Duyduk duyamdık demeyin seçim var

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim; 

Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.

“Milletin iradesine saygılıyız” gibi cümleler kuruluyor ya, bu cümleleri kuranlara kimse inanmıyor. İnanmıyor, çünkü Türkiye’de, millete güvenen yok ki iradesine hürmet edilsin. Millete güvenilmeyen bir yerde, milletin seçimine kim saygı duyacaktır. Başpehlivanı önceden ilan edilmiş bir güreş müsabakası, bir formalitenin yerine getirilmesinden başka bir anlam ifade etmez. 31 Mart 2019 seçimlerine, sanki böyle gidiliyor. Bu seçim, bu yeni dönemin ilk mahalli idareler seçimi olacak. AK Parti; bir devlet partisi görüntüsüyle bu seçimlere katılmaktadır. Çünkü AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanı’dır ve tek kişilik hükümettir. Bu sıfatlara sahip Erdoğan, hangi etiketiyle meydanlara inecektir? 31 Mart 2019 seçimlerine haliyle AK Parti, orantısız güç kullanarak giriyor. Seçmenleri etkilemek için her türlü devlet imkânını kullanmaktan çekinmiyor. MHP, Cumhur İttifakı cephesinin ikinci ve avantajlı partisidir. MHP de, sırtını devlete dayamıştır. MHP; hem devletin derinini, he de kendisini arkasına alarak seçimlere katılmanın avantajını kullanıyor. Yandaş medya ve yandaş mafya görevlerini kusursuz yapmaya çalışıyor. İşte size, Türk tipi bir seçim ortamı, hangi tarafından ele alırsanız alırsınız. CHP ve İYİ Parti de aralarında bir ittifak arayışı içersindedirler. Bu iki parti, şu anda, AK Parti ve MHP ittifakının hedef tahtası olarak seçimlere hazırlanıyorlar. Özellikle Bahçeli tarafından “şer” ittifak olarak itham ediliyorlar. Gerçi Erdoğan bunlara “illet” ittifakı dese de özellikle CHP’yi, “çöp, çamur, çukur” tanımlaması ile itham ediyor. HDP ise, seçimlere ülkenin ötekisi olarak katılıyor. Burada kafalar karışık, bir yandan AK Parti gibi, ABD stratejik ortaklığına sığınarak bir meşruiyet zemini ararken, diğer yandan Marksist ideoloji ile yeni bir siyasi kimlik inşa etmeye çalışıyor. Muhafazakâr ve dindar Kürtlerin HDP’den dışlandığı iddiaları, yaygın bir kanaat olarak ortalıkta dolaşıyor. Seçimlerle ilgili önemsenmesi gereken bir konu da, devlet destekli bütçeler ile partilerin seçimlere giriyor olmalarıdır.  2019 yılı bütçesinden AK Parti’ye 335 milyon 526 bin lira, CHP’ye 178 milyon 564 bin lira, HDP’ye 92 milyon 238 bin lira, MHP’ye 87 milyon 508 bin lira, İyi Parti’ye de 78 milyon 520 bin lira ödenecektir. Bu partiler, mahalli seçimlere, bütçeden alacakları bu mali katkılarla gireceklerdir. Bu seçimlere bu partilerden farklı olarak Saadet Partisi, bütçeden herhangi bir katkı almaksızın giriyor. Türkiye’de seçim var, duyduk, duymadık demeyin sakın ha…

 

SAADET’İN GÜCÜ

Saadet’in gücü, hakkı üstün tutmasında, nefis terbiyesini esas almasında ve de maneviyatçı olmasındadır. Saadet’in gücü, hidayete tabi olmasında, feraset ve dirayet sahibi olarak, olayları inancının hak ve adalet ölçülerine göre değerlendirmesinde ve hakkı dirayetle ifade etmesindedir. Saadet’in yolu; karalamak, kin ve nefret tohumu ekmek, çıkar ve menfaati gözetmek, yandaşa hizmet etmek, zalime koltuk değneği olmak yolu değildir. Saadet’in yolu; huzur barış ve kardeşlik, insan haklarını ve hürriyetleri korumak, adaleti ikame etmek, refahı yaygınlaştırmak, toplumun izzet ve onurunu korumak, kucaklaşmak, sevgi ve şefkat yoludur. Saadet demek, herkesin saadetini istemek demektir. Güneşe karanlık, hilale cehalet diyenler, dünya iktidarı için zalim karşısında boyun eğenler, Saadet’e Allah’ın inayeti ile zarar veremezler. Sıkıntı verebilirler, ancak yürüdüğü Adil Düzen yolundan alıkoyamazlar. Milli Görüş’ün-Saadet Partisi’nin üzerine beton döktük diyenler, bilsinler ki Allah, hakkı ve haklılığı ayakta tutmak için çalışan şuurlu bir topluğu var etmekten asla geri durmayacaktır. İnanmak başarmaktır. Onların, dağları yerinden oynatacak güçleri bile olsa, bu Allah’ın güç ve kuvveti karşısında bir anlam ifade etmez. 31 Mart 2019 seçimlerine, kendi imkânları ile katılan Saadet Partisi, helal bütçesi ile çok bereketli işlere imza atacaktır. “Ya Allah bismillah” şuuruyla yürüdüğü hak yolda, temsil ettiği manayı hedefine taşımanın heyecanıyla, daima ileriye koşacaktır. Bilinmelidir ki Saadet’in gücü, yolunda yürüdüğü hak ilahın kuvvet ve kudretine sığınmaktan gelir.

YALANIN SAADETİ OLMAZ

Yalan, Batı’nın karanlık dünyasında yol almaya çalışmaktır. Şeytan ve adamlarının hakkın yerine ikame ettiği “faizci kapitalist nizam” yalandır, hiledir, aldanma ve aldatmadır. Bu yolu geçmişte güya heybetli Nemrut’lar ve Firavun’lar, rantiyeci Karun’lar ve daha niceleri temsil ettiler amma yok olmaktan kendilerini kurtaramadılar. İlmini, batılın emrine verip, karanlığı, aydınlıktır diye satanlar, sadece rezil ve zelil olmakla kalmadılar, aydınlığı boğmak için kazdıkları kuyulara kendileri düştüler. Yalanın saadeti olmuyor. Yalana kulak verilmez. Yalana kulak vermek demek, AB’ye itibar etmek demektir. Yalana kulak vermek demek, ABD ve İsrail’e meyledip, stratejik müttefik edinmektir. Yalana kulak vermek, materyalist eğitim ile nesilleri hak yoldan uzaklaştırmak demektir. Yalana kulak vermek, faizden, kumardan, şaraptan, israftan, haram işlerden yarar ummaktır. Yalana kulak vermek, Allah’tan değil insanlardan korkmaktır. Ey millet, bilmiş ol ki yalanın saadeti olmaz. Yalana kulak verirsen domatesi 10 liraya, patlıcanı 13 lirayı, soğanı 11, sivri biberi 16, meyve ve sebzeyi ortalama 10 ile 15 liraya yersin. Bu pahalılığın tek sebebi faizci politikalar, israf, üretmeden tüketmek düzenidir. Bu kendiliğinden olmuyor. Bu, AK Parti zihniyetini inadına iktidarda tutmanın sonucudur. AK Parti ve Erdoğan “faiz dünya gerçeğidir” zihniyetinin yolcusudur. Buradan kurtulmanın tek çaresi vardır. Yalanı değil, “gerçeği” temsil eden Saadet Partisi’ni iktidara taşımaktır. 31 Mart 2019 seçimleri bu adımın ilk uygulaması olmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…