Ehud Barak

Abone Ol

Ehud Barak Siyaseti bırakacağını açıklamış.

İsabet… Şimdiye kadar durduğu kabahat!

“Araştırma yapmak, yazmak ve yaşamak” en önemlisi de

“ailesine zaman ayırmak”  istediğini

söylemiş.

Beni en çok şaşırtan, “Siyasetin ılımlı isimlerinden Ehud

Barak” diye söz edilmesi oldu.

Bir kere şu gerçeğin altını çizmek gerekiyor.

Hiçbir İsrail’li yönetici “ılımlı” olamaz. Yok böyle bir

şey. Zaten “ılımlı” olsa, ne başbakanlık yapabilir, ne genelkurmay başkanlığına

getirilir ve ne de Savunma Bakanlığı yapabilir.

Zaten Ehud Barak’ın askeri kariyeri politik kariyerinden çok

daha parlak... 36 yıllık askeri kariyerinde çok sayıda “rehine kurtarma” (ne

demekse) eylemlerine ve baskınlara katıldığını bilmeyen yok.

Öylesine “ılımlı” ki; daha 17 yaşında orduya katılır.

Öylesine “ılımlı” ki; İsrail tarihindeki önemli işgallerde

cephede yer alır.

Hiç “ılımlı” biri istihbarat servisinin başına getirilir mi

Hiç “ılımlı” biri, silahlı kuvvetlerdeki en yüksek rütbeye

yani (genelkurmay başkanlığı)na getirilir mi

Barak öylesine “ılımlı” ki, 1973 yılında Filistin Kurtuluş

Örgütü üyelerine suikast düzenlemek için kadın kılığına bile girmiş… Barak’ı bu

kesmemiş, 1982’de  Beyrut saldırısı

öncesi tekrar çarşaf giyerek bölgeye keşif yapmış.

Tarih yaprakları 1986’yı gösterdiğinde ise, Filistin

Kurtuluş örgütü lideri Yaser Arafat’ın yardımcısı Ebu Cihad’ın öldürüldüğü

suikastte  adı geçti. Yani Barak’ın

ellerinde Cihad’ın kanı var.

***

Bana göre, hem yazılı medyada, hem görsel medyada İsrail’de

politika yapanlar için kimi “şahin”, kimileri için de “ılımlı” sözcüklerini

kullanmaları bir kandırmacadan ibaret… Yani “iyi polis” ve “kötü polis”

aldatmacasından başka bir şey değil.

İsrailli yönetenlerin hepsinde kan vardır. Masum Filistin ve

Müslümanların kanları ellerine bulaşmıştır. Zira, terör eylemine katılmak,

işgal ordusunda en önemli yerlerde görev almak onlar için üniversitede tez

hazırlamak gibidir.

İnsan öldürmek onlar için bir sanat. Boyun eğmeyen insanları

satın almak bir maharet…

Hele kadın ve çocuk öldürmek üzerine ciltler dolusu eser

yazabilirler. Çünkü bu konuda uzmandırlar.

Düşünün, 27 Aralık’tan bu güne kadar İsrail, fosforlu bomba

dahil kullandığı ileri teknoloji ürünü silahlarla 1.100 Filistinliyi öldürmüş…

Bunların üçte birinden fazlası çocuk, diğer üçte biri kadın ve yaşlılar.

Her geçen gün İsrail’in çocuk ve kadınlara yönelik

katliamları neden artıyor acaba

Yoksa “çocuk ve kadın katilleri”nin ötesinde bir düşünce ve

anlama mı sahipler

Zaten İsrail’e göre, Filistin toprakları üzerinde bir halk

(insanlar) yaşamıyor; ‘Tanrı’nın seçilmiş kavmine vaat ettiği topraklar’

kendilerine ‘Filistinli Arap’ ismi verilen insan-altı yaratıklar, bir tür

‘böcek’ yaşıyor onlara göre.

Geçen hafta yine bir kasap olan Ariel Şaron’un oğlu Jünior

Şaron;

“Bunları böcek gibi ezmeliyiz, üzerlerine nükleer bomba

atalım” dememiş miydi

Dahası, Filistinlilerin ebediyen “terörist” oldukları yönündeki

açıklamaları bir yana, her ne vesile ile olursa olsun, her Filistinli ile

“terör ve terörizmi” yan yana getirmeyi başarmış bulunuyorlar. Bunu da medyayı

kullanarak yaptılar.

Hal böyle olunca, Filistinli kadınlar, “anadan terörist”

doğuruyor. Başka bir ifadeyle,  bu günün

bebeği 10/15 yıl sonra potansiyel “terörist” oluyor. Yani yarın İsrail’in

karşısında elinde taş ve sapanla karşısına çıkacağına Filistinli bebeği bugün

öldürmek onlar için kökten çözüm demektir.

İsrail hasbelkader insan vurmuyor. Çocuk ve kadınları

bilerek ve programlı bir şekilde katlediyorlar.

Yani: soykırım gerçekleştiriyorlar.

Bunu Ehud Barak’ın bakanlığını yaptığı kendi yardımcısı

Matan Vilnai şöyle dillendirmişti:

“Kassam saldırıları yoğunlaştıkça ve roketler daha uzun

menzillere ulaştıkça (Filistinliler) büyük bir soykırımı davet ediyorlar.”

(Basın, 2008)

Daha sonra Barak, bu sözleri yumuşatmaya çalışmış,

kendilerinin bir saldırı düzenlemek istemediklerini ancak Hamas’ın kendilerine

başka bir şans bırakmadığını da açıklamıştı.

***

İsrail’in toprak gasbını temel alan işgalci politikaların

engellenmemesinin tek sebebi, Birleşmiş Milletler ve Nato gibi uluslararası

örgütlerin İsrail’e kol kanat germesidir.

Bir yandan devlet terörünü besliyorlar, bir yandan da

katliam sonrası cılız açıklamalar yaparak, dünya kamuoyu önünde “İsrail’in

kendini koruması gerektiğini” söylüyorlar.

***

Hasılı:

Ehud Barak öyle “güvercin” veya “ılımlı” biri değildir. Bu

bir yalan.

İsrail korsan bir devlettir. Korsan ve kan döken bir devleti

yönetmek asla güvercinleri işi değildir.