Sömürü sermayesi ile ulusal devletler arasında savaş
vardır. Savaş alanı Türkiye dir. Savaş silahla değil ekonomi ile yapılmaktadır.
Sermayenin ana silahı karşılıksız dolardır ve bu para sayesinde medya
emrindedir. Henüz galip-mağlup belli değildir...
Bu savaş beklenen bir savaştı; başladı ve devam ediyor...
Karşı tarafın parası var... Bu durum elbette parası olanın galip geleceği
anlamında değildir... Karşılıklı yeni para sistemine geçmedikçe, mağlup
olunmasa da galip gelinemez... Savaşta yenilmememiz için para sorununu çözmemiz
gerekir... Her şeyden önce ülke içi ekonomiyi düzenlemeliyiz... Ayrıca aynı
savaş içinde olan diğer ulus devletler ile işbirliği yapmalıyız... İstanbul da
bir kuyumcular kooperatifi kurup altın bono çıkarmalıyız... Uluslararası
para altın karşılığı çıkarılan altın bono olmalı, ulusların paraları bu
para ile konvertibl hâle getirilmelidir
İlgilenenlerin bilgisine; bu konular bu köşede daha önce
detaylı olara yazıldı.
Doların yükselmesini engellemek için Merkez Bankası nın -imkânı
varsa- dövizi satması gerekir. Döviz artar, para azalır, dövizin değeri düşer.
İkinci olarak ise faizi düşürmesi gerekir. Faiz düşünce maliyetler düşer,
üretim artar, ihracat çoğalır, döviz gelir, dövizin değeri düşer. Merkez
Bankası tam tersini yaptı, faizleri artırdı! Biz faizler daha da düşürülmeliydi
diyoruz. Aksini düşünen ve iddia edenlerle tartışmaya her zaman hazırız.
Günümüz dünyasında dolar insanlık parasıdır ama iki
önemli dadısı vardır. Biri ABD devletidir, onun millî parasıdır, dünyayı onunla
sömürüyor. İkinci dadısı ABD deki Yahudi sermayesidir. Aralarındaki ilişki ve
uzlaşma açık değildir. ABD dolarda istikrar taraftarı, sömürü sermayesi ise
doları dalgalandırıp dünya ekonomisini çökertme ve sonunda ulus devletleri dize
getirme taraftarıdır.
Bu durumda bizim yapacağımız tek şey vardır; doları
ülkemizde etkisiz hâle getirmek.
Bunun için; a) İstanbul da kuyumcular kooperatifi kurup
altın bono çıkarmak. b) Her ülkenin Merkez Bankası ile ayrı ayrı anlaşıp o
ülkelerin ticaretini o ülkelerin parası ile yapmak. c) Kriz zamanlarında
yasalarla borç ve alacak ertelenmesi sağlanacak, herkesin borcu ertelenince
ekonomi döviz kurlarından rahatsız olmayacak. d) Borçların tasfiyesi için
devlet işyerlerini satın alır, sonra cirodan yine kendilerine kiraya verir.
Nakit kendilerine ödenmeyeceği için bu operasyon enflasyona sebep olmaz.
Dolar uluslararası para hâline gelmiş, bu sayede dünya
sermaye devleti oluşmuştur.
İslâmiyet te devletin iki temel prensibi vardır; kendi
adına para bastırmak, hutbeyi kendi adını okutmak. Hutbedeki ad okumayı bugün
için seçim kazanmaya teşbih edelim.
Üçüncü dünya savaşı başladı ve devam ediyor dedik; en
önemli savaş alanı Türkiye dir dedik. Şimdilik savaş silahla dolar arasında
cereyan ediyor. Dolar silaha karşı duramaz. ABD de yapılacak bir gecelik
operasyon sermayenin işini bitirir. Ne var ki bugünkü dünya ekonomisi
karşılıksız dolara dayanmaktadır. Bu sorunu çözmeden böyle bir operasyonu
yapmak dünyayı sosyal tufana götürür. Oysa ADİL (EKONOMİK) DÜZEN in önerileri
değerlendirilirse, sermaye de sömürmeden ayakta kalır, dünyada da bir tufan
oluşmaz.
Türkiye yanlış ekonomi politikaları izledi, maalesef
hâlen de izlemeye devam ediyor. Dışarıdan alınan kredilerle içeride tüketim
kredileri veriliyor. Oysa dışarıdan alınan krediler yatırıma
yönlendirilmeliydi. Tam istihdamın sağlandığı bir ülkede dışarıdan alınan
kredinin ülkeye zarar vermemesi için bu kredinin dışarıdan ithal edilen emekle
yapılması gerekir. O zaman ülkenin doğal değerleri aktif hâle getirilir, hem Türkiye
hem de insanlık yararlanır. Dışarıdan gelen krediler tüketime yöneltildiğinden
dolayı borcumuz artmakta, üretim de yapılmadığı için ileride ödeme imkânını
bulamayacağız. Ekonomi politikaları düzeltilmezse, ülkedeki üretim kaynakları
harabeye döner, tarlalar kıraç olur, fabrikalar hurdalaşır.
Sonuç olarak; üçüncü dünya savaşı ekonomik savaştır
Dünyadaki en önemli savaş alanı Türkiye dir...
Savaşın ana silahı da karşılıksız paradır...
Çözümü karşılıklı para üretmedir.