Topluluklar doğarlar, gelişirler, yaşlanırlar ve ölürler. Kur an bunu çok açık bir şekilde ifade etmektedir. Türkiye yi ele alalım. Anadolu nun ilk sakinleri olarak Milattan önce 3500 yıllarında Sümerlerle akraba olan Kafkas ırkı yaşıyordu. Bu ırk ile Orta Asya ırkı arasında yakınlık vardır. Daha sonra Anadolu ya Hititler geldiler. Onlardan sonra Frigyalılar ve Lidyalılar geldiler. Bunlardan sonra Anadolu ya Bizanslılar hakim oldular.
Sonra Selçuklular Sonra Osmanlılar... Şimdi de bu topraklarda biz yaşıyoruz...
Bizden öncekiler gittiler, Türkiye bize kaldı. Biz III. bin yıl uygarlığını kurmakla görevlendirilmiş bulunuyoruz. Başımıza geçmiştekilerin başından geçenler bize de gelecektir. İslâm uygarlığını kurmak isteyenlere karşı 1900 larda başlayan düşmanlık hâlâ devam etmektedir. Mustafa Kemal in dediği gibi; dahili ve harici bedhahlar olmaktadır. Neden onların başından bunlar geçmiştir Mü minler neden iki hattâ üç asırdır ezilmekte, hep yenilgiye gitmektedir Oysa Kur an, mü min iseniz galipsiniz diyor.
Demek ki bir veya birkaç eksiğimiz vardır. Öyleyse bu eksiklerimizi kısaca sıralayalım.
1) Her şeyden önce, biz ilmi birtakım kitapları ezberlemek zannetmiş ve ilmi sadece beyinlerimizde hapsetmişiz. Gerek İslâmî gerekse Batı ilimlerini uygulamıyoruz. Okuduklarımız okulda kalıyor. Bu ilmin hayattan kovulması hastalığı üniversitelerimizde ve okullarımızda hâlâ devam etmektedir. Çünkü biz okul çağındaki çocukları bir işte çalıştırmıyoruz. Okuduklarının modası geçmiş oluyor. Oysa, Kur an, beşikten mezara kadar okuyunuz diyor ve amelsiz ilmi de merkeplerin kitap taşımasına benzetiyor. Bu hastalığı yenmezsek, atalarımızın başına gelenler bizim de başımıza gelecektir. Böyle giderse yeni bir istiklâl savaşı yapmak zorunda kalabileceğiz.
2) Biz dini lâikleştirmiş, dini hayatımızdan kovmuşuz, mabetlerden de hayatımızı kovmuşuz. Camilerde dünya kelâmı konuşulmaz demişiz, cemaatle namazı terk etmişiz. Kıldığımız namaz namazın kendisi değil, namazın karikatürüdür. Diğer ibadetler de bundan farksızdır. Belki en sağlam yaptığımız ibadet oruç ibadetidir. Diğer ibadetlerin değeri onda bire inmiş, yirmide bire inmiştir. İbadetlerin bu hâliyle bile ne kadar yararlı olduğunu ahlâkımızı korumamızdan anlamaktayız. Bugünkü durumdan 27 kat daha iyi olduğumuzu düşünün, gerçek İslâmiyet işte odur. Allah bize de -elhamdülillah- onun mücadelesini ve cihadını nasip etti. Bu dünyada yaşayamadığımızı âhirette yaşayacağız. Orada mü minlerin derecesi müslimlerden 27 kat fazla olacak demektir. Ben 27 kat daha faziletlidir hadisine dayanarak bunları söylüyorum. Hadis zayıf olabilir ama Kur an da da mü minlerin derecelerinin üstün olacağı bildirilmiştir.
3) Ekonomik hayatımız tamamen felç olmuştur. Önce bugünkü enflasyonist parayı kullanıyoruz. Bu para faiz parasıdır. Bu paranın geçerliliği vardır, bununla yapılan peşin muameleler meşrudur. Çünkü bugünkü değeri bellidir. Bir ülkede bir para çalışır. Dolayısıyla "Adil Düzen" ve "Adil Ekonomik Düzen" iktidar oluncaya kadar bu parayı kullanacağız ama bu paraya göre borçlanmayacağız. Borçları mal ile ifade edeceğiz. Bankalarda ortak hesaplar açtırıp "faizsiz kredileşme sistemi"ni getirmemiz gerekmektedir. Vergi kaçırmasak yaşayamayız, kaçırsak devlet olmaz. Böyle bir düzende yaşamamız mümkün değildir. Bugünkü Türk ekonomisi İstanbul trafiğinden daha karışıktır. Bu ekonomi düzeni ile yaşamak mümkün değildir. CHP, DP ve ANAP iktidarları bu sebeple gittiler; çökerek gittiler. AKP yi de aynı akıbet bekliyor. Allah bu bozuk düzeni devam ettirmez.
4) On sene, yirmi sene süren davalar ve mahkemeler, insanları bıktıran bürokratik muameleler, hortumlamalar, terör, rüşvet yolsuzluk, açlık "sosyal yapımız"ın ana karakteridir. Hep yazıyoruz ve diyoruz ki; böyle giderse "sosyal tufanlar" bizi yok edecektir. Geçmiştekiler bu gibi sebeplerle battılar, şimdikiler de bu sebeple batacaklardır. Millî Görüşçü Adil Düzen Çalışanları sıkıntılar içinde bu gidişe dur diyebilmek için çalışıyorlar. Genel olarak "Adil Düzen" ve özel olarak "Adil Ekonomik Düzen" gelmeden bunların hiçbirisi düzelmez. Eğer bunları düzelten başka bir şey olsaydı o zaman o ikinci ilâh olurdu. Oysa doğru tektir, iki doğru yoktur. Batı dünyasında işlerin iyi gittiğini iddia edenler vardır, onların ekonomileri çok iyidir diyorlar. Onların sadece paraları iyidir. Orada kazanıp burada yersen değeri vardır. Yoksa orada kazanıp orada yersen, onlar bizden çok daha fakirdirler.
İşte, İslâm âleminin ve dünyanın durumu genel olarak bu olduğu için, yani İslâmiyet ten ve dinden/düzenden uzaklaştığımız için başımıza bunlar gelmektedir.
Ama insanlar bugün Kur an ı mealleri ile okumaya başladılar. Biz de ilk olarak III. bin yıl uygarlığına ışık tutacak bir yorumu yapıyoruz. Elli sene evvel kimse Kur an mealini okumuyordu, mealli Kur an bulamazdınız. Bugün mealsiz Kur an bulmak zor oluyor. Şimdi Kur an ı kimse III. bin yıl uygarlığına göre yorumlamıyor. 30 sene sonra siz okuyucuların yarısı inşaallah yaşıyor olacak. Göreceksiniz ki, artık Kur an ı herkes günümüzün sorunlarını ele alarak yorumluyor; hem de bizden daha iyi bir şekilde Arapça kurallarına uyarak bunu yapıyor. Bunu yapacak ekoller oluşmaktadır. Sevinebilirsiniz.