Ekonomik düzenleri İslam’ca okuyabilmek-4

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Varlıklar âleminde kural dışılık yoktur. Tabiata, sosyal ve ekonomik hayata dair kanun ve kuralların tamamı, kusursuz olarak Allah tarafından konmuştur. Biz, Allah’ın koyduğu bu kanun ve kuralları din ve bilim yoluyla bulup onları sosyal ve ekonomik olaylara uygularsak saadet bulabiliriz. İslam; ekonomik olaylarda, sosyal olaylarda olduğu gibi, sadece irade beyanını yeterli bulmamış, buna ilave olarak tarafların gönülden hoşnut olup razı olmalarını şart koşmuştur. Hasta-doktor, öğretmen-öğrenci, devlet-vatandaş ve karı-koca arasındaki ilişkiler, sosyal olaylardır. Sosyal olaylarda irade beyanını yeterli sayılır. İnsanlar arasında daha çok mal, emek ve paraya dayanan muameleler ise, ekonomik olaylardır. Bunlarda irade beyanı; yani icap ve kabulden sonra bir de rıza şartı aranır. İslam’ın adil ekonomik düzeninde bu önemli bir esastır. Adil bir ekonomik düzende fert ve toplumun saadetini sağlayacak esaslar, insanın mal emniyetini korumaya yöneliktir.

ESASLAR

Adil bir ekonomik düzende; mal emniyetini korumaya yönelik esaslar ise şunlardır: 1-Haksız yere insanların mallarını yememek. Onların kendi rızaları ile aralarında yapılan bir ticaret sözleşmesi ile alışveriş yapmak, mal emniyetini sağlayan esaslardandır. 2-Faiz ve ihtikâr yasağı. Faiz; hakkı üstün tutan ilim adamlarının ifadesiyle karşılığı bulunmayan bir fazlalıktır. O bakımdan fazla olarak bir yerlerde meydana gelen yığılmalar ekonomik bünyede kanser gibi şişkinlik yapar, hastalık ve krizlere sebep olur. İhtikâr, fiyatların yükselmesini gözetleyerek, halkın muhtaç olduğu malı satmayıp depolamaktır. Bu, faiz gibi haksız kazanç elde etme yollarından birsidir. 3-Fiyat koyma yasağı. Hakkı üstün tutan âlimlerin genel görüşü, devletin taban veya tavan fiyat belirleyemeyeceği, bunun haram olduğu şeklindedir. Bazı âlimler ise, ihtikârı önlemek için taban fiyat belirlemenin caiz olduğunu söylemişlerdir. Ömer Nasuhi Bilmen; “Devletin narh koymaması, malların fiyatlarını tayin ve tespit etmemesi esastır” demiştir. 4-Müşteri kızıştırma yasağı. Bu, enflasyona sebep olduğu gibi, böylece satıcı lehine ve müşteri aleyhine bir durum da ortaya çıkarır. Peygamberimiz müşteri kızıştırmayı yasaklamıştır. 5-Kâr haddi. Aslında kâr haddi, arz ve talebin kesiştiği noktada teşekkül eden fiyatın içinde bulunmaktadır. Serbest piyasayı benimsemiş olan bir sistemin fiyat  tayin etmesi ve kâr yüzdesini belirlemesi uygun olmaz. Fakat fahiş kârlar da meşru sayılmaz. Kâr; en çok sermaye kadardır. Zamana ve şartlara göre bazen düşük bazen de yüksek olabilir. 6- Pazaryeri. Peygamberimiz, ticaret mallarının pazaryerine gelmeden, yollarda satılması konusunda  şöyle buyurmuştur: “Satılmak üzere pazaryerine getirilmekte olan ticaret mallarını yolda karşılamayınız…” Malları yolda karşılayıp alanlar, pazaryerine geldikleri zaman ucuza almış oldukları bu malları diledikleri yüksek bir fiyattan satış yaparlar ve böylece bölge halkına da zarar vermiş olurlar. 7-Simsarlık. Peygamberimiz, “Hiçbir şehirli, hiçbir bedevi namına malını satmasın” buyurmuştur. Bu hadisin manası; “Onlar için simsar olmayın” şeklinde açıklanmıştır. 8-Pazarlık üzerine pazarlık yapmak. Peygamberimiz, “Sizden biriniz, diğer birinin alışverişi üzerine alışverişe girişmesin. Kardeşi bir malı satın almak üzere iken diğer bir kimse o malı almaya kalkışmasın” buyurmuştur. Satıcıyı kışkırtıp satılmış bir malı daha fazla bir fiyat vermek suretiyle çevirip kendisi için almak, yani satıcıya alışverişi boz, ben sana ondan daha fazla kâr vereceğim demek haramdır. 9-Satın alınan malın teslim alınması. Peygamberimiz, “Kim bir yiyecek maddesi satın alırsa, onu teslim alıp kabzetmeden satmasın” buyurmuştur. Satın alınan malı teslim alıp taşımadan başka bir müşteriye satma işi yasaklanmıştır. 10-Çaresiz kalan kişiyle alım-satım yapmak. Bu tür alışverişler de yasaklanmıştır. Satıcı malını, o malı almak zorunda olan kimseye sattığı zaman, fiyatı yükseltmeden, başkalarına sattığı fiyat üzerinden satmalıdır, yoksa alışveriş fasit olur.

EKONOMİK HAYAT

Ekonomik hayat, doğal bir hayattır. Ona suni müdahaleler zarar verir. Bütün ekonomik faaliyetin gayesi, nüfusun ve malların artmasını sağlamaktır. Ekonomik gelişme, mal ve nüfus çokluğu ile ölçülür. Ekonomik davranışlar, adil bir düzen içerisinde oluşup onun neticesi olarak, meydana gelir. İyi davranış yeterli değildir; iyi bir düzenin bulunması gerekir. İyi düzen faizci kapitalizm, liberalizm ve komünizm değil Milli Görüş’ün telkin ve teklif ettiği Adil Düzen’dir. Salim akıl; iyi ile kötüyü, bozuk mal ile sağlam malı ayırabilecek adil bir düzende karar kılar. Adil Düzen’i kurmak, sadece Milli Görüş’le olur. Adil Ekonomik Düzen’de dünya ile ahiret, madde ile mana aynı derecede önemlidir. Bunlardan biri diğeri için feda edilmez. Biz Müslümanların itibar edeceği tek kitap Kur’an’dır ve onda hiçbir hüküm eksik değildir. Adil Ekonomik Düzen’de faiz yoktur. Haksız vergiler, israf, mala yönelik tecavüzler olmaz. Adil Ekonomik Düzen; üreten, ülkeyi güçlendiren, fert ve toplumun refahını artıran bir düzendir.

Esas üretim; tarım ve hayvancılıktır. Sanayileşme, üretimin bir başka alanıdır. Teknoloji, Allah’ın müminlere en büyük ihsanıdır. Bütün bu alanlarda Müslümanların yapacağı tek şey; Kur’an’a ilim ve fen olarak sarılmaktır. Adil devlet; müslim-gayrimüslim bütün vatandaşların mal emniyetini muhafaza eder. Mallar; Allah’ındır ve insana ve topluma bir emanettir. Fert ve toplum, bu malları düzgün kullanarak refah içinde yaşayabilirler. Adil devlet; yalnız zenginlerin kurduğu bir dernek veya ticari bir şirket olmadığından, yoksullar da devlet gelirlerinden yararlanırlar. Adil devlette hükümetler; maruf olan ticaret ve üretimi emreder, münker olan faizi ve zulüm vergilerini yasaklar. Selam hidayete tabi olanlara…