Çocukluk yılları her zaman anılarda yaşatılır ve unutulmaz
olurlar. Öyle şimdiki gibi bilgisayar başında geçirilmezdi zamanlar. Zaten
bilgisayar nedir bilinmezdi ki. Sokaklar onların oyun alanları, her boşluk
onlar için eğlence mekânıydı.
Bir futbol topunun peşinde koşan, ayakkabıları patlak, üstü
başı yamalı çocukları görürdü insanlar her boş arsada. Neşe içerisinde koşturan
çocuklar karınları acıktığında evdeki annelerine anaa karnım acıktı diye
seslenirler ve eve girip birkaç dakika sonra ellerinde yarım ekmeğin içine
konulmuş domates peynirle çıkarlardı. Durumu biraz iyi olanlar mahalle
bakkalından aldıkları gazoz ile bir güzel karınlarını doyurduktan sonra yine
oyuna dalar giderlerdi.
Ekmek arası domates peynirin tadı çok başka olurdu doğrusu.
Çocukluk duygusu ile acıkan mideler için bayram şekeri tadında bir lezzeti
vardı. Şimdikiler gibi hamburgerleri-pizzaları yoktu o çocukların ama doğal,
içten gülüşleri, bir sürü arkadaşları vardı. Çok da sorunları olmazdı;
okuyanlar okulunu bitirmenin, çalışanlar eve katkı yapmanın telaşındaydılar.
Psikolog nedir, kimdir ne bilinir ne de duyulurdu. Belki pek çok oyuncakları
yoktu ama küçücük mutlu bir dünyaları vardı. Sokakta oyuna daldıklarında
akşamın nasıl olduğunu anlamazlardı. Ne bir can sıkıntısı ne de bir bezginlik
emaresi görülürdü yüzlerinde. Hepsi mutlu ve umutluydular.
Ah çocukluk yılları ah!..
Yaratmak
Dil insan yaşantısı için önemli bir organdır. İletişimin en
önemli unsuru ve gelişmişliğin belirgin yapı taşıdır. Dil aynı zamanda itikadî
olarak hem izzet sahibi olmaya hem de zelil olmaya vesile olur. İmana ilk
adımın adıdır dil. Dil ile ikrar, kalp ile tasdik der eskiler.
Osmanlı nın yıkılmasıyla eskiyle hesaplaşmanın adı oldu dil.
Peş peşe yapılan devrimlerin en acısının dışavurumuydu belki de. Dilimizle
sürekli oynadılar.
Son zamanlarda günlük kullandığımız dilin içerisine sinsice
sokulan kelimelerden biri var ki hem sık kullanılmaya başlandı hem de yerli
yersiz gündeme getiriliyor. Yaratmak kelimesi, yoktan var etmek anlamında ve
sadece Allah a (c.c.) mahsus bir kelimedir. Efendim mecazi anlamda kullanıyoruz
demek en azından bu kelimeye karşı hafifliktir. Medyada yazılarda ve televizyon
programlarında sürekli yaratmak kelimesi: Tehlike yarattı, heyecan yarattı,
sevinç yarattı, ortam yarattı, eser yarattı . Birçok yerde yerine başka
kelimeler kullanılabilecekken illa yaratmak kelimesi kullanılmakta. Sanki
kasıtlı seçiliyor bu kelime! Bizler hafife alsak da oyunu oynayanlar hiçbir
şeyi hesapsız yapmıyorlar. Hem siyasi alanda hem de günlük hayatımızda pek çok
şey bizim önemsemememiz yüzünden yitip gitmiyor mu
Kullandığımız kelimeleri seçerken biraz daha hassas olalım
lütfen!..
Minik bir tebessüm
Misafir Temel
Temel Dursun a misafirliğe gitmiş. Gece sağanak yağmur
başlayınca Dursun konukseverlik göstermiş:
- Temel çok fena yağmur yağayi eve citme haburada kal bu
gece.
Temel kabul etmiş ama bir müddet sonra ortadan kaybolmuş.
Aradan epey zaman geçtikten sonra kapı çalmış, bakmışlar kapıda sırılsıklam
Temel:
- Nereyesun ula Temel merak ettuk da
- Eve cittum picamami aldum da..
Kıssadan hisse: Bazen yapılan iyiliğin karşılığını vermek
isteriz. Bu bizi yanlış iş yapmaya da sürükleyebilir. Bu yüzden dikkatli olmalı
ve hata oranını en aza indirmeliyiz.
İlgilisine notlar:
Bir gün çok sevdiğin insandan darbe yediğinde; pembenin kara,
dostluğun yara, sevginin palavra olduğunu anlarsın!..
En zor anında sana
destek olan bir dostun varsa dünyanın gerisi teferruattır.
Bankalar olmasa parasının hırsızlar tarafından
çalınacağına inanan o kadar hacı amca var ki şaşarsınız.