Gaza gelmeye müsait bir milletiz.
Bu özelliğimizin gerek dâhili gerekse harici güçler tarafından kullanılmaya müsait olduğunu düşünüyorum.
Mesela 28 Şubat darbe dönemini hatırlayın.
Nereden çıktığı belli olmayan, ellerinde asa, hırpani kılıklı insanlar Ankara'da yol ortasında namaz kılıyor, trafiği kapatıyor ve halkı huzursuz ediyorlardı. Görünüşleri ile 1200’lü yıllardan ışınlanmış gibi gözüken bu güruhun lideri, bir kadınla basılıyor; baskına polisle birlikte bir medya ordusu da eşlik ediyor, bir anda TV’lerimiz bu iğrenç görüntülere maruz kalıyordu (şimdiye kadar hangi baskına polis medya ordusu ile gitmiş, bu işin içinde bir iş var diye sorgulamadı kimse ya neyse).
Akabinde salya sümük ağlayarak ekran ekran gezen kadının aslında bir konsomatris olduğu ve Sisi lakaplı bir genelev işletmecisi tarafından bu organizasyonda görev verildiği yıllar sonra anlaşılacaktı. Aynı şekilde, hırpani kılıklı adamların lideri olduğu iddia edilen şahıslardan birinin de alkolik ve uyuşturucu üretiminden sabıkalı olduğu yıllar sonra ortaya çıkacaktı.
Ne var ki bu tiyatro kullanılarak, bizim coğrafyamızda halkı gaza getirmek için her zaman kullanışlı bir aparat olan irtica tehlikesi gündemi oluşturulmuş ve suç, canla başla ülkeye hizmet etmeye çalışan Refah-Yol Hükümeti’ne yıkılmıştır. Tarihe "28 Şubat Darbesi" olarak geçen olay vuku bulmuş; hükümet yıkılırken halk da bir çeşit sistematik ayrımcılığa tabi tutulmuştur. Sistematik ayrımcılık uygulanmıştır çünkü devlet eliyle inançlı insanlar ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş, eğitim hakkından, emek vererek elde ettiği mesleğini icra etme hakkından mahrum bırakılmışlardır.
İnancının gereği başörtüsü takan öğrenciler de bu zorbalıktan nasibini almış; üniversiteden atılarak eğitim hakkı engellenmişti. Başörtüsü takan kamu çalışanları disiplinsizlikle suçlanmış, mesleklerinden ihraç edilmişlerdi...
DERS BOYUNCA ÖĞRETMENİMİZLE SESSİZCE AĞLADIK!
Mesela yaşlı anacığı ile birlikte yaşayan edebiyat öğretmenimizin, işten atılmamak için başörtüsünü çıkararak derse girdiği gün yaşadığı hüznü hâlâ hatırlıyorum. Ders boyunca öğretmenimizle birlikte sessizce ağladığımızı da. O ve onun gibi kıymetli birçok öğretmene yaşatılan bu durum düpedüz zorbalıktı.
Namaz kılan ordu mensupları da fişlenmiş ve ordudan ihraç edilmişti. Bu durum "göründüğü gibi olan, dürüst" insanları bürokrasiden tırpanlarken, FETÖ gibi takiyyeci bir örgütün önünü açmıştır. Rahmetli Erbakan Hoca "öcü" ilan edilmiş ve onun gibi donanımlı bir insanın siyasi dehasından istifade etme fırsatı elimizden alınmıştır.
28 Şubat kararları ile yaşatılan başka bir facia da meslek lisesi öğrencilerine uygulanan katsayı adaletsizliği olmuştur. İmam-hatip veya teknik, meslek liselerinden mezun olan öğrenciler üniversite sınavında ayrımcılığa uğramış, aldıkları puanlarla iyi bir üniversitenin iyi bir bölümüne yerleşmeleri hayal olmuştur.
