Eğitimimiz ve şuurlu öğretmen

Abone Ol

İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu güzel ülkenin ihtiyacını hissettiği ideal öğretmen portresini şöyle çizer:

"Muallimim" diyen olmak gerektir, imanlı,

Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı

Bu dördü olmadan olmaz, vazife, çünkü, büyük."

Bu özellikteki öğretmen tipine ne kadar çok ihtiyacımız var, değil mi Çünkü, eğitimin en aktif unsuru öğretmen. Direksiyon ve motor gücü de diyebiliriz buna. Öğretmen, nesilleri yoğurup yetiştiren önemli bir sanatkar. Her insanın başlı başına bir dünya olduğu düşünülürse, bu görevin zorluğu ve büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

Gerçek bu olmasına rağmen, ülkemizin ihtiyacını duyduğu öğretmen modelini oluşturmak konusunda bir proje veya programımız var mı Eğitimde, teknik donanıma ulaşmak konusunda bir çaba dikkatimizi çekmesine rağmen, muhteva kazandırılması ile ilgili bir gayret göremiyoruz. Aksine, eğitimimiz gün geçtikçe muhteva kaybediyor. Bunun da en canlı örneği ders kitapları. Misal olarak, bundan 10 sene önceki Türk Dili ve Edebiyatı ve Din Bilgisi kitaplarını, bugünkülerle karşılaştırdığınız zaman aradaki muhteva farkını çok yakından görmeniz mümkün. Bu muhteva kaybının, öğrenciler üzerindeki etkisini ise hep birlikte üzülerek takip ediyoruz.

Eğitimdeki bu çarpıklık, okuma ve araştırma zevki kaybolmuş, kitaptan kaçan nesillerin oluşmasına yol açıyor. Ankara Genç İş Adamları Derneği nin 19.5.2005 te açıkladığı bir araştırmaya göre, "Gençlerin yüzde 31.7 si okul kitapları dışında kitap okumuyor."

Türkiye mizin ciddi kuruluşlarından TÜBİTAK, 47 ilde 1033 gençle yüz yüze konuştuktan sonra, ulaştıkları sonucu başkan Nükhet Yetiş aracılığı ile şöyle açıkladı: "Türkiye insanının aklına "bilim adamı" deyince Zekeriya Beyaz geliyor. Az okuyan, çok televizyon seyreden, hayatında sadece müzik olan bir gençlikle karşı karşıyayız."(Sabah, 19.12.2005)

Ey yetkililer, eseriniz ortada. Hâlâ, bu çarpıklığı devam ettirecek misiniz Dünyanın hiçbir yerinde olmayan dersanecilik sistemi, 8 yıllık Kesintisiz Eğitim, mesleki eğitimi tırpanlamak, din eğitimini ciddi bir şekilde ele almamak gibi eğitime her geçen gün kalite kaybettiren yanlış uygulamalardan ne zaman vazgeçeceksiniz Sadece şekli değişikliklerle eğitime kalite kazandırdığını sanmak ne büyük aldanış.

Eğitimin en büyük eksikliği, gençliğe büyük hedefler ve yüksek idealler kazandıramamasıdır. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmeddin Erbakan "Bir ülkenin en büyük gücü; silahı, topu, tankı değil, milli ve manevi değerlere göre yetişmiş gençliğidir." diyor ve bir hatırasını şöyle anlatıyor:

"Almanya da bulunduğum 60 lı yıllarda, bir Alman beni evine davet etti. Ev sahibinin  çocuğu, o gün karne almıştı. Anne baba, karnesi sebebiyle çocuklarını öptüler, tebrik ettiler. Sonra karneyi bana uzattılar. Baktım ki karne zayıf ve orta notlarla dolu. Babasına, "Bu karnenin sevinilecek nesi var." diye sorduğumda,şöyle cevap verdi:

"- Sen sağ taraftaki bölüme bak. Orada, "Hedefine bağlılığı: Pekiyi" şeklinde yazıyor. Hedefine ve ülkesine bağlı olduktan sonra, diğer notları mühim değil."

İşte, Türkiye deki eğitimin asıl eksikliği burada. İdealsiz bir gençlikle karşı karşıyayız.

Türkiye de pek çok öğretmen kuruluşu var. Çoğunluğu, öğretmenlerin yalnız sendikal ve özlük haklarıyla uğraşıyor. Fakat, ÖĞDER isimli bir öğretmen kuruluşumuz var ki, bütün gücüyle, eğitime muhteva kazandırmak, yavrularımızı büyük hedef ve yüksek ideallerle yetiştirmek için çırpınıyor. ÖĞDER Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz bey bu konudaki görüşlerini şöyle açıklıyor: "Dernek olarak, maneviyatçı görüşe sahip eğitimcileri bir araya getiriyor, eğitim yoluyla yapılan ifsat çalışmaları konusunda onları duyarlı davranmaya çağırıyoruz.

Bütün ders kitaplarını incelemeye aldık. Yasalara, bilimsel gerçeklere, dil kurallarına milletimizin ahlaki ve manevi değerlerine aykırı bilgileri yetkililere duyuracağız. Hakk ı üstün tutan, nefis terbiyesi almış salih nesiller yetiştirmek istiyoruz. Bu iş için, diğer sivil toplum kuruluşlarıyla da diyalog halindeyiz."

Eğitimimizin arzu edilen kaliteye ulaşması için bütün eğitimcilere önemli görevler düştüğü açık... Hele, "şuurlu öğretmenler"in bu görevi kesinlikle ihmal etmemesi gerekir.

Tüm eğitim camiasının "24 Kasım Öğretmenler Günü"nü tebrik ediyorum.