Bu ülkeye rahat yok.
Tam, bu Ramazan huzurla oruç tutulacak galiba denirken.
Geçim sıkıntısı, dar gelir, asgari ücret, düşük emekli maaşı; ülkenin rutini olduğundan onlar dertler arasında sayılmamakta bile.
“Bir lokma bir hırka” ile gıkını çıkarmamakta mazlum halk.
Ne ki yakın geçmişin gerilimi geç kalmıyor.
İttihat ve Terakki’den miras komitacılık, bir bakıyorsunuz tetiği çekmiş.
Gücü eline geçirenin halkı inim inim inlettiği,
Çok başların gittiği, can derdine düşüldüğü,
İsyanların anında, yerinde idamlarla susturulduğu,
İstiklal Mahkemeleri ile masum insanların bile iplerinin çekildiği, o kaos bitmiyor.
İtibar suikastı ile iktidarların alaşağı edilme süreci başlıyor.
Bir Ramazan günü irticayı gerekçelendirmek için şeyh Müslüm ile Fadime Şahin müsameresi iftar saatlerinde canlı olarak yayınlanmıştı.
MGK’da hesap sorulmuş,
Erbakan hükümetini düşürecek en büyük koz bulunmuştu.
Gerilimli gezi olaylarından sonra,
Bu kez belediye başkanları ve kurmayları gözaltına alınıyor, muhalefet partisinin başkanı insanları sokağa çağırıyor.
Zaten tansiyonu yüksek bir ülkeyiz.
Polisle gençler karşı karşıya kalıyor,
Karşılıklı yaralanmalar.
Taşlar yerinde durmuyor,
Kaldırımlar sökülüyor,
Polisten kaçanlar, İstanbul belediye binasının camlarını kırıp içeri giriyor.
Gezide de yaralılar Dolmabahçe Camisi’ne sığınıp orada tedavi edilmişlerdi.
Günlerce tartışılmıştı.
“Camiye ayakkabılarla girip halılara bastılar.”
Caminin müezzini, “Hayır basmadılar” demişti.
Yalan haberler, “Bebekli kadınlara saldırdılar” sosları ile servis edilmiş,
Gerilim ayyuka çıkmıştı.
Sonra kameralar incelenmiş, bebekli gelin tıngır tıngır ada gezintisinden dönmekteydi, yalan ortaya saçılmıştı.
Şimdi de gözaltıların ardından itirafçıların beyanları,
Muhalefet partisindeki kliklerin kendi adamlarına operasyon düzenlemeleri konuşulmakta.
Beykoz’da ve İstanbul büyük şehirde içeriden ihbarlarla başkanların gözaltına alındığı vurgulanmakta.
Medyaya akıtılan paralar anlatılmakta,
Aşırı zenginleşen siyasi aktörlere büyüteç tutulmakta.
Mantar gibi biten bir gecede değil bir saatte kurulan şirketlerle “al gülüm ver gülüm” ihalelerin kotarıldığı,
Her ihale ile yüzde onların, yirmilerin ilgili makamların hesabına gittiği,
Bu kirli çark, maalesef her partinin aktörlerini irinli girdabına çekmekte.
Neredeyse artık yeridir,
“Siyasete girmeyin, yanarsınız” fetvasının verilmesi.
Bu kadar mı tatlıdır para,
Her kesimden insanı; dindarını, muhafazakârını, solcusunu, sağcısını aynı anda cezbeden cerahat,
Bu kadar mı akılları baştan almakta ki,
Artık her gelen kutlu değerlerini unutup bir an önce dünyayı talan etmeye bakmakta,
Kesesini, kasasını, heybesini büyük bir açgözlülükle tepe tepe doldurmaya koşmakta.
Bu yüzden bu ülkede siyaset bitmiştir.
Kirlenmek istemeyen uzak durmalıdır.