Ekonomide cinnet hâli!

Abone Ol

Türkiye devletinin ve özel sektörün gırtlağına kadar batmış borcu vardır.

Yöneticilerin, siyasilerin, ekonomistlerin ve bütün âkil adamların adeta bir seferberlik hâli ilan edip ülkemizin bir an önce bu borçlardan kurtulması gerekir.

Bunu yapmak, bu borçlardan kurtulmak bugün Türkiye için çok basittir.

Yarın veya daha sonrasında ise çok geç kalınmış olabiliriz...

***

Türkiye borçlarından nasıl kurtulabilir

Türkiye devletinin elinde henüz özel mülkiyete intikal etmemiş geniş topraklar vardır. Bunların hemen her yerinde "doğal tarım" yapılabilir ve çok verimli sonuçlar alınır. Bu çalışmaların hem ülkemize hem de insanlığa çok yönlü faydası olur. Bunun dışında buralarda "dinlenme siteleri" yapılır. Yabancıların gelip yerleşmelerine izin verilir. Ülkemizi seven, hattâ bize din olarak veya ırk olarak yakın olanlar yerleştirilir. Mesela Çin Müslümanları gibi ırken Türk olanlar "iş siteleri"ne yerleştirilebilir, böylece onların emekleri ile Türkiye borçlarını bir iki sene içinde öder. Öyle yapılmıyor, onların Türkiye ye gelmesi önleniyor. Gelenler kaçak ve kayıt dışı olarak sefalet içinde yaşıyorlar. Bunun sonucunda her iki taraf da kaybediyor. Buna mukabil Batı dan borç alınarak Türkiye sömürü sermayedarlarına peşkeş çekilmekte ve satılmaktadır. Yani onlara bakir toprak bırakmak için ancak "cinnet hâli" denebilecek bir siyaset güdülmektedir. Oysa insanlar gelsin, bu topraklarda yerleşsin, hem nüfusumuz artsın, güçlü olalım, hem de borçlardan kurtulalım. Ülkemizdeki dağlar ve yaylalar çok güzel dinlenme yerleridir, "dinlenme siteleri" yapılabilir. İnsanlar gelsinler, dinlensinler, bize arazi bedelini ödesinler, istedikleri zaman da paralarını alıp gidebilsinler...

Birileri gelir birileri gider, zamanla ülkenin borçları biter...

Bizim borç paraya ihtiyacımız yoktur. Doğamız var, tesislerimiz var, emeğimiz var, eğitimli kadrolarımız var... Neyimiz eksik Buna rağmen hâlâ Batı dan kredi yani borç alıyoruz, borç üstüne borç ekliyoruz! Öyle bir noktaya doğru gidiyoruz ki; bu gidişin sonu bırakınız ana paraların ödenmesi, borçlarımızın faizlerini bile ödeyemeyeceğimiz bir yerlere doğru götürülüyoruz! Bu durum çok açık olarak görünmesine rağmen, müsbet yönde yapılan bir şey yok! Bütün bu yapılanlar göz göre göre ülkeyi satmanın dışında ne ile izah edilebilir !. Kıymetlenmiş olan YTL ile dolar alımı ve borç ödenmesi! Kendi paranı basacağına, dışarıdan borç almak, faiz ödemek! Ekonomide tam bir cinnet hâli!

***

Fikri Türkel, geçen haftaki "Deli Ahmet Tepesi nasıl Gold City oldu " başlıklı yazısının bir bölümünde, yukarıda yapılmasını önerdiğim bir hikâye anlatıyor: "Bir şeyin hikâyesi varsa, tanımlanması da markalaşması da kolaydır. Alanya Mahmutlar da Deli Ahmet Tepesi denilen bu araziyi 1974 te babası almış. Tipik kıraç ve makiliklerle dolu bir tepe. Alanya ya ve denize nazır özelliğinin dışında hiçbir kıymeti yok. Kerim Bey, 2003 yılında projeye başladığında ailesi de dâhil kimse inanmamış. Büyük emlak ve inşaat grupları ne yüz vermiş ne ilgi göstermiş. Yurtdışında yabancılara satabileceğini düşünmüş. 27 villayı inşaatların başlamasıyla İrlandalılar adeta kapışıyor. O gün 68 bin Euro ya alınan villalar bugün 250 bin Euro civarından müşteri buluyor. Bu ilgi işi büyütmesine karar verdiriyor. İş o dereceye varıyor ki 300 villayı reklamsız satıyor Yukarıda da bahsi geçtiği gibi; ikinci ilgi dalgası Danimarka dan geliyor. Gold City, Prens in tutkusu olan Team Cortina Racing yarışlarındaki otomobiline sponsor oluyor. Daha önce kurulan bağın yanı sıra sponsorluk da Danimarkalıların ilgisini artırıyor. Alman, İngiliz, İsveçlilerin yanı sıra son zamanlarda Ruslar da Gold City ye gelmeye başlamış... 7 bin 700 kişinin yaşayacağı bir kasaba "

Borçlardan kurtulmak için çarelerden biri bu hikâyede anlatılmış. Bunu ülke çapında yaygınlaştırmak mümkün. Borçlanmaya devam etmek ise tam bir cinnet hâli!