Bir taraftan memurlar ve memur emeklilerinin 2024 ve 2025’te alacakları aylıklarının pazarlığı devam ederken bu arada hemen her gün diğer emeklilere zam yapılıp yapılmayacağı tartışılıyor. Aslında SSK ve Bağ-Kur emeklileri kopartılan onca gürültünün ardından yüzde 25 normal olarak verilen ara zam aldılar. Ancak yapılan bu zamdan emekliler bir şey anlamadı, emekli olmayanlar da anlamadı. Çünkü belki eski ama toplumun yeni farkına vardığı Kök maaş uygulaması, yapılan zammı kuşa çevirdi. Böyle olunca da SSK ve Bağ-Kur emeklileri kendilerine yapılan zamma rağmen, maaşlarına zam yapılmamış yaklaşımı içinde buldular. Çünkü ülkemizde öylesine bir enflasyon var ki, çalışanların ya da emeklilerin ücretlerine ne zaman bir artış yapılacağı dillendirilmeye başlamışsa, o artış ücretlere yansımadan arada kaybolup gidiyor. Çünkü ücret artışı enflasyon karşısında bir rahatlamaya yol açmadan anlamını yitiriyor. Bu bakımdan ülkemizde öyle bir durum ortaya çıktı ki, ücret zamları insanımıza yansımadan fiyat artışları sebebiyle enflasyon yapacağını yapmış oluyor. Sonuç olarak diyebiliriz ki, dar ve sabit gelirliler tam bir çıkmaz sokağa sokulmuş durumdalar. Özellikle de emekliler son zamlarda kendilerini rahatlatacak bir ücret artışı da yapılmadığı için tam bir çıkmaza sürüklenmiş durumdalar. Bu arada bir de iktidar, ekonomik darboğazdan çıkabilmek için dar gelirlilerin önüne fedakârlık adı altında bir fatura da uzatınca bu işin konuşmaktan çıkartılması beklenir oldu.
Çünkü ücret ayarlamalarının artık kesin bir kuralı kalmadı. Ara zam deniyor, bir şeyler veriliyor ama ara zam kısa sürede zam olmaktan çıkıyor. Bu arada senede bir defa yapılan ara zam giderek normal bir zam haline gelmiş durumda. Çünkü haziran sonunda ödenen ara zammın üzerinden fazla bir süre geçmeden emeklilere zam yapılması gündeme girmiş, hemen her gün konuşulur hale gelmiş durumda. Bu ise ekonominin sağlıklı bir işleyiş içinde olmadığını gösteriyor. Bu bakımdan artık ister emekliler ister çalışanlar için yöneticiler bir zam yapılmasına ihtiyaç olduğunu düşündüklerinde bunun tartışmaya açılmasına gitmeden zammın yapılması daha doğru görülüyor. Çünkü özellikle ücretlere zam bir defa konuşulmaya başlanmış ise bunun sonu gelmiyor. Yapılacak zam da anlamını yitiriyor. Bu bakımdan özellikle çalışanların ve emeklilerin ücretlerinin artırılmasının reklam unsuru haline getirilmemesi gerekiyor. Yapılan reklam sonunda gündeme gelen zam, dar gelirlilerin refahını artırmazken, bir de cebe girmeden çıkışına zemin hazırlıyor.
Bu noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Macaristan dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Emekliyi de memnun edeceğiz” sözleri, ister istemez emeklilerde bir beklentiye yol açmış bulunuyor. Hâlbuki emekliler, son 4 aydır zam verildi verilecek tartışmalarının arasında unutulmaya terk edilmiş durumda. Bu bakımdan, başlığı “Emekliler laf değil, eylem bekliyor” şeklinde belirledim. Çünkü yıl ortasında verilen ara zammı yüzde 25 gibi gerçekçi olmayan bir rakam olarak belirlemek yerine emeklileri rahatlatacak bir oranda olsaydı aradan geçen 4 ayda ne emekli memnun edilebildi ne de enflasyonda gerileme sağlandı. Her ne kadar yöneticiler enflasyonda bir gerilemenin başladığını söylüyor, biraz daha fedakârlık istiyor olsalar da görünen o ki özellikle dar ve sabit gelirlilerden fedakârlık beklerken tuzu kurulardan bir şey istenmiyor oluşu ister istemez toplumda bir ayrışmaya yol açıyor.