Ehli Sünnet’e çağrı: Ehli Sünnet olmak insaf, itidal ve adalet sahibi olmaktır

Abone Ol

Daha önce dini grup ve bazı öne çıkan şahsiyetlerle alakalı; hakaret içermeyen ve taraf tutmayan yazılar yazmış idik.

Bu konular ile alakalı son bir yazı daha kaleme alarak, bundan sonraki süreçte “olanı eleştirmek yerine olması gerekenleri yazmak” ve “geçmişte kalanları unutarak yeni ve istekli kişiler ile uğraşmak” arzusundayız inşallah.

1. Dünyada olduğu gibi ülkemizde ve tüm diğer dinlerde olduğu gibi dinimizdeki mezhep ve gruplar da giderek radikalleşmektedir. Radikalleşmek ile kastımızın; ehli sünnet çizgiden uzaklaşarak bâtınîleşmek ve ılımlılaşmak ya da zahirîleşmek ve haricîleşmek olduğunu daha önce ifade etmiş idik.

2. Mesele ile alakalı üzerinde durulması gereken iki önemli husus vardır:

- Birincisi, bu radikalleşmeler, gruplar arasındaki uçurumları artırmakta ve tarafları birbirine karşı kinlendirmektedir. 

- Bu radikalleşmelere karşı tedbir alması gereken makamlar, ihmalkâr davranmaktadırlar.

3. Buna ilaveten ülkemizde ve İslam dünyasında yükselen şu grupların da bu durumu desteklediği ve bu durumdan faydalanmak istediğini söyleyebiliriz:

- Irkçı söylem,

- İdeolojik ve hizipçi söylemler,

- Din karşıtı söylemler,

- Ve diğer menfaat grupları.

4. Bazı cemaat ileri gelenleri ve bazı öne çıkan şahsiyetler; asıl yapması gereken şeyleri terk ederek ve maalesef kasıtlı olarak, bu tür faaliyetleri orantısız bir şekilde desteklemektedirler. Kendi amaçları veya menfaatleri için, hem mukaddesatı hem de insanları tehlikeye atmaktadırlar.

5. Her şeye rağmen hâlâ bu insanların peşinden gidenler; eğer bunu bilmeyerek yapıyorlarsa hamakat; bilerek yapıyorlar ise su-i kasd sahibidirler. 

6. Ehli sünnet olmak, aynı zamanda “insaf” ve “adalet” sahibi olmaktır. Aslında aynı anlama gelen iki kelime ile kastımız şudur:

- İnsaf, olaylara tarafsız ve orta yollu bakmaktır. Yani iki aşırı ucu veya iki karşı tarafı görerek orta halli davranmak; ama şahsiyetsiz de olmamaktır. 

- Adalet ise insafı tamamlayan bir şarttır ve nihai amaçtır. Adalet, Mevlâ’nın verdiği hakları vermektir. Yani kimseye, şartlara ya da istediğine göre muamele etmek yerine hakkı olanı alacaklısına teslim etmektir. Böylece haktan yana olmakla kişi, orta yollu olma uğruna şahsiyetsiz de olmayacaktır.

7. Ehli sünnet dışı tutumlar; dindarlığı da gerçek anlamından çıkarmaktadır. Ilımlı tutumlar, meseleleri laçkalaştırıp amel boyutunu ihmal eder iken; harici tutumlar da dini sadece şekil dindarlığına dönüştürmektedir.

8. Bunun neticesinde ise halkın dini inançları suiistimal edilmektedir. Fakat bütün bunlarda, hâlâ olaylardan ders almayan ve bunları bu kadar destekleyip şımartan insanlarımızın da maalesef büyük katkısı vardır. Burada bazı suiistimal edilen ve bu suiistimali destekleyen örnekler vermek istiyoruz:

- Adamlar gece namazına kalkıyor.

- Adam ayet, hadis okuyor.

- Adam dini tebliğ ediyor.

- Adam çok samimi konuşuyor.

9. Cevaben diyoruz ki:

- Gece namazı gizli kılınan bir namazdır. Eğer zatın gece namazını kıldığını herkes biliyor ise mesele maksadını aşmış ve amacından çıkmış demektir.

- Zat; ayet ve hadisi, kendi görüşlerini dayandırmak için okuyor. Zira bunun en büyük nişanesi, bütün ayetleri ve hadisleri okumak yerine; seçme ayet ve hadisleri gündeme getirmesidir. Oysa Kur’an-ı Kerim bir bütündür. En tehlikeli ve inandırıcı yalan, gerekçeli olarak söylenendir.

- Zat, dini tebliğ etmiyor; kendini anlatıyor. Kendini meşhur ediyor. Kendi ideallerini gerçekleştiriyor veya kendisine verilen görevleri ifa ediyor.

- Zat, samimi konuşmuyor; samimi görünüyormuş gibi rol yapıyor.

10. Peki niyet mi okuyoruz? Nerden biliyoruz?

- Bu insanların, İslam’ın yayılmasına ve yaşanmasına katkısı mı var, yoksa insanları rehabilite mi ediyorlar?

- Madem yolları hak, ne diye bir araya gelemiyorlar? Ne diye didişip duruyorlar?

- Ellerindeki insanları terbiye etmek yerine ne diye mensuplarını arttırmak için kampanya düzenliyorlar?

- Kendi asli işleri yerine ticari ve siyasi faaliyetlerin peşinde ne işleri var?

11. Peki ne yapacağız:

- Bunları dinlemek yerine klasik kaynaklarımızı okuyacağız.

- Temel meselelerde kimseye prim vermeyeceğiz. Yani temel ilmihal bilgilerini öğreneceğiz.

- 140 karakter ile okuma, yazma ve düşünme yerine; emek sarf edeceğiz, zihin teri dökeceğiz.

- Kendi hayatımızı meşrulaştırmak yerine İslam’ın arzu ettiği şeyleri talep edeceğiz.

- Sorumluluktan ve gayret göstermekten geri durmayacağız.

- Tanımadığımız insanların ardından gitmeyeceğiz.

- Kimin projesi ve kimin işine geldiğini bilmediğimiz meselelerden uzak duracağız. 

İslam cemaat dinidir fakat iman kalabalıklar arasında değildir.

Hizmet tüm insanlaradır ama ahlak, kendimizi insanlara kabul ettirmekte değildir.

Mesele vahim, ciddi ve acildir.

Vesselam…