Prof. Dr. Cihat Aşkın Klasik müziğin koruma adına yozlaştırıldığına dikkat çekerek uyarılarda bulundu: "Yozlaşma sadece klasikte veya gelenekte olmaz, popülerde de yozlaşma vardır. Yıllar yılı ülkemizde popülerliğin karşısına oturtulmuş olan klasik tanımına uyan Türk sanat müziği ve Türk halk müziği devlet tarafından desteklenmiş ve korumaya alınmıştır. Korumaya alındığından itibaren de yozlaşma başlamıştır."
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Dr. Cihat Aşkın, ‘‘Bugün popüler müzik alanında ortada dolaşan ve TRT dahil tüm medya organlarının sanatçı sıfatıyla ağırladığı kimseler sanatçı değildir, eğlendiricidir‘‘ dedi. TRT İstanbul Müdürlüğünde gerçekleştirilen ‘‘Yayıncılıkta Türk Müziği Sempozyumu‘‘nda konuşan Aşkın, popüler kültürün halkın yaşayışında çok önemli bir yeri olduğunu söyledi.
Aşkın, klasik olanın tam bir karşıtı olan popülerliğin, kültürel sancılar yaşayan toplumlarda oldukça revaçta olduğunu savunarak, ‘‘Bu tür toplumlar, klasik olarak yerleşmiş bulunan sanatların toplumu yansıtmadığını ve onu geriye götürdüğünü varsayarak popülariteye prim vermiş olan toplumlardır‘‘ dedi. Popülerlik adına birtakım yozlaşmaların yaşandığını ileri süren Prof. Dr. Aşkın, konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘‘O halde popülerlik bizim anladığımız popülerlik değildir. Yozlaşma sadece klasikte veya gelenekte olmaz, popülerde de yozlaşma vardır. Yıllar yılı ülkemizde popülerliğin karşısına oturtulmuş olan klasik tanımına uyan Türk sanat müziği ve Türk halk müziği devlet tarafından desteklenmiş ve korumaya alınmıştır. Korumaya alındığından itibaren de yozlaşma başlamıştır. Bu yozlaşma sonucu klasik icranın estetik açıdan değerlendirilip üst seviyelere çıkarılamaması ister istemez toplumda etkisini göstermiş her zaman daha kolay anlaşılabilen ve tüketilebilen tarzda sanat ürünleri ortaya konmaya başlanmıştır ki daha sonra devletin halkla barışma planında toplum mühendisleri tarafından ortaya konan çözüm de bunu desteklemiştir. Ülkenin cumhurbaşkanı artık arabasında arabesk dinleyerek bir ölçüde toplumun sesine kulak vermiştir. Arabesk masumdur. Arabeski suçlamaya kimsenin hakkı yoktur. Çünkü arabesk müzik toplumun derinlerinden gelen sesi dinleyerek bir ölçüde onları temsil etmiştir. Eğer ortada bir boşluk varsa bu boşluk ilk akla gelen kuvvetle doldurulur. Osmanlı döneminde ortada olan saray müziği ve halk müziği ayrımı Cumhuriyet döneminde de devam etmiş, buna bir de alafranga dediğimiz tür eklenmiştir. Artık radyolarda Türk sanat müziği, Türk halk müziği, çağdaş Türk müziği, hafif batı müziği, Türk hafif müziği gibi ayrımlar yapılmaktadır. Tüm bu ayrımlar ne yazık ki toplumda takım tutmak gibi algılanmış ve türler arasında ayrımlar yaratmıştır.‘‘
Prof. Dr. Aşkın, zaman içerisinde popüler kültürün üstün etkisini gösterdiğini ifade ederek, ‘‘Kendi müziğini öğrenip onu çağdaş tekniklerle dünyaya sunma meselesi bizim birinci derecede kavgamızdır. Türkiye‘de popüler kültür ürünleri ile klasik kültür ürünlerinin kavgası her zaman süregelmiştir. Burada çözülmesi gereken meselenin kalite anlayışında olduğunu vurgulamak isterim‘‘ diye konuştu. Prof. Dr. Cahit Aşkın, müzik eğitimi veren kurumlarda köklü değişiklik yapılarak kendi öz müziğimizin kaynaklarını ortaya koymak ve daha sonra soyut ve bireysel çalışmalara geçmenin en doğru yaklaşım olacağını anlattı.
