Değerli bir hocamız, Avrupa’da bir camide konuşurken “Bunların ekmeği kanlı” demiş.
Camiden çıkınca bir yerde sohbet ederken Avrupa’da doğup büyüyen bir Türk işçisi, “Hocam, ben fırında işçiyim. Valla ekmeklerin ununda ve suyunda kan yok” demiş.
Kültürlere, iklimlere, hak veya batıl dinlere göre aynı şeyi isimlendirme değişebilir.
İsimlendirmenin tarihi Hazreti Adem aleyhisselamla başlar.
Rabbimiz, Hazreti Adem’e isimleri öğrettiğini:
“Ve (Allah) Adem’e isimlerin hepsini öğretti…” (Bakara Sûresi, ayet 2/31) haber verir.
Adbilim/Ilmü’l-esma, bütün ilimlerin temelidir.
Onsuz ilim olmaz.
İslam’a göre ilimlerin en üstünü Tevhid ilmidir.
Tevhid ilmi de “La ilahe illallah/Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” cümlesiyle özetlenir.
Bütün peygamberlerin tebliğinde bu cümle ilk sıradadır.
Rabbimiz,
“Senden önce gönderdiğimiz her peygambere, “Benden başka ilah (yaratan, yaşatan ve yöneten) yoktur, bana ibadet edin” diye vahyettik” buyurur. (Enbiya Sûresi, ayet 21/25)
Tevhid kelimesinin ikinci cümlesi peygambere göre değişir.
Nuh rasülüllah,
İbrahim rasülüllah,
Musa rasülüllah,
İsa rasülüllah,
Muhammed rasülüllah olarak değişir ve bu sonuncusu kıyamete kadar devam eder.
Kişinin bu tevhid kelimesini söyleyerek Müslüman olması veya zikretmesi için bu Kelime-i Tevhid’i bilmesi gerekir.
Müslüman olmak isteyene ilk önce Kelime-i Şehadet öğretilir.
Onun için Rabbimiz, ilmin imandan önce geldiğini haber vermek için:
“Bil ki, Allah’tan başka ilâh (Yaratan, yaşatan ve yöneten) yoktur…” (Muhammed Sûresi, ayet 47/19) buyururken bilgiyi öne almış.
Hüküm ve hâkimiyyet kelimeleri, Türklerin Müslüman olmasıyla dilimize geçmiş ve hâlâ kullanımdadır.
“Allah’tan başka tapındıklarınız, sizin ve atalarınızın adlandırdığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir.
“Allah, onlar (putlar) hakkında hiçbir delil indirmemiştir.
Hüküm yalnız Allah’ındır. Yalnız O’na kulluk yapmanızı emretti. İşte en doğru din budur. Ancak insanların birçoğu bilmezler.” (Yusuf Sûresi, ayet 12/40)
Fatih Sultan Mehmet zamanında Ebu’Leys el Semerkandi’nin tefsirini Türkçeye terceme eden İsa el-İzniki/İznikli İsa merhum (ö: 1434) bu ayeti Türkçeye “Hüküm illa ol Allah’adır” diye terceme etmiş.
Diyanet’in mealinde ve hemen hemen bütün meallerde “Hüküm ancak Allah’a aittir” diye terceme edilmiş ve hegemonların ürettiği “egemen” kelimesini Kur’an tercemesinde kullananı ben görmedim.
24 Anayasası’nın üçüncü maddesinde bile, “Hâkimiyet bila kaydü şart milletindir” diye yazıldığı halde daha sonra “Hâkimiyyet/yönetim” kelimesini anlatacak bir kelime aranmış, kendi ülkesini işgal eden Yunanistan’ın “egemon”undan, Fransızcaya geçen “egemenlik” kelimesini alıp “Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir” demişler ve Anayasa’nın altıncı maddesi yapmışlar.
1935’ten önce yazılmış hiçbir Türk lügatinde, hiçbir şiir ve nesrinde geçmeyen bu kelimeyi Meclis’in en görkemli yerine asmışlar.
Fransız hegemonyasının, Afrika’da kanla kazandığı egemenliğinin ve ekmeğinin kana doğrandığı günlerde geçmiş bizim dilimize.
Allah, akıbetimizi hayreylesin.