İnsan Şehr-i Ramazan da, ilgisini ne yönde kullandığına
bir baksın! Baksın ve Ramazan ayında daha şehr-i mi, yoksa daha keyf-i mi bir
hayat yaşandığı görsün. Bir kez daha şahit olduk ki, müslümanların önceliği
maalesef keyfilik olmuştur. Bir huzur iklimi daha, maalesef eğlence modundan
kurtarılamadan sona ermiştir. Bu ayın kadrini bilenler ise, her gecesini kadir
bilmiş, keyfi değil seyfi hareket etmeyi başarmıştır.
Zaman kılıçtır. Hayatlarını sorgulama adına Ramazan ı bir
değer kabul edenler elindeki kılıçla bu ayda şunları sorgulayabilmiştir:
Birileri kaybetmedikçe başka birileri de kazanabiliyor! Birinin eline geçen
başka birinin elden kaçırdığı değil, sadece berekettir. Ve birileri
alçalmadıkça başka birilerinin yükselme imkân ve ihtimâli her zaman vardır.
Bu sorgulamaları yapmaktan uzak kalanlar ise bu ayda
keyfiliği sürdürmüş, sadece ve sadece sürüklenmiştir. Ramazan öncesiyle Ramazan
sonra arasındaki fark önceki dönem sarhoşluğunu eğlence sarhoşluğuyla sürdürmek
olmuştur. Ramazan ı değerlendirmek yerine onu kullanmıştır. Ayılması gerekirken
bayılmıştır. Çünkü eğlencenin dozajını ayarlayamamıştır.
Bu ayda durmamız ve keyfiliği durdurmamız gerekirken ne
yaptık Kılıcı kendimize doğrulttuk. Bedenimizden olmasa da ruhumuzdan bir
parça daha kestik. Vicdanımız da acımadı, sinemiz de kanamadı, çünkü
eğleniyorduk. Anı yaşıyor, fotoğraflarla ölümsüzleştiriyorduk. Halbuki ölümsüzleştirecek
bir çok ibadet bizi bekliyordu. Ama biz ahretimizi bayram yapacak Ramazan
dünyasının çok uzağındaydık.
Keyfilikten vazgeçenler, yapmak için bir yol olduğunu
gördü ve yaptı. Keyfilikten vazgeçemeyenler ise, ne bir yol buldu, ne de yoldan
çekildi. Sadece yolda kaldı. Cami cami, iftar sahur yoldaydı. O çadır senin, bu
şenlik benim dolaştı durdu. Aslında duramadı, kendisini, nefsini durduramadı.
Üstelik bayramı da bu haz ve hıza kamçı yaptı ve tatille birleştirdi.
Ramazan ayında insan, kendini yeniden keşfetme imkânı
bulmuşsa ne mutlu! Yeteneklerine doğru yolculuğa tekrar çıkmışsa ne âlâ!
Huzurda olmanın kıymetini yeniden iliklerinde hissetmişse ne güzel! Yaşadığı
problemleri çözmek ve hedeflere ulaşmak için kendisini yenilemesi gerektiğini
yeniden anladıysa ne şükür! Mustafa Miyasoğlu ağabeyime elveda derken gördüm
ki: Şehr-i Ramazan, keyfiliğe elveda demek için bir fırsatmış, ama
anlayabilene!