Ülke ekonomisini yönlendirenler istedikleri kadar “pembe tablolar” çizip dursunlar..
Onlar “pembe tablolar” çizmeye çabalarken ekonominin tepesinde “kara bulutlar” toplanıp duruyor.
Ekonomimizin “gayet iyi bir yolda olduğu” iddialarına karşı medyada yer alan “iki haber” ile cevap verelim.
Birinci haberimiz “bireysel kredi” borçlularının sayısı ile ilgili bir haber.
Bireysel kredi borçlularının sayısı neredeyse 33 milyona merdiven dayamış bulunuyor.
32 milyon 813 bin bireysel kredi borçlusu var!
Bireysel kredi borçları bir önceki aya göre 15,8 milyar lira, bir önceki yıla göre 132 milyar lire artarak 679,4 liraya ulaşmış bulunuyor.
Önümüzdeki birkaç ay içinde bu rakamların katlanarak artması hiç kimse için sürpriz olmayacaktır.
Zira insanlar konut sahibi olabilmeleri için daha düşük faizli kredilere yönlendirildiler.
Krediler böyle dallanıp budaklanırken beraberinde bir sorunu da hemen getiriyor.
Ve akla hemen ödenmeyen, daha doğrusu ödenemeyen krediler geliyor.
İkinci haberimiz de ödenemeyen krediler ilgili bir gelişmeyi bizlere duyuruyor.
Ödenmeyen daha doğrusu ödenemeyen borçlarla ilgili yeni gelişmenin adı “hızlı takip” sistemi!
Hızlı takip sistemi ile jet hacizler dönemi başlamış olacak.
İcra İflas Kanunu’na eklenen bir madde ile icra dairelerine gidilmeden elektronik ortamlarda haciz işlemleri başlatılabilecek.
Bu iki haberi peş peşe bir kez daha okuyalım mı?
Birinci haber: Bireysel kredi borçlularının sayısı 33 milyona yaklaşmış bulunuyor.
İkinci haber: Ödenmeyen, daha doğrusu ödenemeyen borçlarla ilgili olarak hızlı takip sistemi devreye giriyor.
Hal böyle olunca bize şu soruları sormak kalıyor:
Ekonomi nereye gidiyor?
Bu kadar borçlanma sağlıklı mı?
Ödenmeyen, daha doğrusu ödenemeyen borçlar neyin alameti?
Ekonominin üzerinde böylesine “kara bulutlar” yoğunlaşıp dururken geleceğe yönelik “pembe tablolar” çizmeye çalışmak kendi kendimizi kandırmak değil mi?