Öylesine bir dönemden geçiyoruz ki tartıştığımız İslam
dünyasındaki karışıklık dünyanın dört bir tarafına yayılmaya başladı. Bu
karışıklık dalgası öyle bir dalga ki büyümesi halinde ne bir ekonomi ne de bir
düzen bırakır. Dünya haritasına şöyle bir bakalım, mücadelenin olmadığı bir
alan kalmadı gibi. Belirli mekânlar için gösterilen çabalar, başka vekil
mekânlarda gösterilebilmektedir. Sonuçta bugün tartışılan Üçüncü Dünya Savaşı
hortlar mı senaryolarının aksine, aslında savaşın başladığını, ancak boyut
değiştirerek başladığını söylemek çok da zor olmayacaktır. Yani düzenin
çöküşünü yaşadığımız bugünlerde, dünyanın efendileri ön alıcı vuruşlarla hedef
olarak gördükleri coğrafyaları gerilim yükselmeden çökertme derdindeler. Ama
galiba bu sefer böyle olmayacak, çünkü kendilerinin bile öngöremedikleri bazı
olaylar karşılarına dikilmeye başladı bile.
Başta Ortadoğu coğrafyasında her geçen gün çatışmaların
artacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Yani birilerinin kafalarımıza
soktuğu gibi, başta ABD olmak üzere Batı dünyasının yeni dönemde stratejisini
değiştirerek algısını Ortadoğu dan Uzakdoğu ya kaydırdığı falan yok. Aksine en
büyük katliamlarını şu sıralar bu bölgede yapmaya karar vermiş gibi
görünüyorlar. Uzun bir süredir devam ettikleri insanlık dışı suçlarına devam
ediyorlarken, ister istemez başta Türkiye olmak üzere birçok ülke için de bazı
sorunların ortaya çıkmakta olduğu da aşikârdır. Kanayan coğrafyalarda akın akın
insan göçleri devam ediyor. Bu durum belirli mekânlarda birilerinin arzu ettiği
gibi boş mekânlar doğururken, kaçıp gelen insanların gittikleri yeni
coğrafyalarda bir sorun olarak lanse edilmeleri kampanyası da göç alan ülkeler
için en büyük istikrarsızlık sebebine karşılık geliyor. Ama diğer yandan Batı
dünyası da içerden çürümeye devam ediyor. Batı kendi silahıyla vurulma dönemine
girmiş gibi görünüyor.
Ortadoğu Boşaltılıyor
Arap Baharı sonrası ortaya çıkan vekil terör gruplarının
bir bir belirli coğrafyalara saldırıp oralarda ikamet edenleri yerlerini terke
zorlamalarını yeni dönemin en önemli stratejilerinden biri olduğunu çok defa
dile getirmeye çalıştık. ABD nin yeni stratejisi vekil grupları kullanmaktı ve
bunlar aracılığıyla bırakın demokrasi getirmeyi tüm kurulu düzenleri yıkmak en
önemli öncelikti. Bu durum da tabi bölgede en çok İsrail in işine yaradığı için
ABD nin İsrail ile arasının açık olması palavralarına inanılmaması gerektiğinin
de altını çizmiştik. Şimdi binlerce insan bir şekilde yer değiştirmeye maruz
bırakılıyor. Mekânsal kapatmanın yeni bir ırkçılık türü olduğunu iddia
edenlerden ise bir tanesinin bile çıkıp bu ırkçılığa yol açan Batı yı
kınadığını göremiyoruz. Batı her zaman olduğu gibi yeni ırkçılık türleri
doğurmaya devam ediyor. Bu durum Batı nın karanlık yüzü olmaktan çıktı ve
görünen yüzü haline geldi. Ancak yıllardır kavmiyetçilik ile parçaladığı
coğrafyaların intikam hayaleti bugünlerde kendi toprakları üzerinde dolaşmaya
başladı.
ABD deki Irkçılık Gerilimi
Bugünlerde ABD nin Ferguson kentinde patlak veren
ırkçılık karşıtı ayaklanmalar Batı dünyasını derinlere daldırmış görünüyor.
Batı dünyası panikte, çünkü bir süredir geliyorum diyen dalganın ilk nüveleri
ortaya çıkmış görünüyor. Avrupa da İtalya, İspanya, İngiltere de başlayan
ayrılıkçı hareketler en azından daha barışçıl bir görüntü sergiliyordu. Ancak
ABD de ortaya çıkan bu dalga, büyümesi halinde Batı dünyasını yerle bir edecek
olan dalganın ta kendisidir. Belki bu defa atlatılabilir, ancak Batı nın
övündüğü medeniyetin nasıl yıkılacağını kavramak adına, olayların bizlere
müthiş ilham veren bir tecrübe olacağı kesin gibi görünüyor. Aslına bakılırsa
ABD deki ırkçılık hiçbir zaman bitmemişti. Sıradan kolej kantinlerine bile
gitseniz kutuplaşmayı rahatlıkla görebilirdiniz. Bugüne kadar ırkçılık
gerilimini bir şekilde önlemiş olan Batı nın bundan sonra bu kadar rahat
olamayacağı kesin. Sonuçta ırkçılık hayaleti Batı da yeniden doğdu ve bu
defakinin önemini ileride daha iyi anlayacağız.
Göç Politikası Şart
Batı kendi düşmanını kendi ortaya çıkarmış olsa da, yine
de bu aralar İslam coğrafyasını rahat bırakmayacaktır. Tabi burada boşalan
araziler kadar dolan araziler de bir sorun teşkil edecektir. Alışılmışın
dışında göç alan mekânlar her zaman çatışmaların ve gerilimlerin adresleri
olmuşlardır. Bu aslında çok normal bir durum. Ancak bu defa özellikle
Türkiye ye yapılan göçler öylesine fazlalaştı ki ülke gidişatına zarar
verebilecek boyutlara ulaştı. Mesele mazluma el uzatmamak değil, daha çok sınır
giriş çıkışlarını kontrol etmekle alakalı bir durum. Tabi bununla da kalmıyor.
Ülke içerisine alınan mülteciler ve Türk halkı üzerinde de sorunları çözmeye
karşılık gelecek tedbirler alınmak zorunda. Kısaca İçişleri Bakanlığı nın göç
konusundaki ilgili birimlerinin meseleye el atma zamanları geçmek üzere.
Türkiye en kısa zamanda yepyeni bir göç politikasına sahip olmalı ve mevcut
sorunları içerecek bir yol takip etmeli. Dünyadaki büyük devletlerin tamamında
göç olgusu ayrıcalıklı olarak ele alınır. Aksi takdirde bu sorun Türkiye nin
başını çok ağrıtır.