Duvarsız Hapishane

Abone Ol

Herkes birbirini her gün görüyor. Her gün sabah kalkınca eller hemen telefona gidiyor. Her gün her saat oradalar. Saati dakikası saniyesi yok her an oradalar. Orada gönüllü bulunuyorlar. Kimse kimseyi zorlamıyor. Herkes kendisi orada yer alıyor. Herhangi bir savcılık kararı yok. Herhangi bir polis tarafından gözaltına alınmamışlar. Herhangi bir mahkeme kararı yok. Herhangi bir hâkimin kararı sonucu değil. Herhangi bir avukatın çok para alıp da davayı kazanması sonucu değil. Herkes gönüllü bir şekilde orada bulunuyor. Orada bulunmanın vakti saati yok. Gece gündüz her saat her dakika her saniye oradalar. Herkes birbirini istediği her an görüyor. Birbirine her şeyi söylüyor. Her şeyi yapıyorlar. Zaman sınırı yok. Adeta sonsuz bir şekilde oraya mahkûm edilmişler. Herkes gönüllü mahkûm. Herkes orada olmaktan adeta memnun. Vakit sınırı yok. Herkes vaktinin çoğunu orada geçiriyor. Şafak vaktini orada karşılıyorlar. Sabah güneşini orada görüyorlar. Sabah günaydınları orada. Merhaba efendim bugün hava güzel orada. Orada işe gidiyorlar, orada işten dönüyorlar. Hayırlı işler orada, hayırlı cumalar hakeza. Dostluklar orada düşmanlıklar orada. Orada yağmur yağıyor, kar yağıyor. Güneş açıyor orada. Orada ilkbahar yaz sonbahar kış geliyor. Bütün bunlar gerçek mi, hayır gerçek değil. Orada bulunan mahkûmlar gerçek sanıyor. Tek gerçek, vakitlerinin çoğunu orada geçirmeleri. Diğer olanların hepsinin gerçek değil sanal olduğudur. Herkes hem birbirini kandırıyor hem de kendini kandırıyor. Fili olarak yaşanmıyor orada. Orada olanların hiçbiri gerçek değil. Tek şey herkesin orada olması, gerçekte olmaması. Fiili olarak yaşamıyor duvarsız hapishanenin mahkûmları.

İnsan için en değerli şey nedir diye sorulsa sanırım aklı başında herkes vakit der. İnsanlar en değerli şeylerini sosyal medyada harcıyor. Ülkemiz soysal medya kullanımında dünyada ön sırada. Bu konu giderek artık bir sorun olmuştur. Herkes vaktinin çoğunu internette sosyal medyada harcıyor. İnsan için zaman çok kıymetlidir ve geri alınamazdır. Geçen zaman geri getirilemez. Bir insan ömrü belli saniye dakika saat gün ay yıl ve toplamından oluşur. Ömür sonsuz değil yani. Sonlu olan bir şeyi sanal olanda harcamak gerçekten insan için acizliktir. İnsan hayatı bu kadar değersiz değil. Her insan biriciktir ve hayatı da biriciktir. İnsanlar artık hayatını yaşamıyor sadece yaşıyor gibi oluyorlar sosyal medyada. Herkes birbirini her gün görüyor dedik ya kimse kimseyi görmüyor, orada görüyor gerçekte görmüyor. Gerçekte görmüyor ama orada gördüğü için gördüğünü sanıyor. Yüz yüze hiç görüşmemiş görüşmeyen hatta hiç görüşmeyecek olan insanlar orada birbirinin ismini resmini videosunu görüyor gerçekte görmediği halde gördüğünü sanıyor. İnsanlar bir sanıda yaşıyor. Yağmur yağmıyor ama yağmur videosundan yağmurun yağdığını gördüğünü sanıyor insanlar. Hâlbuki yağmurun yağdığını görmüyor. İnsanlar birbirini görmüyor ama gördüğünü sanıyor. Birbiriyle zamanında şahsen tanışmış olan insanlar bile yıllardır birbirlerini görmedikleri halde oradan gördükleri için birbirini gördüklerini sanıyorlar. Birbirlerini seven sayan insanlar yıllardır birbiriyle yüz yüze görüşmedikleri halde oradan görüştükleri için görüştüklerini sanıyorlar. Sosyal medyanın en büyük kötülüğü insanın vaktini almasıdır. İkinci en büyük kötülüğü ise sosyal hayatı bitirmesidir. Sosyal medya sosyal hayatı bitirdi. İnsanlar artık birbirleriyle yüz yüze görüşmüyor. Sosyal medyadan görüşmek insanlarda görüşmüş tatminliği oluşturuyor. Sanal tatminlik gerçek tatminlik ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bu çok kötü. İnsanlar insanları özlemiyor artık, hasret çekmiyor birbirine. İnsanlar birbiriyle yüz yüze görüşse yapılacak çok şeyleri varken sosyal medya görüşmesiyle yapılacakların hiçbiri yapılmıyor. Bu durum insan ilişkilerinden iş hayatına, ekonomiden siyasete, eğitimden kültüre her alanı olumsuz etkiliyor. Sosyal medya insanların hayatını değiştirdi. Gerçek dışı bir şey gerçeğin yerini alıyor. Hükümetler, bu hapishaneyi kapatmalı.

Gerçek ölürse insan da insanlık da zaten ölmüştür!