Popüler müziğin sadece Türkiye‘de değil, tüm dünyada halkın rağbet ettiği bir tür olduğunu vurgulayan Aşkın, şöyle devam etti. ‘‘Bunun etkileri toplum üzerinde olumlu ya da olumsuz olarak açıkça görülmektedir. Ancak popüler olanın da kaliteye rağbet etmesiyle bu olumsuz etki çözülebilir. Ülkemizdeki sorun her popüler olan ürünün kalite süzgecinden geçirilme meselesidir. Popülerlik adı altında içinde kalite unsuru olmayan ürünler topluma sunulmaktadır. Bu ürünler toplumu olumsuz anlamda etkilemektedir. Burada fikir üreticilerinin toplumu yönlendirmedeki başarısı ya da başarısızlığı söz konusudur. Eğer tablo bugünkü gibiyse başarısızdırlar. Başarı ölçütü ise Eurovision gibi yarışmalarda boy göstermek değildir. Dünyada üretim, bilim, sanat, insanlık adına ne yaptığınız ile ilgilidir. Bugün popüler müzik alanında ortada dolaşan ve TRT dahil tüm medya organlarının sanatçı sıfatıyla ağırladığı kimseler sanatçı değildir, eğlendiricidir. Eğlendirici veya gösteri dünyası temsilcileri ile sanatçıları, tabir olarak karıştırmamak gerekir. Ama bugün ne yazık ki sanatçı sıfatıyla ortada dolaşan, basın ve yayın dünyasında boy gösteren eğlence dünyasının boyalı mensupları, sanat adına ahkam kesmekte ve devletin en yüksek mercileri tarafından sanatçı sıfatıyla ağırlanmaktadırlar. Bu gerçek sanatçıları üzen bir durumdur.‘‘
Prof. Dr. Cahit Aşkın, Türk toplumunun, muhafazakar olduğu iddiasında bulunulduğunu ifade ederken de ‘‘Aslında, bakılacak olursa, hiç de muhafazakar değildir. Eğer muhafazakar olsaydı, yaşam tarzları ile topluma önder ve örnek olması gereken insanları, ülkenin değerli kültür ve sanat insanlarını açlık ve sefalet ile başbaşa bırakmazdı‘‘ dedi. ‘‘Popüler kültür adına işlenen kültür ve sanat katliamının sorumluluğu kime ait?‘‘ diye soran Aşkın, ‘‘Reyting uğruna en değerli saatlerde ekranlarda konuk ettiğimiz eğlendiriciler bize hangi mesajı vermekteler? Toplumumuz bu aldığımız mesajlarla nereye doğru sürüklenmektedir? Tüm bu sorular cevapsız kalacaktır. Zira toplum mühendisleri gençliğimizi ve toplumumuzu tıpkı beyaz bir zehir gibi saran kalitesiz popüler kültür ürünlerine teslim etmişlerdir‘‘ şeklinde konuştu.
Aşkın, halkın popüler müzik ihtiyacına, kaliteli örneklerle cevap verilebilmesi için popüler müziğin gerçek sanatçılar tarafından üretilmesinin ilerisi için bir kazanç olacağını ifade ederek, ‘‘Klasik müzik ile popüler müzik arasında daima bir fark olacaktır. Klasik olan daima yüzyıllar boyunca kalıcıdır ve toplumun önemli köşe taşlarını temsil eder. Ancak popüler müzik ile klasik müzik arasında kültürel bir ilişki kurulabilmelidir ve ikisi de birbiriyle barışık yaşayabilmelidir‘‘ görüşünü dile getirdi.





