Edep, Edepli Olanın Hüneridir

Abone Ol

“Ehl-i irfan meclisinde aradım istedim taleb

Her hüner makbuldür illa edep illa edep”

(Yunus Emre: Dedemin Cönkünden)

 Kültürümüzün güzellikleri semada birer yıldız gibi ışıldır. Bu bir bakıma şiirin ifade gücüyle karşılık bulur. Şiirimizin gücü ve insanımızın bellek gücü ile hayatın bir ilkesi gibi çağdan çağa taşınmış olur. Her büyük şairimizin, velimizin, erdemli büyüklerimizin geçmişi bugüne de ışık tutar, yol gösterir.

Milletimizin gönül meclislerinde terbiye hâl iledir. Bu, içinde bulunulan meclis, aile, çevre ile ilişkilidir.

Günümüz insanının, toplumunun yaşayış ve davranışları artık sosyal denen gayya kuyusunun yüzünde kendini belli eder. Gayya kuyusu dedik de aslında boşluk ve sınırsızlık ile gerçek yüzünü gösterir.

İnsanın güzelliklerle ilgili bir isteği ve arzusu olmadıkça hep karanlık ve kaba olanına kendini kaptırır. Günümüz çıkarcı yüzü insanda yüz bırakmadı. Çıkarını koruma adına sınır tanımadan, pervasızca insanlara zift gibi çamurunu sıçratır. Çirkeflik ve zift hakkı olmadığı hâlde insanın üzerine yapışır. Dili zehirli olanın zehir saçması doğasındandır. Sınır tanımaz, önünün arkasının ne olacağını asla düşünmez. Anlık bir davranış ile bunu saçar, düşmanlık ve nefret oluşturur.

Müslüman, inancı gereği her sözünü tartar öyle konuşur ya da yazar. Çünkü vebal diye bir kavramımız var ya da kul hakkı diye. Yeryüzünde yaratılmış her nesne, her varlık ister canlı ister cansız olsun görünür görünmez bir can taşır. Taşların ve toprağın bile bir ruhu vardır.

Günümüzün aynası sosyal medyadır. Sınır tanımayan, yalan haber üreten, kitleleri manipüle eden, saldıran, çamur atan, çarpıtan bir yüzü var. Buralara bakanlar ve odaklananlar da bundan huy kaparlar. Kindar olanlar için sınır yoktur.

Olumsuzluklardan yola çıkarak edepli olunmaz. Edep edepli insanlardan, çevrelerden ve meclislerden edinilir.

Çirkin huylular, davranış sahiplerinin yüzünde de belli olur. Hin bakışları, alaycı tutumları, aşağılayıcı tutumları onların gerçek yüzünü gösterir, tanımlar. Kalemleri de öyledir.

Kendilerine ait bir çevre oluştururlar ve onlar birbirlerine benzerler. Âdeta şeytanların sözcüleri konumundadırlar. Hani bizde kimi deyimler yerli yerine oturur ya: “şeytana pabucunu ters giydirir” derler. Şeytanların da sözcüleri olurlar.

Haberleri, bilgileri çarpıtırlar.

Bu çağ aydınlık bilinir, her şey ayan beyandır gibi düşünülür ve algılanır. Oysa bu gün yüzünde her şey öylesine karanlık, öylesine puslu ve sislidir ki bir hakikati hakikat olarak anlatmak o kadar da zordur.

Medya gücünü elinde bulunduranlar bir merkezden istediklerini yayarlar. Bunlar gerçek olsun ya da olmasın kimsenin onun ne olduğunu kestiremez. Hatta bir anda da kapılınır ve gerçekmiş gibi yayılır, paylaşılır.

Bu gibi ortamlarda ve bu gibi zamanlarda edepli ve naif insanlar sayılı birer yıldızdırlar. Onların ne kadar ışıldarsa ışıldasın bir karanlık ve kirli ortamda sadece kendileri için var olurlar. Onların ışıkları sadece kendileri için bir değer ifade eder.

Güzellikler ve iyilikler değil çirkinlikler ve kötülükler baskındır.

Edepsizle yarışa girilmez. Edepsize karşılık veren, onun gibi bir dil kullanan onun çamuruna düşer. Kim kimin meclisinde ise o huyu kapar.

Edep bir aşk halidir, o ruhta olan âşıklara selâm olsun.