Duyarlık - Duvarlık

Abone Ol

Her toplumda olduğu gibi halkımızın da çok duyarlı olduğu veya olması gerektiği konular vardır. Bu konulardan bazılarının başlığını hatırlayalım:

İslam, Kur’an, sünnet, namaz, oruç, vatan, bayrak, ezan, cami, namus, aile, çocuk, ekmek, alın teri, helal rızık, insan hayatı ve bunun gibi…

Bu kavramlar bir ortamda veya diyaloglarda gündeme getirilirse herkes pür dikkat kesilir. Daha doğrusu dikkat kesilirdi.

Hatırlıyoruz, AKP iktidarının onuncu yılı mı neydi, Avrupa’da İslam’a karşı birileri bir eylem yapmıştı. İslam dünyası ayağa kalkmış, protesto eylemleri sokaklara taşmıştı. Türkiye’de ise sadece Milli Görüş camiası sokaklara çıkarak protestolarda bulunmuştu. Diğer duyarlı olması gereken çevreler ise suskunluğa bürünmüşlerdi. Bu konu o zamanın Başbakan’ı Erdoğan’a sorulmuştu. Şöyle bir cevap cümlesi kurmuştu:

“Biz on yıldır bir görev yaptık. Bu görev halkın gazını alma göreviydi. Böyle aşırı tepkilerin olmayışı bizim bu görevi başarıyla yaptığımızın ispatıdır.”

Bunun anlamı şudur:

Toplumumuzda herkesin duyarlı olduğu konularda halkın aşırı tepki vermesini önleme görevi yapmışlar.

Başka bir boyut:

Erbakan Hocamızın 40-50 yıl önceden beri, bugünler hakkında yaptığı öngörülerin bir bir gerçekleştiğini herkes kabul ediyor. Buna dair videolar ve yazılı dokümanlar ortada.

Saadet Partisi yöneticilerinin, sözcülerinin, Milli Görüş prensiplerine bağlı basın ve yayın organlarının dillendirdikleri veya dikkat çektikleri, müspet veya menfi sonuçlu tahminleri üç aşağı beş yukarı gerçekleşiyor. Haftada bir de olsa görüş beyan etme fırsatı olan bu kardeşinizin de on yıllardır dile getirdiği, dikkat çektiği tehlikeler de bir bir gerçek oluyor.

Bütün bunlara rağmen girişteki duyarlı olunması gereken konularda, AKP iktidarının yanlışlarını ve muhtemel sonuçlarını dile getirmek için yaptığımız uyarılar hiç ama hiç dikkate alınmıyor. Bunu iktidar yetkilileri açısından söylediğimiz gibi, ikili diyaloglarımızda da maalesef yaşıyoruz. Ahlaki, manevi, sosyal, ekonomik ve diğer konularda kötü gidişin felakete varan sonuçlar doğuracağından bahsedecek olsak, komşumuz, akrabamız, arkadaşımız ya da yeni tanıştığımız birileri ya hemen savunmaya geçiyor ya da duyarlık göstermek yerine duvarlık gösterircesine suskunluğa bürünüyor. Söylediklerimiz alarm çalar derecede önemli bile olsa tavır değişmiyor. Halbuki bundan önceki öngörülerimiz dikkate alınsaydı bu günkü çöküntüler yaşanmayabilirdi.

Örnek mi yok? Faiz konusu, zina konusu, lanetli fiiller ve faillerinin himayesi konusu, helal gıda konusu, rüşvet konusu, aile konusu, işsizlik konusu, ekonomi konusu, eğitim konusu, çocuk konusu, uyuşturucu, alkol, kumar alışkanlıkları konusu, borçlanma konusu, İslam Birliği konusu, dış işleri konusu, üretim konusu, daha aklınıza gelen bir sürü konu. Arşivlerimizi açın bakın, bu gün felaket olarak sonuçlarının etkisine girdiğimiz hemen hemen her konu. Bu konularda uyarılarımızı yapmışız, tahminlerimizi sıralamışız. Hiç oralı olunmadığı için bugün bu felaketleri maalesef yaşamaktayız.

Galiba biz de artık alıştık. İktidar yetkilileri ve destekçilerinin bizim duyarlı olunması gereken konularda yaptığımız uyarılara karşı duvarlı tavır takınılmasına alıştık gibi.

Maalesef gaz alınma ve ilik boşaltılma konusunda son derece başarılı olmuşlar. Alarm çığlıklarını bile duymaz olmuşlar.

Üzgünüz, şaşkınız, endişeliyiz…

TOPLUMUN DİLİ

Dün etkiliydik sesimiz çıkardı ama azdık,

Şimdi çoğuz, sesimiz, çıkmıyor, çünkü azdık!