Ne diyordu üstad Necip Fazıl Kısakürek, Allah ın on
pulunu bekleyedursun on kul / Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul / Bu
taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa / Yaşasın kefenimin kefili karaborsa
Sözde neydi Türkiye ekonomisi rekorlar kırıyordu, her şey güllük
gülistanlıktı, TL ye değeri tekrar iade edilmişti, memleketin her yerine
yatırımlar yapılıyor, insanların cebine giren, kişi başı milli gelir çil çil
artıyordu Sözünü hiçbir şeyden esirgemeyen Prof. Dr. Osman Altuğ hocamıza
göre, bütün bunlar tamamen aforizmadır Kişi başına düşen geliri 10 bin
dolarlara yükselttiğini iddia eden yüce( ) hükümetin uydurması ve
kandırmacasından ibarettir. Osman Altuğ, Türkiye de bir hane en az 4 kişiden
oluşmaktadır. Kişi başına düşen milli gelir, 10 bin dolarsa, o zaman her birey,
Benim payıma düşen 10 bin dolar nerde deme hakkına sahiptir. Dört kişinin
cebine giren paranın 40 bin dolardan, 100 bin liranın üzerinde olması gerekir.
Bunlar ya hesap bilmiyorlar, ya da bu işte bir terslik var demişti. Terslik
olmaz olur mu Terslik, vatandaşın matematik bilmediğini varsayarak, bizlere
yutturulmaya çalışılan bu hesap kitabın içerisinde. Bir memleketin asgari yaşam
standardını belirleyen rakam, o ülkede geçerli olan asgari ücrettir. Hesap
kitaba meraklı Başbakan, bir zamanlar iktidardaki hükümetleri eleştirirken,
eline simit ve çay donelerini alır ve yüklendikçe yüklenirdi. Bugün bir simit 1
lira, bir çay 1 lira Dört kişilik bir ailenin sabah, öğle ve akşam öğünlerinde
birer simit yedikleri, birer çay içtikleri varsayılırsa, bir ayda, 720 lira
harcadıkları ortaya çıkacaktır. Bu sadece yedikleri ve içtikleri Peki, bu
ailenin kirası yok mu Giyeceği yok mu Eğitim masrafı yok mu Yol masrafı yok
mu Şahsi harcamaları yok mu Özel bir günde harcayabilecekleri üç kuruşluk
istihkakları yok mu O zaman düşünün, 850 lira asgari ücret alan bir vatandaş,
dört kişilik ailesini nasıl ve ne şekilde geçindirebilir
Mademki, ekonomide rekorlar kırılıyordu, makro ve mikro
ölçekte her şey zirvelere çıkmıştı, neden asgari geçim standardını ortaya koyan
asgari ücrete makul bir artış yapmadınız. Gerçi, bu kaos ortamında, rüşvet ve
yolsuzluk operasyonları söz konusu olmasa, siz yüzde 5+6=11 lik bir artış da
gerçekleştirmezdiniz ya, neyse!
Meşhur fıkradır Tüm ülkelerin başbakanları asgari ücret zirvesinde
bir araya gelmişler İngiltere Başbakanı söz almış, Benim ülkemdeki işçiler
1000 euro asgari ücret alırlar, 750 eoro sunu harcarlar, geriye kalan 250 sini
ne yaparlar biz bilmeyiz demiş. Almanya Başbakanı kürsüye çıkmış, Benim
ülkemdeki işçiler 1000 mark asgari ücret alırlar. 800 markını harcarlar, 200
markını ne yaparlar biz bilmeyiz demiş. Fransa Başbakanı söz almış, Benim
ülkemdeki işçiler, 1000 Frank asgari ücret alırlar, 750 Frankını harcarlar, 250
Frankını ne yaparlar bilmeyiz demiş. En son Türkiye Başbakanı na sıra gelmiş,
Benim ülkemdeki işçiler 850 lira asgari ücret alırlar, 2500 lira harcarlar,
1650 lirasını nerden bulurlar biz de bilmeyiz demiş.
Her fıkrada bir gerçeklik payı vardır
Bir ülkenin ekonomik parametrelerinin makro ölçekte, çok
renkli ve harika görüntüler sergilemesi, cilalanması, ambalajlanması değil, bu
rakamların o ülkenin insanlarının satın alma gücüne ne kadar yansıdığı
önemlidir. Bir insanın cebinde beş parası yoksa Merkez Bankası ndaki milyar
dolarlık döviz rezervinin, hiçbir kıymeti harbiyesi olamaz. Hatırlarsanız,
Bülent Ecevit döneminde ekonomideki kırılma eşiği, Cumhurbaşkanı nın önüne
atılan Anayasa kitapçığı ve Ecevit in önüne atılan yazar kasaydı. Aç fare ambar
deler diye bir atasözümüz vardır Renkli ambalajlarla önümüze konulan ekonomik
gerçeklerin hangi limanda iflas edeceğini biz de merakla bekliyoruz.