Ekonomide muafiyet

Abone Ol

Ekonomimiz her şeye rağmen direnebiliyor, müdahalelere veya krizlere karşı muafiyet yani bağışıklık mı kazanıyor, nedir

Bugün anlatacaklarımın başlığını "ekonomide muafiyet" şeklinde değil de, "ekonomide bağışıklık" olarak da atabilirdik.

Her neyse; "muafiyet" veya "bağışıklık" fark etmez; biz üzerinde duracağımız konu üzerinde yazmaya, düşünmeye ve yorumlar yapmaya başlayalım

Canlıların önemli bir özelliği vardır. Değişik şartlara girdikleri zaman önce büyük sıkıntı çekerler. Mesela, Sibirya soğuklarında yaşamaya alışan kişi Ekvator a göç etse, oralardaki sıcaklara zor dayanır. Aksi de öyledir; sıcak bölgeden soğuk bölgeye geçtiğinden, bu sefer de soğuklara çok zor alışır. Ama her şeye rağmen zamanla oraya uyum sağlar ve oranın şartlarına uyar. Vücutta bir mikrop ürerse insan hasta olur ama mücadele eder ve sonunda iyileşir.

Tabii iyileşemeyenler de vardır.

İyileşemeyenlerin sonu malum!

Ekonomide de durum budur.

Tekel global sermayenin asırlardır uyguladığı "öldürücü muameleler" sonunda bugüne kadar olanlar olmuş, III. bin yılın yani milenyumun başında artık etkisini kaybetmeye başlamıştır.

Hatırlayalım;

Sömürü sermayesi neler uygulamış, hangi virüs veya mikropları getirmiştir

 Önce faizi insanlığa bela etmiş ve asırlarca insanlığı inim inim inletmiştir.

 Ondan sonra gümrük ve vizeleri ihdas etmiş, insanlığa çektirmediği kalmamıştır.

 Daha sonra enflasyonu insanlığa musallat etmiş, bu yüzden devletler yıkılmış, insanlık zaman zaman açlıkla boğuşmak zorunda kalmıştır.

 Bunlar yetmiyormuşçasına, üstüne üstlük gelir vergisi ve sigorta mevzuatıyla orta ve küçük işletmeleri çökertmiştir.

Osmanlıların başına musallat edilen bu mikroplar Osmanlı Devleti ni yıkmıştır.

Bu belaların en etkili olanlarını Cumhuriyet Türkiye si de yaşamıştır.

Maalesef, hâlen de yaşamaya devam etmektedir

Cumhuriyet döneminde bu mikroplara karşı mücadeleler başlatılmıştır.

 Yabancı tekel sermaye kovulmuş ve devlet tekeli ikame edilmiş, KİT ler doğmuştur.

 Cumhuriyet in ilk yıllarında dış borçlar tasfiye edilerek millî ekonomi oluşturulmuştur.

 1950 lerde Türkiye "tarım dönemi"nden "sanayi dönemi"ne geçmiştir.

 1960 larda Türkiye de altyapı faaliyetleri hızlanmıştır.

 Sonraları özel sektör açılmış ve zamanla gelişmiştir.

 Daha sonraları küçük ve orta işletmeler desteklenmiştir.

 Türk ekonomisi dışarıya açılmış, bu arada Anadolu holdingleri doğmuştur.

 Daha önemli bir gelişme olarak, Erbakan ın başlattığı hamle sayesinde sanayi İstanbul dan Anadolu ya taşınmıştır.

Türkiye nin bu başarılarının yanında, ülkemiz en büyük kazanımını "halk ekonomisi" sayesinde ürettiği anti virüs ile sağlamıştır.