Düzeni bozanlar ve Hazreti İbrahim?in düzeni

Abone Ol

729. hafta seminerimiz Ta n kelimesinin açıklaması ile

başlıyor ve günümüzdeki birçok çatışmalara ve savaşlara da açıklık getiriyordu

Ta n kelimesi Kur an da iki yerde geçer, ikisi de dinde

ta n olarak geçmektedir. Düzeni bozma demektir. Ahdi bozuyor ama size bir

zararı yoktur. Hatta zararı var ama düzeni bozmuyor. O zaman

savaşmayabilirsiniz. Ama ahitlerini bozuyorlar, bunun sonucu olarak sizin

düzeniniz bozuluyor. O zaman savaşmak farzdır. / İnsanların diğer canlılardan

temel farkı, kişiliklerini koruyarak topluluğun üyesi olmalarıdır. Bu hususu

daha iyi anlayabilmemiz için hücreleri ele alalım. Kan içinde yaşayan

akyuvarlar vardır. Görevleri vücuda giren mikropları yok etmektir. Ne var ki bu

savaşta kendileri de yok olurlar. Ama onların görevi yok olma pahasına da olsa

vücudu korumaktır. Oysa sürü hâlinde yaşayan canlılar da dayanışma hâlindedir.

Ama bu dayanışma kendi çıkarı içindir. Tehlikeyi görünce hemen sürüden ayrılıp

kaçar. / İnsan toplulukları vardır. Kişiler onların hücreleridir. Diğer

canlılarda hücreler canlıyı değiştirirlerse yaşayamaz, ölürler. Bir arı hiçbir

zaman komşu kovana girip hayatını sürdüremez. Kovanın girişinde nöbetçi arılar

vardır. Gelen arıları kokuları ile tanırlar. Bu kokuyu onlara anaç arı verir.

Dolayısıyla kovanın üyesi arı rahatlıkla kovana girer. Ama bir yabancı gelecek

olursa nöbetçi arılar derhal ona saldırıp kovarlar veya öldürürler.

İnsan bu konuda arılardan farklıdır, kendi topluluğunu

terk ederek başka topluluğa katılabilir, onlarla beraber yaşar. Hatta

evlilikler hep topluluk değiştirmekle olmaktadır. Toplulukları erkekler değil

kadınlar oluştururlar. Onlar çocukları doğurup eğitirler, onlar ocak içinde bir

aradadırlar. Sosyal oluşmayı onlar sağlamaktadırlar. Erkekler ise savunma

yaparlar ve nafaka temin ederler. / Savunma ve nafaka temini arzda olduğu için

erkekler kadınların evine değil kadınlar erkeklerin evine giderler. Çünkü

erkeklerin işyerleri oralardadır. Bu olay sebebiyle topluluklar devamlı olarak

değişik yerlerden gelen kimselerden oluşmaktadır. Bu sebepledir ki diğer

canlılarda olmayan bir olay insanlarda oluşmaktadır. O da iç içe topluluklar

meydana gelmesidir. Oysa diğer canlılarda ancak bir kademe topluluk vardır.

Türkiye deki karıncanın ABD deki karınca ile hiçbir ilişkisi yoktur. Hatta bir

karınca yuvasındaki karıncanın komşu karınca yuvasındaki karınca ile bir

ilişkisi yoktur. İnsanlar ise tüm dünya ile ilişkidedirler. Cep telefonları ile

her zaman görüşebilmektedirler. Ürettikleri malları onlara satmakta, onların

ürettikleri malları almaktadırlar.

Diğer taraftan da kişi mensup olduğu topluluğun üyesidir.

Topluluklar ayrı ayrıdırlar. İnsanlık uluslara, uluslar illere, iller

bucaklara, bucaklar ocaklara ayrılmıştır. Bulaşıcı hastalık canlılar arasında

da vardır. Ne var ki canlılar sadece savunma imkânına sahiptir. Bir canlı sen

bana hastalık bulaştırıyorsun diye diğer canlıya saldırmaz ama insan bulaşıcı

hastalıklarla mücadele eder. Bataklıkları kurutur. Veba en kötü hastalıktır,

tarihte ülkelerin nüfuslarını azaltmıştır. Şimdi ise ülkelerin çoğunda veba

salgını bir hastalık olarak görülmez. Çünkü insanlar bu hastalığa karşı gerekli

tedbirleri almışlardır. Topluluk içinde müşrikler veba mikropları gibidirler;

kendileri hastadırlar ama bu da yetmez, başkalarını da hasta ederler.

İşte, eğer birileri bizim düzenimizi bozuyorsa, onların

hastalığı bize bulaşıyorsa, onların yaşadığı bataklığı kurutmak elbette bizim

hakkımızdır, aynı zamanda görevimizdir de. Çünkü yaşamamız başka türlü mümkün

değildir. / Batılılar savaşa giriştikleri zaman çıkarım var deyip savaşa

girişirler. Oysa çıkar için savaş yapılmaz. Bana hastalığı bulaşmaktadır,

varlığı benim hayatımı tehdit etmektedir diyerek savaş olmaz. Kimse çıkarım var

diye savaş açamaz. Zararım var diye savaş açabilir. Zararını da hakemler

yoluyla ispat etmesi gerekmektedir. / Bugün insanlar Birleşmiş Milletler i

kurmuşlar ama hâlâ çıkar çatışması üzerine denge kurulmuş, hâlâ kuvvetli kim

ise haklı odur.

Hz. İbrahim aleyhisselâmın başlattığı insanlık barışını

insanlık henüz anlamış değildir.

Yeryüzünün barışa

kavuşması, dinde/düzende ta n olmaması için insanların Hazreti İbrahim in

dininde/düzeninde birleşmeleri gerekmektedir. Yani ahitleri bozmaları savaş

için yeterli değildir. Yani ahitleri bozmuşlar ama bize zararları yoksa yine

onlarla savaşmayız. Ahitleri bozacaklar ve bu bozma düzenimizi ifsad edecek ki

savaşmaya hak kazanalım.