Eğitim öğrenciye ideal veremiyor

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Hükümet, yeni öğretim yılında, yeni eğitim sistemiyle çıktı halkın karşısına. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) adı verilen yeni sistem de yine şekilden ibaret. Muhtevadan yoksun. Eğitimi “sınav sistemi”nden ibaret sanıyor. Hâlbuki eğitimde öğrencinin kalbine ne koyduğunuz önemli. Herkesin başına bir polis koyamazsınız ama herkesin kalbine “hakikatin pusulası”nı koyabilirseniz, kişi ne yapacağını ve hedefini bilir. O yüzden Erbakan Hoca manevi kalkınmayı maddi kalkınmanın önüne alırdı.

ÖĞ-DER, eğitimi uluslararası boyutuyla ele alıyor. Konuyu uzmanlarıyla müzakere ediyor. Bu günlerde “Uluslararası Eğitim Konferansları”nın 7.’sini yapıyorlar. 9 ilde programlamışlar. Denizli’deki bölümüne katıldım. Eğitime yeni açılımlar kazandırıldığına şahit oldum.

“Eğitimde Yeni Arayışlar” konulu panelin açılış konuşmasını yapan ÖĞ-DER Denizli Şubesi Başkanı Halil Akpınar, “Fulbright Eğitim Anlaşması’nı ilk defa ÖĞ-DER’de öğrendiğini anlatarak, eğitimde kendi kaynaklarımıza dönmemiz gerektiğini” vurguladı.

ÖĞ-DER Genel Başkan Yardımcısı Erdal Bilir ise, “ Milli eğitim sisteminin müfredatını Batıcı etkilerden kurtararak, milli ve manevi değerlerimize uygun hale getirmeye çalıştıklarını” anlattı.

Panelistlerden Prof. Dr. Selâhaddin Turan ömrünü eğitime adamış bir akademisyen. “Eğitimde Sorunlar, Tartışmalar, Beklentiler” başlıklı sunumunda, “Eğitimin yetenekleri geliştirecek şekilde düzenlenmesinin bir zorunluluk olduğu bilinerek yeniden yapılandırılması” gerektiğini anlattı. Eğitime sevgi, şefkat, hoşgörünün hâkim olması gerektiği tezini savundu. Yöneticilere de, Batı’ya karşı üstünlük sebebimiz olan genç nüfusumuzun yarınlara iyi hazırlanması ihtiyacını hatırlattı.

HAYAT BOYU EĞİTİM

EĞİTİMDE ölçme ve değerlendirmenin önemli yeri var. Ancak eğitim bundan ibaret değil. Bugünkü eğitimimizdeki ölçme ve değerlendirmenin sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz? Öğrenciyi yarış atına dönüştürüp mankafa hale getirecek kadar çok sınav var. Selahattin Turan, sınav sisteminin “öğrencilerin motivasyonunu bozduğunu, öğrendiklerini uygulayamaz duruma getirdiğini” anlattı.

Eğitimin amacı, insana “davranış” ve “beceri” kazandırarak gelişimini sağlamaktır. Öğrenci olsun, olmasın bütün insanlara! Hâlbuki bugünkü sistemde öğrenci eleniyor; sınavı kazanamayana “başarısız” damgası vuruluyor. Eğitim insanı bulunduğu durumdan, bir üst noktaya çıkarma çalışmasıdır. Hem de ayrım yapmadan, her seviyedeki insana. Zekâ seviyesi çok düşük olanları da. Selahattin Turan açıkladı: “Hiçbir öğrenci elenmemelidir. Sınavlarda elenen her öğrenci aynı zamanda Türkiye ’nin elenmesi demektir.”

Eğitim, “beşikten mezara”, ömür boyu sürer. Selahattin Turan, yeteneklerin yüzde 20’sinin Allah vergisi; yüzde 80’inin de eğitimle kazanıldığı görüşünde. Okulların hayatın sırrı ve amacını öğretemediğine inanıyor. Asıl yarışın makam ve mevki elde etmekte değil; sınıf içinde öğrenciyi yetiştirmekte olması gerektiğini söylüyor.

Eğitimle ilgili tutabildiğim notlarımdan bazıları şöyle: “Ölene kadar öğrenme heyecan ve motivasyonumuzu kaybetmemeliyiz. Öğrenme yalnız okulların işi değildir. Bütün öğrencilerin başarılı olacağına inanan bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Sanki gizli bir el eğitim sistemimizi yönlendiriyor. Öğretmenin not verişine güvenemeyen bir eğitim sistemi sağlıklı değildir.”

EĞİTİM DOĞUMLA BAŞLAR

EĞİTİMİN yaşı yok. Hayat devam ettikçe, eğitim de devam eder. Davranış ve beceri kazanma her yaşın ihtiyacı. Çocuk dünyaya gelince sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunması sebepsiz değil. Eğitim, yalnız ezbercilik değil; hayatımızı etkileyen her şeydir. Hayat, baştan sona eğitimden ibaret! Yaşın insana olgunluk ve tecrübe kazandırması bu yüzden.

Diğer panelistimiz Malezyalı Prof. Dr. Kamaruzzaman Yusuf ilginç şeyler söyledi. “Erken Dönem Çocukluk Eğitimi” başlıklı sunumuna şöyle başladı: Cebrail, Allah Resulü’nü (S.A.V.) ilk ziyaretinde “oku” diye başladı. Hâlbuki O, anne babasından eğitim almamıştı. Zaten ölmüşlerdi. Ona eğitim verebilecek çevresi de yoktu. Görülüyor ki, eğitimli olmak İslam’ın bir parçası, insan olmanın özelliğidir. O yüzden, her Müslüman kadın ve erkeğe farzdır.

Kamaruzzaman, çocuklarımızın eğitiminde yaşlarının dikkate alınması gerektiğine vurgu yaptı:

0 - 6 yaşlarında onlara sevgi verin; onlarla oynayın.

7 - 14 yaşlarında öğretin, sorumluluklarını hatırlatın. Kurallarınızı uygulatın.

15 - 21 yaşlarında onlara çocuk gibi muamele etmeyin. Gelecekleri için tercih yapma fırsatı verin.

21 yaş sonrasında onlarla arkadaş olun; diyalog kurun.

Eğitime muhteva kazandırmaya çalışan ÖĞ-DER’i tebrik ediyorum. Eğitim, ehliyet ve liyakat sahibi uzmanların işi. Çevremizde eğitimde uzmanlaşmış epeyce insan var. Milli Eğitim’in başına her dönemde uygulamalı eğitimi iyi bilen “ bakan ”lar gelmelidir. İyi niyetli de olsalar, başka alanlarda eğitim almış “bakan”larla eğitimin problemini çözemezsiniz.