması için sistemi kendileri düzenleyip uygulamıyordu. Bunun tek nedeni yöneticilerdeki zihniyet geriliğidir. Orman kanunları uygulamasıdır. Günümüzde çalışanlara sigorta yapmak zorunlu, bu iş tamam. Peki emeklilik?

Türkiye’de sigortalı çalışan bir işçiye emekli olduğunda çalışmadan insanca yaşayacak bir maaş verilmiyor. Emekli olanların yüzde sekseni mutlaka bir işyerinde çalışıyor. Çalışmasa ev geçimini sağlayamayacak. Emekli olduğunda çalışmadan emekli maaşıyla geçimini sağlayabilenler genelde müdür, genel müdür olarak çalışmış olanlardır. Emekli olduktan sonra çalışılacaksa emeklilik ne işe yarıyor o zaman? Normalde olması gereken ne? Normalde olması gereken emekli olmuş bir çalışan çalışmaya devam etmeden evini geçindirebilecek ve insanca yaşayabilecek emekli maaşı alması gerek. Emekli maaşlarının yüzde doksanının asgari ücretten az olması sistemin komikliğini ortaya koymuyor mu! Emekli maaşının insanca yaşayacak ve ev geçindirecek seviyeye gelmesi için illa AB dayatması mı lazım! Türkiye’yi yönetenlerin bunu yapacak seviyede ileri zihniyeti yok mu?

Emeklilikte yaşa takılanlar mevzusu yıllardır gündemde. İş politikaya varınca yani oylar düşünce çözmek için adım atılacağı söylenmeye başlandı. Henüz tamam denecek bir gelişme yok. Hâlihazırda söylendiğine göre bir buçuk milyon kişi var. EYT düzenlemesiyle bir buçuk milyon kişinin emekli olacağı söyleniyor. Peki, bu insanlar insanca yaşayacak ve ev geçindirebilecek bir maaş alabilecek mi? Hükümet bu meseleyle bir taşla birçok kuş vurabilir. En az emekli maaşını asgari ücret yaptığında bir buçuk milyon kişi çalışmaz ve bir buçuk milyon istihdam alanı oluşur, böylece işsizlik rakamı düşer. Emekliler kendi şehrine dönüp kendine yetecek ekim dikim yapsa, hayvancılıkla uğraşsa tarım ve hayvancılıkta bir canlanma meydana gelir. Daha ‘kuş’ var da hepsini de biz söylemeyelim.

Ülke olarak her şeyi başka yerden beklersek daha çok bekleriz!