Ebabil, Fil'i yener

Abone Ol

Son günlerde bazı insanlarımızda  moral bozukluğu oldu diyenler var.

Vahşi batının gözü doymaz aç kurtlarının vahşetini görüp de bozguna uğradıklarını söylüyorlar. Ben ise bu sözlere inanmıyorum.

Eskiden beri kendi gücü oranında hizmet eden insanlarımız hiç ara vermeden çalışmalarına devam ediyorlar.

Hem niye moralleri bozulsun ki Kul Allah ın, yol Allah ın. Yürü diyen de O olunca kulun gönlüne korku ve keder gelmez. Yemen de Hz. İsa ya iman edenleri M. S. 523 te ateş çukurlarında yakan Zu Nuvas isimli Yahudi devlet başkanına haddini bildirmek için Habeşistan dan Yemen e geçen Ebrehe isimli komutan Yahudilerin saltanatına son verir. Yemen in San a şehrinde "Kulleys" isimli bir kilise yaptırır. Bütün Arap yarımadasındaki insanların San a şehrine gelmesini ister. Fakat başarılı olamaz.

Mekke deki Ka beyi yıkmadan bu insanların San a ya yönelmeyeceği kanaatine varır ve (60.000) altmış bin asker ve fillerle beraber Mekke üzerine yürür.

Fakat Ka benin Rabbi gönderdiği kuşların attığı taşlarla Ebrehe nin ordusunu helak eder ve Ka beyi yıkılmaktan korur.

Biz bu günlerde "Fil" suresini namazlarımızda daha sık okumaktayız. On beş yaşına kadar Kur an öğrenmenin yasaklandığı bir ülkede yaşıyoruz. İşçi, memur ve öğrenci olarak on beş milyon insanımızın mesai dahilinde yönünü Ka beye döndürüp namaz kılmasının yasaklandığı bir ülkede yaşıyoruz.

İlkokuldan üniversiteye kadar bütün ilim dallarında öğrencilerin yönü batıya döndürülüyor. Öğrencilerin gönlünü Ka beye çevirmeye çalışanlar ezilip yok edilmeye çalışılıyor.

Peki başarılı olabilirler mi

Amerika tek kutup halinde insanları kendine çekebilir mi Nisan 1995 yılında "Komünizmin çöküşünden sonra yeni düşman İslâm dır" diyen NATO Genel Sekreteri W. Cleas ın Fil gibi tankları, uçakları bizim Ka beye yönelişimizi engelleyebilir mi Fazla düşünmeye, istatistik yapmaya gerek yok. Herkes kendi köyünü, mahallesini ve çevresini düşünsün. Otuz sene önce benim köyümde iki tane adam namaz kıldırabilirdi. Şimdi en az elli kişi öne geçip namaz kıldırabilir.

İki yüz kadarı Avrupa ya işçi olarak gitti. İş adamı oldular. Köyde iken yalnız Cuma namazı kılan bu insanlar şimdi Avrupa da beş vakit namazını kıldığı gibi kazancından para ayırarak Avrupa başkentlerinde camiler yaptılar. 29 Mayıs 1995 Newsweek dergisi 19 uncu sayısında "Avrupa da sekiz milyon Müslüman nüfusunun batı için tehdit oluşturduğunu" yazıyor.

Çoğunluğu ilkokul mezunu bu insanların sayısı önemli değil, keyfiyeti, kalitesi önemli diyenler olabilir. Ama Avrupalı öyle düşünmüyor. Kaliteyi diplomayla değerlendirmiyor.

Strazburg da hayvan üreticisi bir Yahudi, parasını almadan hiçbir Fransız a bir tek koyun vermiyor. Ancak üç yüz kadar Türk e çeksiz senetsiz veriyor. Çünkü bugüne kadar tecrübeyle sabit ki Türklerden borcunu ödemeyen görülmemiştir. Türkler Almanya ya varıncaya kadar, on bin markı sokakta bulup da polise götüren insana rastlanmamıştır. Bu haberi Alman basını birinci sayfadan iri puntolarla veriyor.

Alman, İspanyol, İtalyan, Portekiz, Yunan vatandaşlarından hırsızlık yapanlar arasında Türkler en sonda geliyor ve hırsızlık yapan Türkler de, Müslümanlığını yitirmiş, Almanlaşmaya heves etmiş karga gibi sekmeye çalışanlardır.

Avrupalı siyasiler ve sosyologlar bütün bunların hesabını yapıyorlar ve içlerinden İslâm ın hakkını teslim ederken, dıştan düşmanlık yapıyorlar. Bunun psikolojisini Rabbimiz haber veriyor: "Onlar kendileri kafir oldukları gibi sizin de kafir olmanızı ve onlarla aynı seviyede bulunmanızı" isterler. (Nisa 89)

Biz onların ahlâk buhranına düşmeyeceğiz ama onları İslâm la yüceltmek için çalışacağız.

İsterseniz siz, Fil suresinin tefsirini Şifa tefsirinden bir okuyuverin.

İstemek için telefon (0212) 511 10 85 CANTAŞ Yayınevi.