Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Maliye Bakanı Sayın Şimşek, “düzelteceğiz” diyor. Deriz ki; “düzeltemezsiniz”, çünkü siz Allah ve Resulü ile savaşıyorsunuz. Siz Allah’ın indirdiği, hidayet kitabı Kur’an’a itibar etmiyor, O’nun bütün iktisadı ve sosyal hükümlerine muhalefet ediyorsunuz. Siz, faizcilik yapıyorsunuz, bu ülkeyi kasıtlı olarak yüksek faizli ağır borç batağının içine sokuyorsunuz. Siz; Siyonizm’in ürettiği ve bütün dünyanın başına bela ettiği faizci kapitalist düzeni, Kur’an’ın teklif ve telkin ettiği, adil ekonomik düzenin yerine ikame ediyor, milleti kapitalizmin vahşi ve insafsız araçlarını kullanarak fakirleştiriyorsunuz. Sayın Erdoğan da ve siz Mehmet Şimşek olarak, Müslüman bir anne babanın Müslüman evlatlarısınız. Müslüman; Allah ve Resulü’nün emir ve yasaklarına teslim olmuş kimsedir. Allah’ın faizle ilgili hükmü şudur. Bakara 275: “Faiz yiyenler, kesinlikle şeytanın çarptığı, cinnet nöbeti geçiren kimseler gibi davranırlar ve kabirlerinden de cinnet nöbeti geçirenler gibi kalkarlar. Bu ceza onlara: “Alışverişe dayalı kazanç elde etme düzeni de kesinlikle fâizciliğe dayalı gelir elde etme düzenine benziyor" demeleri sebebiyledir. Hâlbuki Allah, ticari alışverişleri helâl, faizciliği ve faizi de haram kılmıştır. Kim Rabbinin öğüdünü dinler ve hemen faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisine, hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Kim de tekrar faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktirler. Onlar, orada ebedî kalırlar.” Bu hükme rağmen, hâlâ bu faizci kapitalizmi yürütürseniz, siz, elleriyle yaptıklarınız yüzünden fesada uğrattığınız ekonomiyi düzeltemezsiniz. Allah faizle görülen işleri bitirir, faizsiz görülen işleri de bereketlendirip artırır. Allah’ın bitirdiği bir şeyi siz nasıl, hangi araçlarla var edeceksiniz? Sayın Şimşek; Allah’ın bitirdiğini, sizin yeniden var etmeye gücünüz yetmez. Faiz, hastalık üreten mikroptur, mikropla hastalık tedavi edilemez.
VERGİLER
Sayın Şimşek; siz bu işi düzeltemezsiniz, çünkü siz vergileri, gelirden, harcamalardan ve servetten, yani araçlardan alıyorsunuz. Gelirler, harcamalar ve servet üzerinde topladığınız vergileri mensubu olduğumuz ve olduğunuz İslam, zulüm ve haksız olarak tanımlıyor. Bu konuda hüküm şudur. Bakara 188: “Birbirinizin mallarını, paralarını aranızda haksız, meşru olmayan sebeplerle yemeyin. Bile bile günaha girerek insanların mallarının, paralarının bir kısmını yemek için hâkimlere, idarecilere, hükümetlere, iktidardakilere mallarınızı rüşvet olarak vermeyin. Bu tür malları alarak başkalarına zulmetmeyin, bile bile bunları yapmayın.” Buna göre salt gelir ve ücretlerden vergi almak zulümdür. Harcamalardan, yani tüketimden vergi almak zulümdür. Servetten, yani emlaktan, araçtan, veraset intikallerinden vergi almak zulümdür. Zulümle abat olunmaz. Sayın Şimşek; siz vergilendirmede helal ve haram, maruf ve münker esasına dikkat etmiyor, kumardan, içki satışlarından, haksız kazançlardan vergi alıyorsunuz, yani haram olan bir şeyi, yine haram olan başka bir şeyle meşru hale getiriyorsunuz. Nisa 29: “Ey iman edenler. Birbirinizin mallarını haksız yollarla değil, karşılıklı rızaya dayanan ticaret yolu dışında tüketmeyin ve birbirinizi böyle kötü yollara düşürerek, hem şahsiyetlerinizi öldürmeyin hem de aşırı dünya hırsından dolayı başkalarını öldürüp kendiniz de intihar yoluyla öldürecek duruma sokmayın. Çünkü Allah, siz kullarına karşı çok acıyandır.” Gazali gibi İslam hukukçuları fert ve toplumun saadetini; 1. Dini ve ahlaki düzen, 2. İlmi düzen, 3. İdari ve siyasi, yani sosyal düzen, 4. İktisadi düzen 5. Ve aile düzeni olmak üzere, bu beş düzen ile yükselebileceğini ifade etmiştir. Bütün bu düzenlerin adil bir şekilde işletilmesinde tek çarenin İslam olduğunu bilmek gerekir. İslam düzeninde vergi üretimden alınır tüketimden vergi alınmaz. Üretimden maksat sanal üretim değil; gerçek üretimdir. Üretmeyen bir toplum, Siyonizm’in kölesi olur.
İSRAF
İsraf haramdır. Burada israf; aşırı tüketim, kamu kaynaklarının sadece betona ve refaha katkısı olmayan alanlara harcanmasıdır. Bir ekonomik esas olarak Rabbimiz; Araf 31: “…yiyip için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez” buyuruyor. Yine burada şu ihtar ve uyarıyı da görmek gerekir. İsra 27: “Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.” İktisat, tutumluluk demektir. Sayın Şimşek; Ak Parti iktidarının öne çıkan bir zaafı da, israftan taviz vermemesidir. Kaynaklar israf ediliyor. Sayın Erdoğan’ın tek kişilik hükümeti, bu israfları durdurmadığı sürece bu iş düzelmez. AKP iktidarı, tercih ettiği faiz, haksız vergi ve israf yüzünden ekonomi, içinden çıkılmaz hale gelmiştir. Sayın Şimşek, bu işi düzeltmenin yolu, Millî Görüş’e sarılmak, adil düzene geçmek ve Türkiye’yi, üreten bir ülke haline getirmektir. ABD ve İsrail ile stratejik ortaklığa son vermeden, Millî Görüş’e ve adil düzene dönmek mümkün olmaz. Çünkü ABD, İsrail ve AB’nin benimsediği medeniyet anlayışında din ile ilim, birey ile toplum, fert ile devlet, dünya ile ahiret, insan ile eşya, mal ile para, normal ile anormal durum hep birbirine karıştırılmıştır. Kirlilik ve ifsat, bu medeniyetin temel vasfıdır. Millî Görüş’te ise temizlik, netlilik ve ıslah vardır. Yürütülen kapitalist düzende mal ile para birbirine karıştırılmıştır. Kapitalizm, parayı mal olarak gördüğü için mal ekonomisi olmaktan çok bir para ekonomisidir. Hâlbuki ihtiyaçlarımızı gideren para değil, helal maldır. O da üretim yoluyla elde edilir. Çünkü para yenmiyor ve giyilmiyor. Para amaç değil, araçtır. Peygamberimiz’in israfla ilgili önemli bir sözü şudur: “İktisat eden zenginleşir, israf eden fakirleşir.” Yine Peygamberimiz: “Yiyip için, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının” buyuruyor. İsrafın olduğu yerde huzur ve bereket olmaz. Selam hidayete tabi olanlara…