Ecevit ve Sezer de vatana ihanet etti mi?

Abone Ol

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) belgesi, Mehmet Baransu, Taraf gazetesi, fişleme, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan deyince…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu’yu “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” haberiyle ilgili “vatana ihanet”le suçladı ya, hani…

Gelin şöyle arkanıza yaslanın ve bir geçmişe uzanalım…

* Tarih; 19 Şubat 2001, günlerden Pazartesi…

* Bu tarih, Türkiye siyasi ve ekonomi tarihinin en karanlık günlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında süren yüksek tansiyon ve gerilim o gün patlama noktasına geldi.

* Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı başlarken Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Ecevit’in Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) çalışmalarını eleştiren sözlerinden rahatsızlığını dile getirdi.

* Sezer, Ecevit’in bu eleştirilerine karşılık olarak, “anayasal hakkını kullandığını” vurguladı. Bunun üzerine aynı masada oturan Başbakan yardımcısı Hüsamettin Özkan devreye girdi ve “O anayasayı bir de biz görelim, anlayalım” dedi.

n Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bu tavrının ardından Hüsamettin Özkan, Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz toplantıyı terk etti.

* Hüsamettin Özkan salonu terk ederken Anayasa’yı aldı ve Sezer’in bulunduğu yöne doğru, geri fırlattı. Sezer’i Köşk’e kendilerinin çıkardığını hatırlatan Özkan, Cumhurbaşkanı’na “nankör kedi” dedi. Hüsamettin Özkan’ın bu iki kelimesi siyaset tarihine geçti.

* Başbakan Bülent Ecevit, MGK toplantısından hemen sonra kameraların karşısına geçti ve Cumhurbaşkanı Sezer’in bu tavrının ‘terbiye dışı bir üslupla’ olduğunu söyledi:  “MGK toplantısının açılışında, gündeme geçilmeden önce kamu görevlilerinin önünde Sayın Cumhurbaşkanı söz alarak son derece de terbiye dışı bir üslupla bana ağır ithamlarda bulundu. Devlet geleneklerimize uymayan, eşi görülmedik bir davranışta bulundu. Ya kendisine aynı üslup içinde yanıtta bulunacaktım veya terk etmek zorunda kalacaktım. Onun için toplantıdan çıkmayı tercih ettim.”

* Hüsamettin Özkan ise, “Milli Güvenlik Kurulu toplantısında olmaması gereken bir şey yaşandı. Cumhurbaşkanı’nın Başbakan’a yönelik üslubu hele hele Anayasayı fırlatır gibi önüme atması kabul edilir gibi değildi. Ben bu davranışın terbiyesizlik olduğunu söyledim” diyecekti.

* MGK’da yaşanan bu olayın faturası ağır oldu; Olayın duyulmasından saatler sonra Türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşadı. Kriz tam bu sırada doruk noktasına ulaştı. Borsa yüzde 14.6 düştü, repo faizleri yüzde 7 bin 500’e fırladı. Merkez Bankası’ndan yaklaşık 7.6 milyar dolarlık döviz çıkışı oldu. 3.5 milyar dolarlık net sermaye çıkışıyla döviz fiyatları ve faizler tırmanışa geçti. Kriz öncesi 670 bin TL olan dolar, Nisan’da 1 milyon 161 bine tırmandı.

* İşsizlik oranı yüzde 11’lere, kentsel alanda eğitimli genç işsiz oranı da yüzde 30’ları bulmuştu. 2000 yılında 1 milyon 452 bin olan işsiz sayısı, 2001’de 450 bin artışla 1 milyon 902 bine çıktı. 2002’de ise işsizler ordusuna 510 bin kişi daha katılarak mevcut işsiz sayısını 2 milyon 412 bine yükseltti.

Şimdi sormak gerekmez mi;

* Madem Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan kararlar, yapılan değerlendirmeler anayasa gereği “gizli”.  Tamam.

