Elma: Onu alma beni al!

Abone Ol

Elma ile armudun hikâyesini bilirsiniz. Birbirleriyle bir türlü geçinemezler. Karagöz ile Hacivat gibi, şeftali ile kayısı gibi, kavun ile karpuz gibi Hatta elma, armuda büyük bir ithamda bulunmuş ve armudun dünyasını karartmıştır: "Armudun iyisini ayılar yer" diyerek

Armut ve elma varlık sahnesine çıkalıdan beri, her kim ki bir armut yiyor, hemen armudun sağına, soluna, altına, üstüne bakıp bir kusur aramıştır. Armudun üzerinde küçük bir nokta şeklinde bir kusur dahi görse içi rahatlamıştır. Çünkü hiç kimse "iyi" armudu yemek istememiş, hatta istemiyor elmanın çekemezliği ve fesadı yüzünden

Armudu kusurlu olanın içi rahatlıyor, hatta "Bak şurasında bir leke var" diyerek olmasa da, olmasını istiyor, görmese de gördüğünü söylüyor İllâ bir kusuru olması lâzım ki, içi rahat bir şekilde armudu dişleyebilsin ya da dilimleyip yiyebilsin Fakat insanlar armuda saygı ve sevgilerinden dolayı, "Güzel şeyler çoğu kere ona lâyık olmayanların eline geçer" diyerek durumu iyileştirmeye ve armuda iltifat etmeye çalışmışlardır.

Elmanın iftirası bununla da kalmamış, insanlar elmayı yedikten sonra, armuda sıra gelince ellerine bıçak almışlar, bıçakla armudu soymuşlar ve ardından da dilim dilim dilimlemişlerdir. Armuda yapılan bu muameleyi gören elma, içinden kıs kıs gülüp, "oh oh, canıma değsin" demeden edememiştir.

Elma, bütün bu yaptıkları yetmiyormuş gibi, bakmış ki insanlar hâlâ armut yiyor, bu sefer de sayısına sınır koymaya çalışmıştır. Bu arada elmanın kafası iyice karışmış, dili sürçmüş ne dediğini şaşırır olmuş ve bir keresinde, "Armudu soy ye, elmayı say ye", başka bir seferinde de, "Elmayı soy ye, armudu say ye" demiştir. Armut fazla yenirse, yiyene zararı dokunacağını ima etmeye çalışmış bu tavrıyla da

Kıskançlığından ne yapacağını bilemeyen elma, armutla giriştiği tek taraflı savaşta tam bir başarı elde edemese de, kısmî bir zafer kazanmıştır. Çünkü her kim ki bir armut almayı veya yemeyi düşünse, aklına elmanın söyledikleri gelmektedir. İletişimin bütün imkânlarından çok iyi yararlanan elma, bu propaganda savaşında büyük bir başarı elde etmiştir. Bunun bir göstergesi olarak bütün dünyada elma üretiminin fazlalığı söylenebilir.

Elma bunlarla da yetinmemiş, armuda iftira etmeye devam etmiş: "Armudun sapı var, üzümün çöpü " diyerek İllâ bir kusur bulacak ya, sanki kendisinin çöpü yokmuş gibi... Armudun sapını görüyor da, kendisinin çöpünü hatırlamak bile istemiyor. Hani şu çaydan geçen koyun ile keçinin hikâyesi gibi

Armudu harcıâlem bir meyve, orta malı bir şeymiş gibi göstermeye çalışan elma, armuda hücum etmeye devam etmiştir ve "Armut piş, ağzıma düş" diyerek de, armudun basit bir şey olduğunu, her zaman bulunabileceğini, yemek veya elde etmek için emek harcamaya bile gerek olmadığını söylemeye kalkışır

Elma bu, hiç rahat durur mu Nazından, niyazından geçilmez. Güzelliğinin ve cazibesinin şımarıklığı onu daha da ilerilere götürmüş ve "Armudun önü, kirazın sonu" diyerek, armudun sadece ilk çıktığı zaman yenebileceğini ima etmeye çalıştır.

Fakat "yeme"yi seven, nimetin kadrini ve kıymetini bilen insanlar, elmanın armutla yaptığı mücadelede, armudun gönlünün kırılmasını istememişler, armudu onurlandırmak için, "Armut, dalının dibine düşer" diyerek, "Bir kimse önce yakınlarına yardımcı olur; çocuk soyuna çeker; çırak ustasının yolunu tutar; kişi kendisini yetiştirenin koruyuculuğu ile bir yerde barınır" şeklindeki açıklamalarla, armudun "ağırbaşlılığı, erdemliliği, soyluluğu"nu vurgulamaya çalışmışlardır.

***

Çevremize şöyle bir bakalım: Benzer bir hali insanlar kendi aralarında da yaşamıyorlar mı "Armutlar" ile "elmalar"ın savaşı değil mi ortalığı toz duman eden Biri diğerini çekemiyor, öteki berikini Herkes birbirinin ayağını kaydırmakla meşgul, "Her koyun kendi bacağından çeker" diyerek... Başarılı da oluyorlar elma gibi Elmanın oyununa gelen armut, sap gibi ortada kalakalıyor

Bunun bir çözümü yok mu Elbette var

Ancak "Armut da güzel, elma da" diyebilmek için yürek ister. Elma "Ben güzelim" diyor, hatta "Tek güzel benim" diyor. Elmanın yanındayken armuda, "Sen de güzelsin" demek, elmanın yanına kuma kabul etmesini istemek gibi bir şeydir.

Oysa elmaya, "Sen elmasın, armut ile niçin kendini yarıştırıyorsun Sen kendi türünün en güzelisin, armut da kendi türünün en güzeli... Biz seni elma olarak, armudu da armut olarak seviyoruz. Elma ile armudu birbirine karıştırmıyoruz" diyebilsek

İşte bütün mesele de bu ya!