Emani ve Pippa arasındaki dokuz fark…  

Abone Ol

Son aylarda mültecilere yönelik saldırganlık üst sıralara tırmanmıştı.

Onların ülkemize sığınmalarını asla bağışlamadılar.

Tramvaylarda ırkçı, ayrımcı, dışlayıcı, kıyıcı bakışları ile taciz ettiler, otobüslerde Suriyeli çocukları kollarından tutup aşağı atacak kadar vahşileştiler.

Son günlerde Suriyelilerin suçu tavan yaptı, zira gecekondularından çıkıp plaja bile gidebilecek kadar büyük cüret göstermişlerdi.

Ah ne acı, plajlarda Türk, Amerikan, İngiliz, Alman, Fransız’ın rakı kardeşliği yoktu, geldiğimiz geri durum, Suriyelilerin plajda olma fotoğrafları, servis edilerek, topluma mesaj verilmiş; nerede ne olacak hangi kapışma yaşanacak doğrusu yüreğimiz ağzımızda idi.

Sakarya gibi sükûnetin diyarında olay patlak verdi.

Kaynarca Belediye Başkanı, ilçelerinde 300 yabancı uyruklu kişinin bulunduğunu, bunlardan 6 ailenin Suriye uyruklu olduğunu söyleyerek, «İlçemizin böyle bir olayla adının gündeme gelmesi bizi çok üzdü» diye konuştuğunda, ilçede sadece 6 Suriyeli ailenin bulunduğunu öğreniyoruz.

Korku filmi gibi ürkünç olay ülkeyi ayağa kaldırdı ama ırkçıların kalbini bu korkunç tecavüz ve üç kişilik aile cinayeti de sızlatmadı.

İtalyan Pippa cinayetine yıllarca ağıt yakan malum medya, katledilen Emani olunca, Suriyeli kadının tecavüzünü ve cinayetini normal buldu.

Doğan Haber Ajansı, vahşice katledilen Suriyeli Emani için insanlık dışı bir habere imza attı.

DHA›ya göre Suriyeli Emani’nin güzelliği tecavüz için bir gerekçeymiş gibi sunuldu.

«öldürülen Suriyeli kadının güzelliği ile dikkat çektiği, komşusu olan Birol K’nın bu nedenle olayı gerçekleştirmiş olabileceği öğrenildi.”

İtalyan Pippa ülkemizde bir sapık tarafından öldürüldüğünde, malum medya aylarca kendisine gelemedi, edebi güzellemelerle, bahtsız kadının anısına çok saygılı davrandı.

Çünkü o İtalyan ve Hristiyan’dı.

Ha bir gün gelir de ülkemize Avrupalı mülteciler akın ederse malum medya, eminim zil takıp oynayacak, batılıları ağırlamaktan şeref duyacaktır.

Emani’nin suçu büyüktü, geldiği kültürden nefret edilmekte idi, güzelliği ile dikkat çekmeseymiş gibi neredeyse suçlu ilan ediliverdi.

İnsan haklarının, hukukun, hakça davranışın iflas ettiği haber.

İnsanlık düşmanı, sevgisiz, merhametsiz bakış açısı.

Irkçılığın, faşizmin bu kadar barizliğinden duyulmayan utanç.

Suriyeli kadın, ölümü ve tecavüzü hak ediyor.

Kalkışmalar, savaşlar, terör, darbelerle çevrelenmiş ülkemiz için yeni bir trajedi projesi kaleme alınıyor gibi.

İçte ve dışta bizi mültecilerle kavgaya, kan dökmeye, çatışmaya çağıran bu projeye karşı aklımızı başımıza almamız lazım.

Son Yüzyılda Alevi –Sünni, Laik-Müslüman, Türk-Kürt çatıştırma projelerinde avuçlarını yalamış iç ve dış şeytanlar, Türkiye’yi ırkçı uçurumlardan aşağıya yuvarlamayı denemekte bu kez.

Mülteci düşmanlığı, yabancı ayrımcılığı vurgulanmaya devam edecek, “onlar plajda, biz savaşta” tohumları ekildi, başaklar derilmeye çalışılacak. Mazlum bir aileyi katleden bu düşman güçlere karşı, mülteciler de nefsi müdafaa yaparlarsa, proje mimarları hazdan 9. konçertoyu çalacak.

Katledilen ailenin genç babası bu düşmanlığın üzerini örtmeye çalışmakta, yaşadığı onca acıya karşın eşini, çocuğunu, bebeğini korkunç bir sonla kaybetmesine karşın, Halid Al-Rahmun, jandarmadan; Suriye’nin İdlib kentinde yaşayan akrabalarının eşine tecavüz edildiğini öğrenmemeleri için ilk aşamada gizli tutulmasını isteyerek, “Kesinlikle tecavüz edilip öldürüldü demeyin, trafik kazasında öldü, diye söyleyin» derken ortaya koyduğu dil, sadece İdlib’deki aileyi daha fazla üzüntüden ve utançtan korumak değil, toplumunun duygu yönetiminde de etkili olup, coğrafyaları şefkatli kanatları altına almak istemekte.

Kanı kanla değil, su ile yıkamak istemekte.

İstiyor ki iki kardeş ülke, iki kardeş halk gırtlak gırtlağa gelmesin.