* O zaman o günkü MGK’da yaşananların neredeyse tümünün kamuoyuna açıklanmasının, deşifre edilmesinin bir “adı” konulmayacak mı

* Bülent Ecevit haricinde o MGK’ya katılan isimler hayatta. Dikkatli bir izleyici olarak şu ana kadar duymadım, işitmedim, görmedim; bu isimlerle ilgili bir işlem, suçlama yapıldı mı acaba

* Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de “vatana ihanet”den yargılanır mı dersiniz

Başbakan Erdoğan Çıksa Şunu Söyleseydi…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu’nun “Gülen’i Bitirme Kararı 2004’te MGK’da Alındı” haberiyle ilgili “suç duyurusu”ndan hemen sonra, çok tartışılacak bir söylemde bulundu.

Erdoğan “Devletin mahremini ifşa etmenin adı özgürlük değil düpedüz vatana ihanettir.” dedi.

Erdoğan’ın konuyla ilgili açıklaması şöyle: ‘’Bu günlerde bir grup gazeteci, köşe yazarı üzerinde gizlilik belgesi olan ve MGK’nın toplantılarındaki bilgilerin sızdırıldığı ortaya çıktı. Şimdi Hükümeti fişlemekle suçlayanlara sesleniyorum. Hükümeti fişlemekle suçlayanlar öncelikle bu istihbari bilgileri acaba bu adamlarınıza, bu yandaşlarınıza kimler sızdırdı Devletin mahremini ifşa etmenin adı özgürlük değil düpedüz bu vatana ihanettir.”

Çok iddialı bir söylem…

Başbakan Erdoğan, “O belgeyi ben ve arkadaşlarım imzalamadı, öyle bir belgeyi asla imzalamam.” demek yerine, “O belgeyi kim sızdırdı ” diye yakınıyor.

Şu ana kadar Başbakanlıktan ve Milli Güvenlik Kurulu’ndan bir yalanlama gelmedi, o belgeye ilişkin.

Demek ki, doğru bir belge.

Bu kadar uç bir tepki göstereceğine, Başbakan Erdoğan keşke çıksa şunu söyleseydi:

“Evet, o dönemi hatırlayacaksınız. Askeri vesayet, siyaset üzerinde tüm şiddetiyle mevcudiyetini devam ettiriyordu. Baskılar sürüyordu. Kimileri partimi kapatmak için planlar yapıyordu. Hükümeti etkisiz kılmak için yoğun çabalar vardı. E, zaten Milli Güvenlik Kurulu’ndaki o dönem dengeleri biliyorsunuz. Tamamen sivillerin aleyhine bir durum vardı. Böyle bir konjoktürde, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından hazırlanan böyle bir belgeye istemeyerek de olsa imza atmış olabilirim.”

Kanaatim o ki, büyük bir çoğunluk böyle bir yaklaşımı daha naif ve de sempatiyle karşılardı.

***

Başbakan Erdoğan tarafından “Vatana ihanet”le suçlanan Mehmet Baransu da twitter üzerinden hemen cevap verdi:

“Başbakan Taraftaki belgelerle ilgili konuşmuş: “Devletin mahremini ifşa etmenin adı özgürlük değil düpedüz bu vatana ihanettir.” Sayın Başbakan, kurban verdi diye fişleme yapmak vatana ihanet değil de bunu ifşa etmek mi vatana ihanet   Sayın Başbakan: İhaleye girecek muhalifleri MİT’in dinleyip sizlere fişlemesi vatana ihanet değil de bunların belgelerini yayımlamak mı ihanet Kim hain, kim vatanperver zaman gösterecek…”

Bu cümlelere ilişkin söyleyeceğim tek cümle şu:

Bu tartışma daha uzun süre gündemde kalmaya aday görünüyor.

NOT: Bugün 08 Aralık  2013 Pazar…  İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “Ben artık yokum, bu Meclis yeni ve sivil Anayasa yapamaz” diyerek çekildi. Yenilgiyi kabul etti. Şu ana kadar gelinen yol, kocaman bir sıfır. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…

ADNAN ÖKSÜZ