Biçimin öne çıkması, içimizin boşluğuna işarettir. İçindekini dışına aksettiremeyenler bu yüzden biçime hamle yapar. Bu hamlelerin tek başına yapılması ise bireyselleşmenin bir göstergesidir. İçini düzeltme niyeti taşımayanlar görevleri gereği yükseldiklerinde, işleri düzeltmek isterken işlerin daha kötüye gitmesi bu yüzdendir. Çünkü düzelme, içtenlik ister. Düzelme gecikiyor, yetişmiş ideal insanın yeri doldurulmuyorsa, herkes kendini içten içe sorgulamalıdır.
Hareket insanın yer değiştirmesi değil, insanın kendini değiştirmesidir. Bu açıdan düzelme, bir makas değişikliğidir. Uçuruma doğru giden bir tren ancak makas değiştirerek uçurumdan kurtulabilir. Bunu sağlamak yerine vagon değiştirmek çözüm olmaz. İçimizi ve işimizi düzeltme noktasında bu makas değişikliğine ihtiyacımız var. Çünkü ruh ve beden gibi iki yönü bulunan insanın tek taraflı düşünmesi ve çalışması kazanç gibi gözükse de sonunda bu kazanç hem kendisine hem de topluma kaybettirmektedir.
Makas değişikliği ancak; “ben”den “biz”e yapılacak yolculuk neticesinde yaşanacak sosyalleşme ile başarılabilir. Bu hamle, eskilerin eskimez tabiriyle “cemiyet adamı” vizyonuna ve “adamlık” misyonuna atılacak bir adımdır. Ya bu adımı atarak içimize yapacağımız yolculuğu başlatacağız ya da içimize yapacağımız yolculuğu geciktirerek işimizi aksatacağız. Her gecikme yeni tamiratlara kapı açacağından, zararın neresinden dönülürse kârdır.
İçimiz dışımız bir olsun istiyorsak; içimiz-işimiz bir olmalıdır. İçi düzgün işi bozuk olanlar azimle işlerine sarılmalı, içi bozuk işi düzgün gözükenler işin özüne inmelidir. Hem içi düzgün hem de işi düzgün olanlar ise ruhlara ve gönüllere maneviyat aşısı yaparak, maddeten ve mânen boğulmak üzere olanlara el uzatmaya devam etmelidir. Çünkü “bu toprakların mayası kötülük tutmaz, iyileşeceğiz elbet”!
ÖNCÜLÜK
46. Genel kurulunu gerçekleştiren İlim Yayma Vakfı, gözünü ve gönlünü hakkın rızasına kilitleyenlerin bir ülkeyi nasıl dönüştürdüğünün göstergesidir. Bu rahle-i tedrisattan geçen nesiller, “ilim, irfan, insan” düsturuyla nice dönüşümlerin de müjdecisi olacaktır.
ÖNCELİK
“Değerler Eğitimi” başlıklı tüm eğitimler sadece Çanakkale’de gerçekleştirilmelidir. Çünkü değerler eğitiminin temeli Çanakkale’dir. “Zafer Anıtı”nı kalplere dikmenin, geçilmez olmanın başka yolu yok!