Aralık ayının ilk haftası yedi yıllık bir aradan sonra Millî Eğitim Şûrası Ankara’da toplanacak. Şuranın bu seneki teması “Eğitimde Fırsat Eşitliği”. Şura için görüş bildirip öneride bulunmak isteyenlere tanınan süre dolsa da birkaç noktayı hatırlatmakta fayda var. Madde madde sıralayalım:
• Okula gitmeden de lise mezunu olunabilmeli. Hatta bu teşvik edilmeli. Bu süreç açık lise ile telafi edilmeli. Böylelikle iş yerlerindeki ara elaman ihtiyacı çözülmüş olacak, ertelenen işsizlikle vakitli biçimde mücadele edilme imkânı oluşacaktır.
• Öğrencilerin lise öğretiminin üniversiteyi kazanma odaklı olmaktan çıkarılması sağlanarak çok daha uzak ve büyük hedeflere yönlendirilmelidir. Zira üniversite sınavlarına hazırlık telaşı lise eğitim ve öğretimini ziyadesiyle sabote etmektedir. Okul başarısı ve lise süreci içerisindeki öğrencilerin yöneliş biçimine göre üniversiteye daha yumuşak bir geçiş yapılabilir.
• Eğitimde fırsat eşitliği dezavantajlı gruplara ve bölgelere ölçülebilir ve izah edilebilir pozitif ayrımcılıkla sağlanabilir. Kazanmanın tek yolunun kâğıt üzerinde sorulan sorulara doğru cevap vermek olmamalı. Yetenekler, birikimler ve mağduriyetler de hesaba katılmalıdır.
• Öğretmen yetiştirmenin kıstasları yeniden belirlenmeli. Ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli. Proje liselerinin sayısı şişirilmemeli. Mevcut proje liselerinin hepsinde yabancı dil hazırlık yer almalı. Bu okullarda görev alacak öğretmenlere bir yabancı dili iyi derecede bilme şartı getirilmelidir.
• Eğitim idareciliğinin ölçütleri yeniden ortaya konulmalı. Dönüşümlü idarecilik ile bir okulda idarecilik yapmak isteyen her öğretmen muayyen bir süre bunu tecrübe edebilmeli.
• Okul müdürlerine, müdür muavinlerine ve il ve ilçe milli eğitim müdürlerine öğrenci, öğretmen ve veli memnuniyetine dayalı karne verilmeli.
• Öğretmen ve öğrencilerin müşterek zaman geçirecekleri ders dışı mekân ve ortamlar oluşturmalı. Sınıfta öğretmen-öğrenci arasında oturmayan diyalog ve ilişkilerin okul içinde ders dışı zamanlarda sağlanması yoluna gidilmelidir.
• Her öğrencinin bir sene boyunca okuması gereken en az 10 edebi eser seçilmeli ve bu eserlerin her biri ile ilgili bir değerlendirme yazısı yazmaları sağlanmalı. Böylelikle gençlerin kendi dillerini en iyi şekilde kullanmalarına katkı sağlanmış olacaktır. Bu 10 kitabı okuyup değerlendirme yazısı yazan öğrencilere her branştaki öğretmenleri tarafından bütün derslerden +1 ilave not verilecektir.
• Anadolu Lisesi ifadesi şu an için pratikte bir anlam ifade etmediğinden bu tip okulların isminden “Anadolu” ifadesi kaldırılmalıdır. 28 Şubat’ta kapatılan kız liseleri yeniden açılmalıdır. Tabelasında firma ya da iş adamı ismi olan köklü okullara geleneksel isimleri yeniden iade edilmelidir.
• Yıllık ve günlük plan klişe olmaktan çıkarılmalı her öğretmen bir sene içerisinde görev yaptığı okulda hangi tasarımları gerçekleştirip hangi hayalleri hayata geçireceğini bir proje dosyası ile hazırlayıp sene başında sunum şeklinde öğretmenlerin huzurunda anlatmalıdır.
• Öğretmenlerin sınıflarda öğrencilerin ayağına gitmesi yerine öğrenciler öğretmenin bulunduğu sınıfa gitmeli. Sınıf sistemi bu şekilde ayarlanmalıdır. Böylece öğretmen öğrenciden önce sınıfta bulunmuş olacaktır.
• Klasik veli toplantıları kaldırılmalı, bunun yerine her hafta belli sayıda veli ile buluşulmalı ve bu buluşmada gerektiği durumlarda öğrenci de yer almalıdır. Dönem sonuna kadar bütün verilerle bu şekilde görüşülebilir. Nasıl olsa veliler ayrıca istedikleri zaman öğretmenin müsait görüşme saatlerinde görüşme yapabilmektedir.
• Öğretmenlerin amirleri tarafından ödüllendirilme yönetmeliği yeniden gözden geçirilmeli bu uygulamanın çok az kişiyi mutlu ettiği, motive edici bir tarafının bulunmadığı artık fark edilmelidir.
• Zümre toplantılarının zevahiri kurtarmaya yaradığını, bir yaraya merhem olmadığını en çok okul müdürleri bilmektedir. Alınan kararların nereye gittiğini ise şu ana kadar bilen kişiye rastlanmamıştır. Bunun yerine her dönem branşların kendi aralarında kapsamlı il eğitim şurası yapmaları daha yerinde olacaktır. Örneğin “İstanbul Edebiyat Öğretmenleri Eğitim ve Öğretim Şurası” gibi.
• Öğretmenlerin nutuklarla değil davranış ve yaklaşım kalitesiyle değer gördükleri ya da değerli olduklarını hissettikleri bir okul atmosferi nasıl oluşturulur, ne yapıp edip bunun üzerinde düşünmek, düşünmekle de kalmayıp eski alışkanlıklardan kurtulup yeni yaklaşımlara taşınmak lazımdır.