Ecevit'in defni, laiklik kavramı

Abone Ol

Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam;

Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam...

Cenazesi ölümünden tam altı gün sonra defnedilen Bülent Ecevit in Ankara sokaklarında slogan savaşına döndürülen devlet törenlerini izlerken, merhum Necip Fazıl Kısakürek in bu dizeleri aklımıza düşüverdi.

Binlerce insanın katıldığı törenleri, bir yerlere mesaj gönderme gayretine dönüştürmenin manası neydi acaba "Türkiye laiktir, laik kalacak" Cenaze töreninde herkesin ağzındaki slogan buydu Sanki cenaze merasimi değil de, parti mitingi yapılıyor Bir Allah ın kulu kalkıp, "Bu bir cenaze defin işidir Her şeyin yeri ayrı, laiklik dünya işleriyle ilgili bir kavramsa, cenazede ise dini ritüeller kullanılmalı. Merhum un arkasından bir Fatiha okuyalım Allah ın adını zikrederek, tekbir getirelim Merhum, artık dünyalık işlerini bitirmiş, Allah a döndürülmüştür" gibi bir kaygı taşımıyor

Ecevit in en yakın çalışma arkadaşlarından birisi, merhum Turgut Özal ın cenaze töreniyle bu merasimi kıyaslayarak, "Özal ın arkasından tekbir getirilmişti. Ecevit in arkasından laiklik sloganları atılıyor" diye kendince övünç malzemesi çıkarıyor. Yapmayın Etmeyin Allah (c.c.) aşkına, ağzınızdan çıkanı kulağınız duyarak yorum yapın. Bir cenaze merasimini, Türkiye de hiç kimsenin derdi tasası olmayan bir zemine çekmek için boşuna uğraş vermeyin. Laiklik kavramını kendi arzuladığınız dünya görüşünün hakim olması için kullandığınız bir zihin dönüştürme aygıtı olarak kullanmayın.

Laiklik kavramı hiçbir siyasi görüşün, hiç kimsenin tapulu malı değil "Bizim gibi düşünenler, bizim gibi düşünmeyenler Bizim gibi yaşayanlar, bizim gibi yaşamayanlar Bizim gibi giyinenler, bizim gibi giyinmeyenler " Laiklik kavramını eğip bükerek, toplumu değiştirmenin, tek tipleştirmenin hiçbir anlamı yok. Gardrop devrimciliği yaparak, bazı değerlerin, bazı makamların, iktidar erkinin kullanım hakkını kendinize tapulamaya çalışmanızı, sesinizi yükselterek, boğuntuya getirerek bazı hakları tekelinize almanızı siyasetin dogması olarak sunamazsınız. Laiklik kavramını eğip bükerek oluşturulan "kamusal alan, özel alan, özel yaşam" gibi kavramları siyasi olarak nasıl törpülediğinizi, sadece bir kesime sınırsız hareket alanı oluşturduğunuzu siz de biliyorsunuz, aklı başındaki milletimiz de "Bu halkı sadece biz yönetiriz Biz herşeyin en iyisini biliriz Biz herkesin efendisiyiz, biz yönetiriz, onlar yönetilirler" Aslında problem bu İktidar erkinin kullanımı konusunda halkın tercihleri pek de önemli değildir. Sayısal çoğunluk değil, siyasal çoğunluk önemlidir

Bülent Ecevit in, meclisin açılışı ve yemin törenlerinde daha yemin bile etmeden kürsüye fırlayıp, "Bu kadına haddini bildirin" diye haykırmasının temelinde de bu zihniyet vardır. "Halk, o şekilde seçip meclise gönderse bile, Biz o şekilde yönettirmeyiz Kavramları eğip bükeriz ve kendi arzuladığımız kıvama getiririz Halkın tercihi değil, halkın ne düşündüğü değil, bizim halka sunacağımız model önemlidir" Temel felsefe işte budur.

Türkiye nin enerjisini boşu boşuna harcamasına neden olan tartışmaların temelinde iktidar nimetini sadece bir kesimin sahiplenmesi çabası yatmaktadır. Seçme ve seçilme özgürlüğü vardır ama, bazılarının seçilme özgürlüğü, ülkeyi yönetme şansı bazılarına göre hep daha fazladır. Laiklik kavramıyla hiç kimsenin bir şey alıp veremediği yok. Düşünülmesi gereken, bu kavramı sürekli gündemde tutanların neyi yedeklerine almaya çalıştıkları!