Ekonomi Çözümsüz Değil

Abone Ol

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, geçtiğimiz hafta sonu Milli Gazete’nin İstanbul tesislerinde, yazar ve editörlerle bir buluşma gerçekleştirdi. Karşılıklı fikir alışverişi ve güncel meseleler üzerine yapılan değerlendirmeler şeklinde geçen toplantıda önemli açıklamalar da yapıldı.

Elbette ki, bugün vatandaşın ve Türkiye’nin en önemli sorunu olan ekonomik durumun kötülüğü ve yapılması gerekenler konuşuldu. Karamollaoğlu’nun, kapsamlı değerlendirmesinde dikkat çektiği, 20 yıllık iktidarı döneminde iktidar partisinin toplumun dindar bireylerini “faize alıştırdığı” ve bu kitleyi “faizle barıştırdığı” şeklindeki yorumu dikkate değerdi.

Ekonomide mevcut olan sorunların en başta bir zihniyet ve yaklaşım değişikliğine ihtiyaç duyduğunu, bunun akabinde bu meselelerin de kolaylıkla çözülebileceğini söyleyen Saadet Partisi liderinin 90’lı yıllardan, 54. Hükümet döneminden verdiği örnekler de gerçekten hatırlanmaya değerdi.

Refahyol’un iktidara gelmeden önce görevde olan Mesut Yılmaz başbakanlığındaki hükümetin, memura yüzde 20 zam vermek isterken, ilgili sendikaların yüzde 30 zamda direttiğinden bahseden Karamollaoğlu, daha sonra hükümetin teklifini, Maliye’nin aksi yöndeki görüşüne rağmen yüzde 30’a çıkardığını söyledi.
Refahyol göreve geldikten sonra, öncelikle ekonomik manzaranın, devletin gelir-gider durumunun, kaynaklarının bir röntgeninin çekildiğini, nereden ne kaynağın sağlanabileceğinin çalışmasının yapıldığını söyleyen Karamollaoğlu, devletin tüm kurumların “tek hesap”ta toplandığını ve bundan ötürü de mebzul miktarda bir kaynağın teşekkül ettiğini anlattı. Böylelikle çalışanlara, sendikanın da hayalinin ötesinde ve bir yıl içinde toplamda da yüzde 130’luk bir zam yapıldığını söyleyen Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin programının, aslında göreve geldikleri anda yapacaklarının bir listesi olduğunu hatırlattı. Böylesi bir iddiada bulunmak, özellikle de günlük politikaların ve tedbirlerin revaçta olduğu bir dönemde, neyi ne zaman yapacağını bildiği iddiasında olabilmek de önemli olsa gerek.

Karamollaoğlu, o dönem hem çalışanlara yüksek oranlı bir zam verildiğini hem de enflasyonun yüzde 120-130’lardan yüzde 70’lere indiğini söyledi ki, bugünün enflasyonu daha da azdıran politikalarını ve güya maaş zamlarını düşününce, daha da dikkate değer bir alıyor bu anekdotlar. Bugün, siyasi iktidar da, sene başında “asgari ücrete rekor zam” parlatmasıyla ücretlere zam yaptığı halde, daha bu zamların üzerinden birkaç ay geçmeden zamlı maaşlar da eridi ve enflasyon da iyice kontrolden çıkarak hiperenflasyona doğru gitmeye başladı.

Buradaki dikkate değer nokta, Sayın Karamollaoğlu’nun da belirttiği gibi, kamudaki israf ve kaynakların verimsiz alanlarda heba edilmesidir. Saadet lideri, eldeki tüm imkanların, tarım arazilerinin, sanayi tesislerinin vs üretime yönlendirilmesinden bahsederken, eş zamanlı olarak çalışanların ücretlerine de iyileştirmeler yapılması gereğinden bahsediyor. Geliri artan vatandaş, çarşı pazarda talep oluşturacak, hem esnaf kazanacak hem bu talebi karşılamak için üretenler kazanacak, hem de bu talebi karşılama maksatlı yatırımlar artacak. Türkiye’nin ekonomik sorunlarının çözümlemesi ve uygulanması gereken modelin kısa bir özetini geçti Sayın Karamollaoğlu. Bunu da haklı bir şekilde “daha önce de yapmıştık” örneğiyle süsledi yani.

Sözün özü, kendi sebep oldukları sorunların çözümünün yine kendilerinde olduğu yönündeki tuhaf savlar yerine, sorunlara gerçek ve aklı başında çözümler için toplumun önünde alternatifler bulunmaktadır. Daha önce yapılmış olan icraatlar da bunun garantisidir muhakkak. Aklı başında ve analitik bir yaklaşımla, en başta da israfı ve verimsiz kaynak tahsislerini önleyerek ekonomide çözülmeyecek mesele de bulunmamaktadır. Sayın Karamollaoğlu’nun söylediklerinden çıkan sonuç budur.