Bu durum meslek liselerinin hızlı bir şekilde öğrenci kaybetmesine neden olmuştur. Kapasitesi daha yüksek olan öğrenciler meslek lisesine gitmemiş, üniversiteye girişini kolaylaştıracak diğer liseleri tercih etmişlerdir. Bu durumun ilerleyen yıllarda, nitelikli ara eleman ihtiyacının had safhaya ulaşmasına neden olduğunu görüyoruz.
Bütün bu uygulamaların Milli Eğitim Temel Kanunu'na rağmen yapıldığını da not etmek istiyorum. Anayasamızın 14574 sayılı Kanun’un 4. maddesi, “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır" der. Ayrıca aynı kanunun 8. maddesine göre de "eğitimde kadın, erkek herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır". Ne var ki bu maddelerde belirtilen eğitimde fırsat ve imkân eşitlikleri başörtülü öğrencilerin ve meslek lisesi öğrencilerinin elinden alınmıştır.
HASAR HENÜZ ONARILAMADI!
28 Şubat Darbesi ürünlerinden biri olan katsayı adaletsizliği 2009 yılında kaldırıldı. Ne var ki uygulandığı 11 yıl boyunca oluşturduğu hasar henüz onarılamadı.
Halk, "bir gün tekrar aynı hak ihlali yaşanabilir" kaygısıyla meslek liselerine mesafeli durmaya devam etti. Başarılı öğrencilerin meslek liselerini tercih etmeyişi, söz konusu okulların sosyolojisini de doğal olarak değiştirdi. Nitelikli ara eleman ihtiyacı devam ettiğine göre, bu okulların daha cazip hale gelmesi ve hak ettiği ivmeyi tekrar yakalayabilmesi için farklı düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Mesela sanayi devi olarak kabul edebileceğimiz Almanya'da mesleki okullar fabrikaların bulunduğu yerde açılıyor. Öğrenciler teorik olarak öğrendikleri her türlü bilgiyi anında pratiğe dökme ve görerek-yaparak öğrenme şansı buluyor. Meslekleri ile ilgili bilgileri bizzat çalışma ortamında birebir öğrendikleri için mezun olduklarında hemen işe başlayabiliyorlar.
Bizde henüz emekleme aşamasında olan bu uygulama hayata geçirilirse hem işsizlik oranında azalma olacak hem de gençlerimiz erken yaşta mesleki yeterliliğe sahip olarak nitelikli işlerde çalışabilecektir
Ayrıca bir başka 28 Şubat ürünü de olan 8 yıllık kesintisiz eğitim modeli idi. Gelişim aşamaları bakımından aralarında uçurumlar olan 1. sınıf ve 8. sınıf öğrencileri gibi farklı yaş grupları aynı çatı altında eğitim almış, aynı ortak alanları kullanmak zorunda kalmıştı. Sırf imam-hatip okullarının orta kısmını kapatmak için yapılmış olan bu uygulama pedagojik açıdan da oldukça sorunlu bir durum olarak tarihe geçmiştir.
4+4+4 MODELİ DE SORUNLU
2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren 8 yıllık kesintisiz eğitim, kademeli hale getirilmiş ve 4+4+4 şeklinde uygulamaya konulmuştur. 8 yıllık kesintisiz eğitime oranla daha iyi bir model olan bu sınıflandırmanın da üzerinde çalışılmaya ihtiyacı olduğu görülmektedir.
Beş yaşını tamamlayan öğrencilerin birinci sınıfa başladığı bu sistemde, gelişimsel açıdan henüz oyun gurubu olan çocuklardan okulun disiplinli ortamına uyum sağlaması beklenmektedir.
Çocuk gelişimi uzmanlarına göre mevcut okullarımızın fiziki yapısı ve eğitim modelimiz göz önüne alındığında 72 ayını dolduran çocukların ilköğretime adapte olması daha kolay olacaktır.
Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onların donanımlı olmalarını sağlamak ve her açıdan yeterlilik kazanacakları alanlar açmak biz yetişkinlerin görevi. Görevini ihmal edenlerin yüzleşmek zorunda kalacağı sorunlar ağır olacaktır.
Kaynaklar:
http://www.28subatgercekler.com/?p=1735
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3323667