Edep Yâhu!

Abone Ol

"Zekeriya Beyaz ın oruçla ilgili sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz "

sorusuna şovmen Cem Yılmaz: "Ben bu konuda Zekeriya Beyaz dan daha ciddiyim."

(11 Ekim 2005, gazeteler)

İletişimin küçülttüğü hem de iyice küçülttüğü bir dünyada yaşıyoruz. Hani "Öksürseniz duyulur" derler ya, işte öyle bir dünya...

Özellikle din adına, İslâm adına konuşan ve yazanların çok hassas olması gerekir. Bir insanın kendi adına hareket etmesi ile, adı İslâm ile örtüştürülmeye müsait insanların attığı adımlar, söylediği sözler aynı formatta algılanmaz. Algılanmaması da doğaldır.

*

İslâm edeptir, İslâm ın hayata uygulanması olan ibadet de başlı başına bir edeptir. Müslüman da müeddep kimsedir. Mübarek Ramazan ayında, İslâm ı herhangi bir din gibi görüp, kendilerini "din adamı" addeden bir kısım insanların, edep sınırlarını zorlayarak sarfettikleri sözler yüzünden, "İslâm"a verilen zararın haddi hesabı yoktur.

İbadet ruhun süblimasyonudur, yani ruhun yüceltilmesidir. Nefsin terbiye edilebilmesi için ruhun böyle bir hal içinde olması gerekir. İbadet zannedip hâlâ nefsin istekleri ile hemhal olmak ibadete, oruç ibadetine zulümdür. İbadeti anlamamaktır.

Oruç irade terbiyesidir. Bu da nefsin isteklerinin irade ile kontrol altına alınması anlamına gelir. Bunun için insan, iradesi ile nefsini kontrol ettiği, ona hâkim olduğu oranda insandır. İrade basamağına yükselmedikçe ne insanlık olur ne de ibadet gerçekleştirilir

*

İslâm ahlâkında "iyilikte yarış" vardır. Bu sebeple "İyilik yapınız, iyilikte yarışınız" denir, bunun anlamı "Öncelikle edepli olun, edepte yarışınız" demektir.

Özellikle her Ramazan ayında İslâm ın edep ilkesini zorlayan, İslâm ın edep anlayışı ile bağdaşmayan birtakım davraşların ortaya konması, oruç ibadetiyle ilgili birtakım densiz "laflar"ın sarfedilmesi ve bazı kendini bilmez kimseler tarafından bunlara çanak tutulması, İslâm ı örselemekte ve"dindar" insanları rahatsız etmektedir.

Din adına hareket eden, İslâm adına konuşan kimselerin öncelikle "edep âbidesi" olması gerekir. "Dinin nasihat olması"nın temel sebebi de nefsin terbiye edilmesi içindir.

Kendine, kendi nefsine söz geçiremeyen birtakım kimselerin başkalarına nasihat etmesi düşünülemez. Bu yüzden, nefsini terbiye edememiş kimselerin başkalarına söz söylemeye yüzü olamaz, olmaması gerekir. Toplumda "ar damarı çatlamış kişiler"in söylediği sözlerin itibar görmemesi gerekirken, maalesef görsel ve yazılı basın tarafından bunlar baş tacı edilmektedir. Bir kısım medya, kendine gönül eğlendirecek, magazin konusu olacak gıdalar aramaktadır.

Edebin olmadığı yerde bulunmak, mikroplu bir ortamda bulunmaya benzer. Malûm mikrobun gıdası pisliktir. Edepsizin gıdası da edepsizliktir. Edepsizlik etmek, edepsizlikleri yaymak, edepsizliğin yayılmasına çanak tutmak insanî bir davranış değildir ki din bağlamında onu tartışalım.

Eğer bir insan gerçekten müslümansa dinine, imanına "laf" söyletmediği gibi, böyle şeylere fırsat da vermez. Söyleyenlere de eli ile veya dili ile ya da içinden buğzederek engel olmaya çalışır.

Din, dindar insan için en temel değerdir; onun için yaşar, onun için ibadet eder, onun için hizmet eder. Dindar, "din" değerinin örselenmesine, kıymet bilmeyen birtakım insanların ona söz söylemesine fırsat vermez ve bu gibi hallere de göz yummaz.

Bir haysiyet âbidesi olan Mehmet Âkif, "Kesilir fakat çekmeye gelmez boynum" der.

Din, şaka konusu yapılamaz, hafife alınamaz. Zaten şaka ve espri bir zekâ işidir. Harcıâlem şakalar ise zekâdan yoksunluğun bir göstergesidir.

Edep sınırlarını zorlayan esprilerle ibadetleri yan yana getirmek aklı, insafı zorlayan davranışlardır.

Yarışmak güzeldir, fakat edepsizlikte yarış olmaz. Bir müslümanın içinde bulunmayacağı yarış edepsizlik yarışıdır.

Edepsizlik şeytanca bir tavırdır.

Şeytanla aşık atılmaz.

Elbette insan iyinin yanı sıra kötü diye nitelediğimiz davranışları da gerçekleştirebilir. Ancak "Her davranış insanîdir" diyerek, insanın yaptığı bütün hareketlerin uluorta konuşulması, "eşek hürriyeti" bağlamında değerlendirilir.

Çünkü yapılan bazı şeyler söylenmez ama yapılır. Söz gelimi "insan" tuvalete gider fakat ne yaptığını anlatmaz. Yanan sobaya elinizi uzatırsanız eliniz yanar, bu yüzden sobaya elinizi uzatmazsınız.

*

Bektaşî ye sormuşlar: "Ey erenler! Tuvalette ciklet çiğnenir mi " Bektaşî: "Bir mahzuru yoktur fakat görenlerin aklına başka şeyler!" diye cevap verir.

*

Din adına edep sınırlarının zorlanması ne ibadetle ne de insanlıkla bağdaşır.

Edep yâhû!