Elim Bir Olay: Kerbelâ 2

Abone Ol

Ebû Said el-Hudri (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz şöyle buyurdu:  “Hasan ve Hüseyin: Cennet gençlerinin efendileridir.”

Bera b. Azib (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz Hz.Hasan (R.A.) ile Hz.Hüseyin (R.A.)yu görmüş ve:

“Allah’ım! Ben, bunları seviyorum. Sen de bunları sev!” buyurmuş. Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:  “Hasan ve Hüseyin’i seven, beni sevmiş, onlara kin tutan da bana kin tutmuştur.”

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz Hz.Hasan (R.A.) ve Hz.Hüseyin (R.A.)nun gönüllerince oynayıp eğlenmeleri için onlara eşlik eder, bir çocuk gibi onlarla oynardı. Hz. Hüseyin (R.A.), Resûlullah (S.A.V.) Efendimizden deve olmalarını istediklerinde hemen yere eğilir ve onları mübarek sırtına alırdı. Arkasından da: “Bundan güzel deve olabilir mi ”  buyururlardı.

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, bir gün, cenazelerin konulduğu yerde oturuyordu. Hz.Hasan (R.A.) ile Hz.Hüseyin (R.A.), güreşmeye başladılar. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz gülerek:

“Ha gayret Hasan! Göreyim seni, yakala Hüseyin’i!” diyerek Hz. Hasan (R.A.)yu kayırınca, Hz.Ali (R.A.):

- Yâ Resûlellah! Sen Hüseyin’i kayırmalı değil miydin Hasan daha büyüktür, dedi. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

“Baksana Cebrail’de, Hüseyin (R.A.)ya: Ha gayret Hüseyin göreyim seni! diyor.” Buyurdu. Müslümanların  Ehl-i beyt’e ve âl-i Resûle dahil olan Hz.Hasan (R.A.) ile Hz.Hüseyin (R.A.)ya duyduğu sevgi ve şefkat Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin vefatından sonra da devam etmiştir.

Hz.Hüseyin (R.A.), Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sevgili torunu, emaneti ve reyhânesi yani çiçek demeti denilerek Müslümanlar dan daima sevgi, şefkat ve bağlılık görmüş, böylece altı yaşında kaybettiği dedesinin ve annesinin yokluğunu fazlaca hissetmemiştir. Ayrıca ağabeyi Hz.Hasan (R.A.) ile birlikte bütün İslâm dünyasında olduğu gibi Türkler arasında da Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sevgili torunu sıfatıyla daima sevilmiş, sayılmış ve adları çocuklara verilen en yaygın isimler arasında yer almıştır.

Hz.Hüseyin (R.A.)nun çocuklarından Ali Ekber, Kerbelâ’da kendisiyle birlikte şehid olmuş, Ca’fer ve Abdullah adlı oğullarından devam etmeyen soyu diğer oğlu Ali Zeynelâbidîn’den devam ederek seyyid unvanıyla tanınmıştır. Ayrıca Fâtıma ve Sekîne adlı iki de kızı vardı.

Hz.Hüseyin (R.A.)nun çocukluk yılları Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin otağında geçmiştir. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin eğitiminden yetişip imanı yudumlaya yudumlaya büyüyen Hz.Hüseyin (R.A.)nun sonu da şehadet ikliminde gerçekleşmiştir. İnsanın hayatında Allah ve Resûlü’nün hükmünden başka hiç bir hükmün geçerli olamayacağını derinden kavramış olan Hz.Hüseyin (R.A.), bu gerçeğe gölge düşürenlere zerre kadar meyletmemiş, bilakis destansı bir tavırla onların önlerine dikilmiştir.

Hz. Hüseyin (R.A.), şehit edileceğini bile bile, Hakkı hâkim kılmak ve Hak davadan taviz vermemek uğruna yoluna devam etmiş ve zalimlere zerre kadar taviz vermemiştir. Kendisi, ailesi ve en sadık arkadaşlarıyla, hayatı pahasına zulme onay ve destek vermemekte onurluca direnmiştir.

Hz.Hüseyin (R.A.), hiç bir hesap peşinde koşmadan kendisini Hakk’a adayan gerçek ve örnek Müslüman  tipini simgeler. Bir konuşmasında:

“Olup bitenleri görüyorsunuz. Dünyanın rengi değişti; tümüyle faziletten yoksun hale geldi. Yalnızca her iyiliğin tortusu kaldı. Dikkat! Görmüyor musunuz Hak ve doğru, yerin altına gönderildi. Bilerek batıl işler peşindeler. Kötü gidişi önleyecek kimse kalmadı. Zaman, her Mü’minin Allah uğrunda hakkı savunma zamanıdır. Şehid olmak istiyorum. Zalimlerle bir arada yaşamak zulmün ta kendisidir.” diyen Hz.Hüseyin (R.A.)n eyleminden, şehadetinden alınması gereken ders: “Hz.Hüseyin (R.A.) ALLAH Teâlâ’nın iradesini kendi kişisel seçimine; Hakk’a bağlılığı, hayat ve hayatın lükslerine duyulan sevgiye tercih etti. Yalnız, Hakk’ın aşığı olmakta yarar görerek hayatını ortaya koydu. Bu vakur olaydan çıkarılabilecek en değerli ders, Cihad ve Hak yolundan sabırlı, kararlı ve metin olmak gerektiğidir.”